Toplumsal Bakış: Koronavirüsü Hume sınırları içerisinde boğma vakti gelmedi mi?

0
486
Lakes Entrance (Victoria)

Başlığa bakıp da ‘bu o kadar kolay mı sanki’ diyebilirsiniz. Evet bu konuda yüzde yüz haklısınız. Bu iş hiç de kolay değil, ne burada ne de virüsün vurduğu dünyanın herhangi bir noktasında. Ancak etkin ve kararlı bir mücadele ile imkansız da değil. Bu mücadele yetkili devlet birimlerince halihazırda zaten yapılıyor olsa da çıplak gözle göremediğimiz bir virüsün başını ezip istenilen neticeye ulaşmada, Hume başta olmak üzere virüsün eyalet çapında artış gösterdiği Moreland, Brimbank, Darebin, Cardinia ve Casey sakinlerinin normalden daha fazla bu işe omuz vermesi artık bir ihtiyaç olmaktan çıkmış zarurete dönüşmüştür.


Can sıkıcı bir durum

Son günlerde Victoria’da Covid-19 vaka sayısındaki dikkat çekici ve endişe verici artışla beraber eyalette hatta ülke çapında gündeme gelen yerlerden biri de maalesef Hume bölgesi oldu. Maalesef diyorum çünkü bilmeyenler olabilir; Hume, yaklaşık 150 bin kişinin ikamet ettiği, Avustralya’da Türk nüfusunun en fazla olduğu Broadmeadows, Dallas, Meadow Heights, Roxburgh Park gibi semtleri içine alan, özellikle Ortadoğu ülkelerinden gelen göçmenlerin de yoğun olarak yaşadığı, şehrin kuzey istikametinde bulunan banliyölerinden birisi. Bu bölgenin son günlerde virüs haberleriyle anılıyor olması tabiki toplumumuz için hiç de hoş olmayan, can sıkıcı bir durum haline geldi. 

Sosyal medyada farklı görüşler 

Geçenlerde bu konu hakkında yapılan sosyal medya yorumlarına göz atıp toplumun nabzını yoklamak istemiştim. Ağırlıklı bir kesim bazı yerel ve ulusal gazetelerde çıkan haberlere göre virüsün yayılmasının Müslümanlara fatura edildiğini, bunun bir ayrımcılık olduğunu ve Müslüman toplumun özellikle hedef gösterildiğini düşünüyor. Bununla beraber kimileri de söz konusu bölgelerde yaşayan sakinlerin sosyal mesafe kurallarına fazlaca dikkat etmeyip hafife aldıkları için vaka sayılarında ani bir artış yaşanmış olabileceğini dile getiriyor. Duyguları bir kenara bırakıp olaya daha bütüncül ve objektif bakacak olursak bu iki görüşte de haklılık payı olabilir. Ancak Müslümanların özellikle hedef gösterildiği görüşüne şahsen katılmıyorum. Bu hususta yanılıyor da olabilirim. Ancak ben bu iki görüşten ve uzayabilecek tartışmadan ziyade bu yazımda asıl gözden kaçırmamamız gereken önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. 

Farz edelim ki ortada art niyetli bir yaklaşım var ve Müslüman toplum virüsün aniden tırmanışa geçmesinde önemli bir rol oynadı. Peki böyle bir şey gerçekten varsa bizim bunu bertaraf edip ellerindeki aleyhimize olan propaganda malzemesini ortadan kaldırmamız gerekmez mi? Bu da kendiliğinden olmayacağına göre tedbirlere sıkı sıkıya sarılıp virüsün belini kırmak ve rüzgarı yeniden tersine çevirmek için yediden yetmişe topyekün mücadele etmeli değil miyiz?

Turnbull gibi Morrison da Ramazan Bayramı mesajıyla bütün Müslümanları kucaklamıştı

Hatırlayanlar olacaktır. Bir önceki başbakanımız Malcolm Turnbull ilk defa federal parlamentoda Müslümanlar için iftar vermiş ve Müslümanları onore eden harika bir de Ramazan mesajı yayınlamıştı. Aynı şekilde Scott Morrison’dan da bu yıl Ramazan mesajı geldi ve özellikle Covid-19 ile mücadelede Müslüman toplumu öven ifadeler kullanıldı. Peki ne demişti Başbakan Morrison? “Avustralyalı Müslümanlar, tıpkı tüm Avustralyalılar gibi yakın zamanlarda büyük fedakarlıklarda bulundular. Bunu gönüllü olarak yaptınız ve fedakarlık yoluyla inancın sevgisini göstererek birbirimizi korumak için çok daha fazlasını yaptınız.”

Bu iki başbakanın demeçlerine ve ülkenin genel çokkültürlülük politikasına baktığımızda Avustralya’nın dil, din, ırk fark etmeksizin bütün vatandaşlarına eşit mesafede ve kucaklayıcı bir ülke olduğunu rahatlıkla anlamak mümkün. Ancak şunu da belirtmeden geçmeyelim. Dünyanın her yerinde derecesine göre bir insana karşı dinine, kimliğine, rengine, ırkına göre dışlama hastalığı olabilir, bunun hiç olmadığını söylemek gerçekci olmaz. Ama şayet dışlama en çok hangi ülkelerde oluyor şeklinde bir liste hazırlanmış olsaydı Avustralya bu listenin başlarında değil en sonlarında yer alırdı diye düşünüyorum. O bakımdan yaşamakta olduğumuz bu ülkenin kıymetini bilip hakkını teslim etmemiz gerekir.

İki yanlış bir doğru etmez

Malum olduğu üzere 6 Haziran günü Melbourne şehir merkezinde onbinlerin katıldığı “Siyahi Hayatlar Değerlidir” (Black Lives Matter) adı altında protesto gösterileri olmuştu. Eyalet Hükümeti bu konuda epeyce eleştirildi. Eleştirenlerden biri de benim. Virüsün aramızda olduğu bir zamanda o gösteriye izin verilmesi bana göre de çok yanlış bir karardı. Ancak o yanlış uygulamanın üstünü örtmek için virüsün eyalette yeniden yayılmasının faturası Müslümanlara kesilmek isteniyor çıkarımında bulunmak da bana göre yanlış bir bakış acısı.

Daha katı yasaklar gelebilir

Devletler ruhsuz değildir, vatandaşına karşı elbette şefkatlidir. Ancak hani daha çok Türk dizi veya filmlerinden aşina olduğumuz bir tabir vardır ya: “Beni zor kullanmaya mecbur etme” Devlet, “ne iş, ne alışveriş, ne spor, ne de başka bir şey. Bu haftasonu Hume bölgesinde yaşayan hiçkimse evinden dışarı çıkmayacak” der mi? Yüzde bir ihtimal de olsa böyle bir şey diyebilir. Devleti bu tür herkesi zora sokabilecek adımlar atarak zor kullanmaya mecbur etmemek, işini daha kolay yapması ve ülkemizin ve tüm insanlığın bir an önce düze çıkması için kulağa da hoş gelen “devlet millet elele” sloganına uygun, tam bir işbirliği içinde kurallara harfiyen bağlı kalmaya çalışmak bu süreçte biz vatandaşların atacağı en mantıklı adımlardan biri olacaktır. 

Kişisel hijyende Türk toplumu çok ileri seviyede ancak sosyal mesafeye dikkat!

Kişisel hijyen konusunda Müslümanların daha da özele inecek olursak Türk toplumunun bir sıkıntısı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Sanırım pekçok kişi de bu konuda benimle hemfikirdir. Eğer varsa bir sıkıntı ya da eksiğimiz, o da fıtraten daha duygusal ve sıcakkanlı bir toplum olduğumuz için kimi zaman sosyal mesafeyi iyi ayarlayamamış olmamazdır diye düşünüyorum. Bu konuda göstereceğimiz daha fazla hassasiyetin mutlaka ama mutlaka işe yarayacağını lütfen her daim hatırımızda tutalım.

Bir kişiden ne çıkar demeyin

Bu yazıyı yazıp da kurallara uyma noktasında en azından kendimle çelişmemem için benim de artık kendimi daha fazla zorlamam gerekiyor. O yüzden bu işe önce kendimden başlamak istiyorum. Bu virüsün hızla yayılmasında bir kişinin bile etkisi çok çok önemli. Neden diyecek olursanız cevap olarak Covid-19’un Wuhan’da sadece bir ya da birkaç kişide ortaya çıktıktan sonra milyonlarca kişiye yayılıp tüm dünyayı nasıl esir aldığı gün gibi ortada duruyor.

Vites yükseltme zamanı

Yazı başlığına tekrar dönecek olursak virüsü Hume sınırları içerisinde boğma vakti geldi ve bu elbette ki mümkün. Bunun için hepimizin kurallara sıkı sıkıya sarılıp artık hayat memat meselesine dönüşen bu hususta asla rehavete kapılmadan, mücadeleyi ısrarla sürdürmemiz ya da en azından hangi tedbiri uyguluyorsak devamlı onun bir fazlasını yapmaya gayret etmemiz gerekiyor. Tabiki bu sadece Türklerin çabalarıyla değil, bölgede yaşayan başta Arap toplumu olmak üzere diğer etnik gruplardaki özellikle toplumda nazı sözü geçen kanaat önderi konumundaki kişilerin de aynı hassasiyeti gösterip taşın altına ellerini koymalarıyla gerçekleşecektir. Vesselam..

Kaya Kılıç

*Yazarın “Toplumsal Bakış” adlı köşede çıkmış önceki makaleleri

1- Tavşan Dağa Küsmüş, … 

2- Çok Şey Kaçırdınız!

3- Avustralya ve Yaşam (1)

4- Avustralya ve Yaşam (2)

5- Avustralya ve Yaşam (3)

6- Nasihat İstersen Ölüm Yeter!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here