Yeni iddia: Bazı kanserlerin tespit edilmeden kalmaları daha iyi olur

0
288

Tartışmalı yeni bir araştırmada, Avustralya’da tanı konulan her 5 kanser vakasından 1’i kadarının tespit edilmeden kalmasının daha iyi olacağı iddia edildi.

Medical Journal Of Australia’da bugün yayımlanan çalışmada, ülkede tanı konulan melanoma vakalarının yarısından fazlasının, göğüs kanserlerinin yüzde 22’sinin ve prostat kanserlerinin yüzde 42’sinin asla bir soruna açmayacağı savunuluyor.

Hükümet kanser tarama programlarına kaynak sağlıyor ve birçok kişi ısrarla aile hekimlerinden cilt ve prostat kanseri kontrolü yaptırma talebinde bulunuyor.

Çalışmada, tüm bu fazladan kontrollerin hastaya hiçbir zaman zarar vermeyecek kanserleri ortaya çıkardığı iddia ediliyor.

Ve bunların tedavisi için cerrahiye ve kemoterapiye başvuruluyor-ki bunların kendi riskleri de beraberinde geliyor.

Kanser Konseyi CEO’su Profesör Sanchia Aranda, “Hayatı tehdit etmeyecek kanserler teşhis edilecektir. Fakat sorun şu ki hangi kanserlere aşırı tanı konulduğunu ve hangi kanserlerin gerçek bir tehdit oluşturduğunu her zaman bilmiyoruz. Bir kanserin teşhis edilmemesi ve bir kadının ölmesi, size zarar vermeyecek bir kansere tanı konulmasının zararından daha büyük bir kayıp olarak kabul ediliyor” dedi.

Olayı sayılara dökmek gerekirse, Bond Üniversitesi’nin öncülük ettiği ekip, 1982 ile 2012 arasındaki kanser oranlarını karşılaştırdı. Bu sürede kanser teşhis oranı yüzde 30 kadar artarken, kanserden ölüm oranlarını düştü.

Ekip, aşırı tanı konulan sadece 5 kanser üzerinde çalışma yaptı: göğüs, prostat, böbrek ve tiroid kanseri ve melanoma.

Yıllar içinde değişiklik gösteren risk faktörlerini hesaba kattıktan sonra araştırmacılar, kanserdeki artışın çoğunun doktorların daha fazla zararsız kanseri bulmalarıyla açıklanabileceği sonucuna vardı.

Diğer kanser türlerine aşırı tanı konulmadığı kabul edilerek-ki doğru da olabilir, olmayabilir de-araştırmacılar kadınlardaki tüm kanserlerin yüzde 18’ine ve erkeklerdeki kanserlerin yüzde 24’üne aşırı tanı konulduğu sonucuna vardı.

Göğüs kanseri taramasının özellikle güç olduğuna dikkat çekiliyor, çünkü doktorlar çoğu zaman kanserin zararsız mı yoksa hayatı tehdit ettiğini söyleyemiyor. Güvenlik açısından hepsine aynı tedavi uygulanıyor: Cerrahi ya da kemoterapi.

cancer screening ile ilgili görsel sonucu

Birleşik Krallık’ta kadınlara mamografi yapılmadan önce bir broşür dağıtılıyor.

Broşürde, tarama yapılan her 200 kadından 1’inin hayatının kurtulacağı belirtiliyor. Fakat bu kişilerden 3’üne asla belirti vermeyecek bir kanserden dolayı gereksiz ameliyat uygulanacağı vurgulanıyor. Sonunda da “tercih sizin” deniliyor.

Çalışmayı Bond Üniversitesi’nden Profesör Paul Glasziou yönetti. Uzman, cilt kanseri taramasındaki patlamanın, büyük sayıdaki zararsız benlerin çıkarılmasına yol açtığını belirtti. Uzman, bu operasyonların bir kısmının mali sebeplerle yapıldığını savundu, kanıt olarak da yeni açılan ben tarama kliniklerinin sayısına dikkat çekti.

Profesör Glasziou, “65 yaşındayım, prostatımı keserseniz yüzde 50 olasılıkla kanser bulursunuz ve bunların büyük kısmı kişinin hayatı boyunca bir soruna yol açmaz” dedi.

Araştırmacılar, aşırı tanıya karşı 2 çözüm önerisinde bulundu: Kanser için daha iyi testler geliştirme adına araştırma yapılması ve insanlara taramanın artıları ve eksileri hakkında bilgilendirme kampanyaları düzenlenmesi.

2015’te yapılan bir araştırmada, NSW’de 879 kadına aşırı tanı hakkında bilgi verildiği, ve bunlardan yüzde 74’ünün tarama düşündüğü belirlendi. Bu bilgilendirmenin yapılmadığı kadınlarda ise tarama planlama oranı yüzde 87 olarak belirlendi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here