Toplumsal Bakış: Yaşatma İdeali ve İnanılmaz Performans

0
513
Lakes Entrance (Victoria)

Kimi okurlar belki de seçtiğim başlık ve görsele bakınca direk tepki olarak yazımı okumaya bile değer bulmayacak, kimileri ise kendi bakış açılarıyla uyumlu olduğunu düşünüp hiç vakit kaybetmeden dikkatle sonuna kadar okuyacak.

Victoria Başbakanı Daniel Andrews

Umarım her bir Avustralyalı toplum bireyimiz -özellikle de Victoria sakinleri- zamanın çoğumuz için daha geniş olduğu şu korona günlerinde 10-15 dakikasını ayırıp bu yazının tamamını okur ve üzerinde birazcık da olsa kafa yorar.

Tabi, burada şunun da altını çizmekte kesinlikle yarar var: Herkesin farklı düşünmesi, hissetmesi gayet doğaldır, güzeldir, olması gerekendir ve buna sonuna kadar saygı duymak icab eder. Benim buradaki görüşlerime katılırsınız veya katılmazsınız, bu elbetteki tamamen sizlerin takdiridir. Sonuçta aşağıda ifade etmeye çalışacaklarım, aranızda yaşayan bir kardeşinizin pandemi sürecinde yaşanan gelişmeleri ve hususen Victoria’daki Covid-19 kısıtlamalarını kendi dar penceresinden okumaya, anlamaya ve yorumlamaya çalışmasından öte bir şey değildir. Umarım topluma, yaşadığım ülkeye küçük de olsa bir faydası dokunur veya en azından Victoria eyaletinde iktidarda bulunan hükümeti, özelde de Başbakan Daniel Andrews’u verdiği  kritik kararlardan dolayı çok ağır eleştirilerin de ötesinde, kendisine diktatör ve megaloman gibi çirkin ve bana göre hiç de hak etmediği şekilde yakıştırmalarda bulunanlara, sosyal medya mecralarında hakaretler savurup yerden yere vuranlara ya da başkalarını ona karşı kışkırtanlara bu tutumlarını bir kez daha ama objektif bir şekilde gözden geçirmelerine katkı sağlamış olurum.

Bu arada şahsımı, Daniel Andrews veya partisinin taraftarı veya eskiden beri sıkı savunucusu biri olarak değerlendirmemenizi de sizlerden özellikle istirham ediyorum.

Koronavirüs krizinin tüm dünyada olduğu gibi Avustralya’da da çok hayati ve öncelikli bir mesele haline geldiğini, bu nedenle partiler üstü görülmesi gerektiğini, yani probleme çözüm üretme noktasında muhalefetiyle iktidarıyla ilgili kim varsa bütün paydaşların samimi duygularla taşın altına elini koyup işbirliği yapmasının gerekli hatta zaruri olduğunu düşünenlerden biriyim.

Evet bu girişten sonra şimdi konu hakkındaki duygu ve düşüncelerimi sizlere daha net olarak açmaya başlayabilirim sanırım.

Victoria’daki tüm kısıtlamaların bir an önce kaldırılmasını, tüm iş yerlerinin ve okulların açılmasını, kısacası hayatın eskiden olduğu gibi normal doğal akışına geri dönmesini istemeyen yoktur aramızda. Yanılıyor muyum? Hepimizin gönlünde bu yatıyor olsa da ben şuna kalben inanıyorum ki, herkesin kavuşmak istediği ama henüz ne kadar uzağında olduğumuzu ne yazık ki tam kestiremediğimiz o güzel günlere ulaşmayı bir kişi bence hepimizden de daha çok istiyor. Daniel Andrews… Çünkü kriz boyunca çok yoğun bir şekilde mesai yapan bu kişinin üzerinde inanılmaz bir baskı ve stres olduğu kesin. Ayrıca ikinci dalgayla beraber haftanın 7 günü günlük bilgilendirme için bizzat kendisi çıkıp canlı yayında en az yarım saat veya bir saate yakın konuşma yapıyor ve gazetecilerin sorularını cevaplamaya çalışıyor. Belki üst üste en az 60 gün bunu hiç aksatmadan götürdü, götürmeye devam ediyor. Bu cidden kolay bir şey değil. Omuzlarında ağır yük ve sorumluluk olan böyle birinin geceleri rahat bir uyku bile uyuyamayacağını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

Victoria eyaletinde çok sert ikinci dalga patlak verdikten sonra hükümet de koronavirüsle etkin şekilde savaşmak ve bu virüsün belini kırmak için yasal yetkilerini kullanarak kırsal Victoria hariç eyalette 13 Eylül 2020 tarihine kadar sürecek olan 6 haftalık Stage 4 kısıtlamalarını devreye sokarak olağanüstü hal ilan etti. İlan edilen OHAL, Victoria’da eşi benzeri görülmemiş çok katı kısıtlamalar anlamına geliyordu. Zorunlu olmayan tüm iş yerlerinin kepenk indirmesiyle on binlerce hatta yüzbinlerce insan bir an da işsiz kaldı, okullar kapatıldı, evlerden dışarayı çıkmak -bazı istisnalar dışında- yasaklandı veya süre ve mesafe şartı getirildi.

Bu tarz bir OHAL kararıyla çok büyük bir sorumluluğun altına girmek ve başta ekonomik bedel olmak üzere psikolojik, sosyolojik ve yahut daha pek çok alanda belki yıllarca sürecek ağır yan etkilerinin olacağını bile bile bunu göze almak inanınız çok zor ve çetin olanı seçmekti. Ve Andrews kolaycılığa kaçmadı, eyalete daha doğrusu ülke ekonomisine devasa bir yara açılacağının alenen bilinmesine rağmen önce ekonomi gelir demedi, önce insan yaşamı dedi ve adımlarını yaşatma ideali temelinde bu minval üzere geliştirdiği bir strateji üzerine bina etmeye çalıştı. Yani Şeyh Edebali’nin de asırlar önce “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünde olduğu gibi insanı yaşatmayı ve insana değer vermeyi ön plana çıkardı.

Ayrıca anti parantez burada tam da yeri gelmişken bir hatırlatma yapmadan da geçemeyeceğim. Malum olduğu üzere her yıl dünyada en yaşanılabilir şehirler sıralaması yapılır. Melbourne şehrinin bu sıralamalarda karnesine bakacak olursanız gerçekten çok parlak olduğunu görür ve başka dünya şehirlerinin buraya gıpta ile baktığını düşünebilirsiniz. Bir şehir üst üste 7 defa dünyanın en yaşanılabilir şehri seçiliyorsa bu sonuca bir tesadüf diyemeyiz tabiki. Bana göre elde edilen bu başarıları, yaşadığımız eyalette temelde insan yaşamını ve hayat kalitesini ön plana alan bir yönetim anlayışının doğal sonucu olarak okumak gerekir diye düşünüyor ve OHAL kararını da kısmen bu anlayış ruhuyla ilişkilendiriyorum. Bunun kıymetini bilelim.

Hatırlayınız, ikinci dalga ile birlikte günlük 700-800’lü vaka sayılarını görür hale gelmiştik. Oldukça ürkütücü olan bu durumla karşılaşınca acaba bu gidişle Avustralya da İtalyalaşır mı soruları bile akıllara gelmeye başlamıştı. Victoria Hükümeti’nin sıkı tedbirleri devreye girince ve etkisini göstermeye başlayınca vaka sayıları uzmanların da beklentilerine uygun şekilde belli bir süre sonra daha stabil hale geldi ve sonrasında da giderek düşmeye başladı. Örneğin son 4 günde 150’nin altında kalan günlük yeni vaka sayısına bakacak olursak mevcut durumu daha iyi analiz edebiliriz. Yani uygulanan etkin stratejinin çalıştığını görüp bundan dolayı sevinelim ama belli bir mesafe almış olsak da mücadelenin henüz sona ermediğini ve aynı azim ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini de asla unutmayalım. Eğer ikinci dalga sonrası Stage 4 kısıtlamalarına geçilmeseydi günlük vaka sayılarını yüzlerle değil binlerle, vefat sayılarını da onlarla değil yüzlerle telaffuz edecektik belki de. Hastaneler yükü kaldıramaz hale gelecekti, yüzlerce sağlık çalışanı koronavirüse yakalanacak veya vefat edecekti. Örnekleri dünyada var. Bunu yaşasaydık ne kadar korkutucu olurdu öyle değil mi? Ama kısıtlamalar sayesinde şükürler olsun ki öyle bir durumla karşılaşmadık, inşallah karşılaşmayız da. Zaten Victoria’da son bir haftada aktif vaka sayılarının sürekli düştüğünü gösteren aşağıdaki rakamlar bize doğru bir istikamet üzere olduğumuzu göstermiyor mu?

Hükümet, işlerini kaybeden veya 6 hafta dondurmak zorunda kalan vatandaşları maddi anlamda mağdur etmedi, onlara düzenli olarak ödemeler devam ediyor. Hatta test yaptırıp evde kalan kişilere bile test sonucu gelene kadar ödeme yapılıyor. Bunun yanı sıra eyalette ekonominin çarklarının da yavaşlamasıyla çok ciddi bir ekonomik fatura ortaya çıktı. Ama hükümet, krizin maddi boyutuna takılmadı ve önce insan dedi. Dünyanın kaç ülkesinde böyle bir uygulama var diye de düşünmek lazım. Başta Amerika, gelişmiş Avrupa ülkeleri ve Türkiye’de dahil olmak daha pek çok ülkede salgının kontrolden çıktığı ve binlerce cana mal olduğu ayan beyan ortada. Daha birkaç gün önce Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Açıklanan vaka sayıları ve diğer oranlara bakacak olursak şu anda bulunduğumuz noktada salgın kontrolden çıkmış durumda” sözleri acı durumu zaten teyit etmiyor mu? Kimi ülkeler vaka veya ölüm sayılarını gizlese ya da düşük açıklasa da artık mızrak kabına sığmaz hale gelmiş.

Otel karantina meselesini atlamak olmaz. Orada yapılan yanlışlar, hatalar, ihmaller, dikkatsizlikler artık adına ne dersek diyelim, ikinci dalganın başlamasına temel dayanak oldu. Bunun üzerine tabiki sonuna kadar gidilmeli, aynı şeylerin tekrarlanmaması için gereken dersler alınmalı ve sorumlular hakkında gereği neyse yapılmalı.

Ancak şu an geriye dönüp otel karantinasında yaşanmasını istemediğimiz şeyleri düzeltmemiz maalesef imkansız. Seçim zamanı geldiğinde hükümetin krizi yönetimindeki performansını sadece otel karantinası üzerinden değil de krizin başından sonuna kadar topyekün bir şekilde değerlendirelim ve genel olarak yöneticileri başarısız buluyorsak onlardan da sandıkta bunun hesabını mutlaka ama mutlaka soralım. Ama şu an kriz devam ederken ve ümit veren sonuçlar alınmaya başlanmışken otel karantinasına takılıp da hükümete savaş ilan etmenin bence hiçbirimizin lehine olumlu sonuçları olmayacaktır.

Ayrıca OHAL meselesine de değinmek isterim. Daniel Andrews, eğer meclisten OHAL’i uzatma yetkisi alırsa kısıtlamaların “mümkün olan en hafif dokunuşla, yalnızca gerekli olan ve gerekli olduğu sürece” uygulanacağını ifade ediyor. Bu detayı gözden kaçırmamak lazım. Yani Andrews meclisten şayet 6 aylık veya 12 aylık bir uzatma yetkisi almış olsa bile kısıtlamaların şu anki Stage 4’da olduğu gibi yüzde yüz aynen bu haliyle sert uygulanacağı şeklinde düşünmememiz gerekiyor.

Önümüzde duran Yeni Zelanda örneğini de bakmak lazım. Ülkede 102 gün vaka görülmeyince virüsü yendiler haberleri düşmüştü dünya medyasına. Ama bugün Yeni Zelanda yeniden teyakkuz haline geçti, hiç beklenmedik şekilde yeni vakaların tespit edilmesiyle. Yani diyeceğim o ki, koronavirüsü hafife almadan ve gerektiğinde sıkı tedbirler uygulayıp kurallara uyarak yenebiliriz ancak. Aşı bulunamadığı sürece başka bir alternatif de maalesef mümkün gözükmüyor. Evet, evlerde hepimiz bunaldık, sıkıldık ama hükümet ve vatandaş olarak bazı ülkelerin düştüğü hata gibi kendimizi salıverirsek insan kayıplarımız emin olun katlanacaktır. Aşağıdaki tablo, bakanı ürkütmüyor mu?

30/8/2020 tarihi itibariyle dünyada en fazla ölüm yaşanan ilk 10 ülke. Kaynak: www.worldometers.info

Özetle, başında Daniel Andrews’ün bulunduğu Victoria Hükümeti’nin krizle mücadelede belirlemiş olduğu ve emin adımlarla yürüttüğü stratejik bir yol haritası var. Adımlar bu haritaya göre atılıyor. Hedef, vaka sayılarını sıfırlamak veya en asgari seviyelere çekebilmek. Son günlerde gelen rakamlara da bakınca ben şahsen hükümetin bu stratejisinin çok başarılı olduğunu düşünüyor ve önümüzdeki günlerde veya haftalarda daha da güzel neticeler alınacağına yürekten inanıyorum.

Kaya Kılıç

*Yazarın “Toplumsal Bakış” adlı köşede çıkmış önceki makaleleri

1. Tavşan Dağa Küsmüş, … 
2. Çok Şey Kaçırdınız!
3. Avustralya ve Yaşam (1)
4. Avustralya ve Yaşam (2)
5. Avustralya ve Yaşam (3)
6. Nasihat İstersen Ölüm Yeter!
7. Koronavirüs Krizi Tırmanıyor: Avustralya Askeri Kışladan Çıkar mı?
8. Koronavirüsü Hume Sınırları İçerisinde Boğma Vakti Gelmedi mi?


Avustralya Postası üzerinden siz de yazılarınızı paylaşabilirsiniz. Gönüllü yazarlık başvuruları devam ediyor. Başvuru linki ve detaylar için buraya tıklayınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here