Y. Zelanda Teröristin Manifestosuna Yasağı Tartışıyor: Yasak Ters Teper mi?

0
222

Yeni Zelandalılar, Christchurch katliamlarının faili Avustralyalı teröristin 74 sayfalık manifestosuna baş denetçi tarafından getirilen yasağı tartışıyor.

Manifestoya dün getirilen yasakla birlikte, bilgisayarında bu belgeyle yakalanan bir kişi 10 yıl, belgeyi gönderen bir kişi ise 14 yıla kadar hapisle yargılanabilecek.

Yeni Zelanda, yasağı hem ifade özgürlüğünün sınırları açısından, hem de yasağın belgeye ve teröriste getirebileceği esrarlı hava sayesinde daha çok ilgi çekmesi yönünden tartışıyor.

Aynı zamanda birçok yerel basın kuruluşu, Başbakan Jacinda Ardern’in teröristin adını anmama kararından sonra aynı şekilde katilin adını verip vermeme konusunda da tartışıyor.

Bazı yönlerden teröristin manifestosunun adamın karakter ve düşüncelerini yansıttığı, oysa Dunedin’deki komşularının ve gittiği spor salonunda kendisiyle tanışanların teröristle ilgili dikkat çekici hiçbir şey hatırlamadığı belirtiliyor.

Baş Denetçi David Shanks, teröristin manifestosunun çocukları öldürmek gibi inanılmaz zalimlikteki eylemlere gerekçeler içerdiğini ve terör eylemlerini teşvik ettiğini, hatta hedef alınacak belirli yerlere işaret edip saldırı düzenlemek için metotlar anlattığına dikkat çekti.

Shanks, belgeyi yasaklarken kendisi ve ekibinin manifestoya daha fazla dikkat çekme olasılığı konusunda endişe ettiklerini de belirtti. Fakat denetçi sonunda belgeyi IŞİD gibi terör örgütlerinin propagandasını yasakladıkları gibi ele almaları gerektiğine karar verdiklerini söyledi.

Shanks, daha önce de katilin katliam sırasında kaskına taktığı kameradan çektiği canlı yayın videosuna benzer bir yasak getirmişti. Denetçi, araştırmacı ve gazetecilerin her iki yasaktan da muaf tutulmak için başvurabileceğini belirtti.

Öte yandan ifade özgürlüğü savunucuları videoya getirilen yasağı sorgulamazken, manifestonun yasaklanmasının fazla ileri giden bir adım olduğunu söylüyor.

İfade Özgürlüğü Koalisyonu avukatı ve sözcüsü Stephen Franks, “Komplo teorilerine hiç yer bırakılmadığında, saklanacak bir şey olmadığında, insanlar birbirine ve liderlerine daha fazla güven duyarlar. Kendi sonuçlarını çıkarmaları ve içindeki kötülüğü ve çılgınlığı görmeleri konusunda insanlara güvenmek yerine, bu şeyleri baskılamanın zararı ve riskleri daha büyük” dedi.

Franks ayrıca yasaklanana kadar manifestoyu okuma konusunda hiç ilgi duymadığını da belirtti. Şimdiyse meraklandığını, çünkü artık onun “yasak meyve” olduğunu ve başkalarının da aynı şekilde düşünebileceğinden endişe ettiğini söyledi.

Franks, Yeni Zelandalılar Adolf Hitler’in otobiyografisi “Mein Kampf”ı serbestçe okuyabilirken, manifesto yasağının bir anlamı olmadığını savundu.

Başbakan Ardern’in teröristin adını anmama yemininin ardından bazı basın kuruluşları da aynı yolu takip ediyor. Haber websitesi Stuff, dün terörist hakkında 1800 kelimelik bir profil yayımladı ve adını bir kez bile yazmadı.

New Zealand Herald da terörist hakkında bir profilin yanı sıra Ardern’in duruşunu içeren bir başyazı yayımladı. Başyazıda, “Teröristin adını en az sayıda anacağız” denildi.

Haber kuruluşları, Avustralyalı teröristin avukatını azledip kendisini savunacağını söylemesinin ardından, duruşmalarını beyaz milliyetçi görüşlerinin reklamını yapmak için bir konuşma kürsüsü haline getirmesinden endişe ediyor.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here