Toplumsal Bakış: ÇOK ŞEY KAÇIRDINIZ!

0
446
Lakes Entrance (Victoria)

Üniversite yıllarıydı. Kazanmış olduğum fakülte uzak bir şehirde olduğu için doğup büyüdüğüm memleketten hayatımda ilk defa uzun süreliğine ayrı kalmaya başlamıştım.

O yıllarda tanıdığım ve bu yazıda kendisinden de bahsedeceğim çok değerli bir hocamız vardı.

Türk Dili ve Edebiyatı alanında ders aldığımız bu hocamız diğer öğretim görevlilerinden farklı olarak bizlere devamlı “değerli öğrenciler“ diye hitap eder, sürekli moral aşılar, güzel konuşma ve yazmanın sırlarını öğretmeye çalışırdı.

Konuşurken kendisi de tam bir İstanbul Beyefendisi gibi güzel dilimizin inceliklerine dikkat çeker ve bu konuda gösterdiği titizlikle öğrencilerine rol model olurdu.

Dersine şayet biraz geç kalmışsanız hafif bir tebessümle ve çok kibar bir ses tonuyla “çok şey kaçırdınız” demeyi de hiçbir zaman ihmal etmezdi. Zannediyorum fakültede bu kadirşinas hocamızın dersine geç kalıp da kendisinden birkaç kelimelik bu sözleri işitmeyen talebe kalmamıştır.

Hatta öyle ki bu durum espiri konusu olmuş, bir gün kendisi derse geç kalınca, sınıfa girer girmez talebeler hep bir ağızdan;  “hocam çok şey kaçırdınız” bile demişlerdi. Tabi nihayetinde talebe milleti bu. Eline böyle bir fırsat geçer de kaçırır mı hiç..

Aradan seneler seneler geçti. Şöyle biraz araştırdım. Hocamız hâlâ aynı şehirde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde geleceğin öğretmen adaylarını yetiştirmeye devam ediyor.

Benim hafızamda iz bırakan bu hocamız sanırım pek çok sınıf arkadaşım tarafından da bugün bile yeri geldikçe hayırla yâd ediliyordur.

Peki ya bahsi geçen bu hocamızın hafızalarda yer edinmiş meşhur sözleri neden bu yazıda başlıktı veya bu satırların kaleme alınmasında bir bakıma ilham kaynağı olmuştu. Benim aslında burada altını çizmek istediğim şey tam da bu olacak.

Bazıları vardır ki söylemleriyle veya eylemleriyle olumlu yada olumsuz bir şekilde geleceğe uzanıyor ve o haliyle hatırlanıyor.

Son yüz yılda yaşamış ve hafızalarımızda kendisine yer edinmiş bizzat tanıdığımız veya hayatı hakkında bilgi sahibi olduğumuz kişileri şöyle bir sıralamaya kalksak herhalde uzunca bir liste çıkardı karşımıza.

Yaşadığımız ülke Avustralya’ya dönecek olursak.. Bu ülkede bir avuç Türküz ve yaklaşık 50 yıldır bu diyarlarda Türklüğü ve Müslümanlığı temsil ediyor, bir bakıma bu mukaddes değerlerin bayraktarlığını da yapmaya çalışıyoruz. Acı tatlı günlerimiz oldu ve dünya durdukça olmaya devam edecektir.

Günün sonunda yani ömür sermayemiz tükenip Fawkner mezarlığına defnedildiğimizde iyi bir Türk, iyi bir Müslüman, iyi bir vatandaş olarak hatırlanmak; bunlardan tabiki daha da önemlisi bizi yaratanın hoşnutluğunu hakiki manada kazanmış bir mü’min olarak bu fani dünyadan ayrılmak da var ayrılamamak da…

Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş…

Usta Divan Edebiyatı Şairi Bâki’nin asırlara hitap eden dikkat çekici yukardaki mısraları, bu yazının vermek istediği mesajı birkaç kelime ile de olsa aslında ne kadar da güzel özetliyor.

Belki bugüne kadar değerli hocamızın bu yazıya da ser levha yaptığımız “Çok Şey Kaçırdınız” ifadesinde olduğu gibi hayat namına belki çok şeyler kaçırmış olabiliriz ama yaşamaya devam ediyorsak şayet çok şey kazanmak için hâlâ sermayemiz olduğunu da asla unutmamamız gerekiyor. Öyle değil mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here