Toplumsal Bakış – Koranavirüs Krizi Tırmanıyor: Avustralya Askeri Kışladan Çıkar mı?

0
501
Lakes Entrance (Victoria)

Bilindiği üzere geçtiğimiz yılın Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde koronavirüsün yol açtığı bulaşıcı hastalık ilk kez tespit edildi ve aradan geçen birkaç ay içerisinde virüs dünya genelinde hızla yayılarak insanlarda büyük bir korku, endişe ve paniğe yol açtı. Çaresi henüz bulunamadığı için bir türlü durdurulamayan bu hastalığın Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da küresel bir salgına (pandemic) dönüştüğünün resmen ilan edilmesiyle ülkeler de birbiri ardına sokağa çıkma yasağından ticari faaliyetlerin askıya alınmasına varıncaya kadar bir dizi sert tedbirler almak zorunda kaldılar, kalıyorlar.

Şu an itibariyle baktığımızda yeni tip koronavirüs yani Kovid-19 salgınıyla mücadele, tüm dünyanın birinci önceliği haline geldi ve uzun bir süre daha -tedavisi bulunsa bile- başta ekonomi alanında olmak üzere meydana getirdiği çok ağır tahribatlar ile birçok mecrada sebepleriyle ve sonuçlarıyla konuşulmaya devam edilecek. Zira Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Genel Sekreteri’nin koronavirüs salgınının yarattığı ekonomik şokun şimdiden 2008’de tüm dünyada yaşanan finansal krizden daha büyük bir hale geldiğini ve dünyanın en büyük ekonomilerinin önümüzdeki aylarda resesyona girebileceğini ilişkin açıklamaları mevcut.

Ekonomi bahsini şimdilik bir kenara koyup devletlerin savaş, doğal afet veya şu an giderek ülkemiz Avustralya ve tüm dünyada daha fazla hissetmeye başladığımız salgın gibi nedenlerle ya da hiç öngörülemeyen bir başka krizden dolayı öncelikle vatandaşlarının can ve mal güvenliklerini temin etme ve oluşan olumsuz şartları en kısa sürede ortadan kaldırmaya yönelik görev ve sorumluluklarına kısaca değinmek istiyorum.

Bütün devletlerin vatandaşlarına karşı -teşbihte hata olmaz- sanki bir anne şefkatiyle bakan bir yüzü olduğu gibi bir de olağanüstü durumlarda ve şartlar gerektirdiğinde ülkenin dolayısıyla yine kendi vatandaşlarının âli menfaatleri için çok asık bir yüzü de olabilir. Bu irade yani devlet denilen yapı gerekirse kontrolü tamamen elinde tutmak için çok sert ve etkin önlemleri almaktan da asla çekinmez.

Koronavirüs salgını nedeniyle içinden geçmekte olduğumuz bu zor zamanlarda birkaç örnek üzerinden diğer ülkelerin aldığı önlemlere önce bir göz atalım ve sonra da özelde Avustralya’da durum nedir, nereye varabilir üzerine birlikte biraz kafa yoralım.

İngiltere

Önce “sürü bağışıklığı” kazandırılması yöntemi uygulanan ancak vaka sayısının hızla artmasıyla bundan vazgeçilen ülkede, alınan tedbirler geç de olsa acilen uygulamaya konuldu. Orduya ait özel birliklerin şehirlere inmesine karar verildi. İngiltere Kraliyet Ordusuna bağlı Tıbbi Birlikler, hastaneleri ve yağmalamalara karşı marketleri korumakla görevlendirildi.

ABD

Başkan Donald Trump, New York, Washington ve California’nın “büyük felaket ilanı” talebini onayladı. New York, Washington ve California’da ulusal muhafızlar devreye sokuldu. Ayrıca şiddete bulaşmamış yaşlı mahkumların serbest bırakılması üzerine düşünülüyor. Bazı eyaletlerde okullar kapatılırken bazılarında da üniversiteler internet üzerinden ders vermeye başladı.

Romanya

Hükümet, koronavirüs salgını kapsamında alınan önlemlere uymayan ve bu nedenle bir başkasına virüs bulaştırıp ölümüne yol açanların 15 yıl hapis cezasına çarptırılacağını duyurdu.

Yeni Zelanda

Koronavirüsün yayılmasını önleme adına ülkede olağanüstü hal ilan edildi. Tüm zorunlu ihtiyaç olmayan işletmeler ve hizmetlerin, en az 4 haftalığına kapanmasına ve buralarda çalışanların evlerinde kalmalarına karar verildi. Okulların sadece zorunlu hizmetlerde ve toplu taşımada çalışan anne babaların çocukları için açık kalması kararlaştırıldı. Belirlenen kuralları uygulama noktasında ordu birlikleri göreve davet edildi.

Türkiye

İçişleri Bakanı, maske stok yapan firmalarla ilgili çıkış yaparak; “Bazı maske üreticileri maskeleri depolarında tutup bakanlığa satmıyorlar. Bu sabah 08:00‘de eş zamanlı baskın yaptık ve bakanlıkla anlaşma yapmaları için onları uyardık. Yarına kadar süreleri var yoksa fabrikalarına el koymaktan çekinmeyiz.” gibi ifadeler kullandı.

Ve Avustralyamız…

Vatandaş ve oturma izni olanlar ile onların aile bireyleri dışında hiç kimsenin ülkeye alınmamasına karar verildi. Başbakan Scott Morrison, yurt dışından dönen herkesin kendini 14 gün karantinaya alması ve uluslararası yolcu gemilerinin 30 gün boyunca Avustralya limanlarına yanaşamayacağını duyurdu. Ulusal hava yolu şirketleri Qantas ve iştiraki Jetstar, Mart sonundan Mayıs ayının sonuna kadar uluslararası uçuşlara ara vereceklerini açıkladı. NSW, Queensland ve Victoria eyalet başbakanları verdikleri beyanatlarda, yürürlüğe giren yeni kurallara uymayanlara para ve hapis cezası uygulanacağını, kendilerini tecrit etmeleri gerekirken buna uymayanlara Victoria’da 20 bin, Queensland’de 13 bin ve NSW’da 11 bin dolara kadar para ve 6 aya kadar hapis cezası verilebileceğinin altını çizdiler. Ayrıca karantina kurallarına uymayanların, güvenlik birimlerinin rastgele kontrolleriyle takip edileceği ifade edildi. Hatta ülke içerisinde bile Tasmania, Northern Territory, Western Australia ve Queensland eyaleti kendi sınırlarını kapatmış durumda. Bu yerlere giriş yapanların 14 gün süreyle kendilerini toplumdan tecrit etmesi gerektiği şartını koştular.

Yazımızın başlığına dönecek olursak… Belki şu an çok iyi günlerimizi yaşıyor olabiliriz. Kriz daha da derinleşirse (ki Avustralya ve dünyadaki vaka sayısındaki hızlı artış maalesef buna işaret ediyor) çok daha sert tedbirlerin alınması içten bile değil. Melbourne ve Sydney gibi büyük şehirlerde birkaç küçük çaplı da olsa yağmalama benzeri rahatsız edici görüntülerin özellikle sosyal medyaya yansıması acaba bunlar daha da büyür ve ülke geneline yayılır mı diye akıllarda soru işaretine yol açmadı diyemeyiz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi insanoğlu hayatta kalabilmek için ilk başta kendi temel ihtiyaçlarını karşılamanın mücadelesini verecektir. (Dün öyleydi, bugün de öyle, yarın da öyle olacak.) Bu ihtiyaçlarını temin etmede sorun yaşamaya başlanılırsa bu durum onu farklı yol ve yöntemler bulmaya, denemeye itebilir. Polis birimlerimiz meydana gelecek büyük çaplı istenmeyen kaos ve kargaşa ortamlarında bizlerin can ve mal güvenliği sağlamak için her türlü tedbiri tabiki alacaktır; şayet olaylar kontrolden çıkar ve bu sağlanamazsa veya polis yetersiz kalırsa talep gelmesi halinde asker de kışlasından çıkacak ve üzerine düşen vazifeyi yapacaktır.

Ümit ederiz ki bu tarz olumsuzlukların hiçbiri gerçekleşmez ve adeta kabusa dönüşen bu kriz çok daha ileri noktalara taşınmadan bütün dünyada en kısa zamanda bitmiş olur. Yazıma koronavirüs krizi nedeniyle dünya genelindeki en son durumu ve fedakar sağlık çalışanlarımızın bizden beklentilerini yansıtan bir fotoğraf karesi ile son vermek istiyorum.

Dünya geneli

Vaka sayısı: 435 bin 002

Gerçekleşen ölüm: 19 bin 607

İyileşen hasta sayısı: 111 bin 870

Kaya Kılıç

*Yazarın önceki yazıları:

1- Tavşan Dağa Küsmüş, … 

2- Çok Şey Kaçırdınız!

3- Avustralya ve Yaşam (1)

4- Avustralya ve Yaşam (2)

5- Avustralya ve Yaşam (3)

6- Nasihat İstersen Ölüm Yeter!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here