TOPLUMSAL BAKIŞ – Avustralya’nın AstraZeneca Açmazı

0
492
Lakes Entrance - Victoria

Bitmeyen tartışma: AstraZeneca

Avustralyalılar aşı olup olmama konusunda gerçekten yavaş hareket ediyorlar, istekli değiller, ciddi tedirginlik yaşayanlar bile var. En azından kendi toplumumuza bakarak bunu çok rahat görebilsem de Avustralya’daki diğer toplumlar için de durumun pek farklı olduğunu zannetmiyorum.

Bana göre mevcut yavaş halin ortaya çıkmasındaki iki nedenden birincisi Avustralya’daki Covid-19 kaynaklı vaka ve ölümlerin dünyanın diğer ülkelerine göre çok çok düşük seyretmesinin verdiği rahatlık, ikincisi ve en önemlisi ise AstraZeneca aşısına karşı oluşan güçlü bir negatif algı. Bu algı neticesinde halkın AstraZeneca ile arasına mesafe koyması ve kuşkuyla yaklaşması anlaşılamayacak anormal bir şey değil. Haksız da sayılmazlar. Bu aşıdan kaynaklanan ölüm riski son derece düşük olsa da “acaba bu aşıyı olmalı mıyım”, “aşı olursam ben de ölür müyüm” gibi sorular zihinleri meşgul ediyor ve bu da aşı ile aralarına set çekmelerine kapı aralıyor.

Özellikle sosyal medya platformlarına baktığınızda Avustralya toplum bireylerimizin AstraZeneca aşısına duyduğu güvensizliği ve olumsuz bakış açısını sizler de çok net bir şekilde görebilirsiniz. Hükümetin aşı politikasında yanlış bir strateji izlediği, aşı temininde geç kaldığı, ucuz aşıyı satın aldığı, halkın çoğunluğunu AstraZenaca aşısına mahkum ettiği, bu aşının güvenilmez olduğu ve bir an önce bu hatadan dönülmesi gerektiği tarzında öfke duygusuyla yazıldığı anlaşılan yorumlarla sıklıkla karşılaşırsınız.

AstraZeneca’yı tamamen durduran ilk Avrupa ülkesi Danimarka olmuştu

Prestijli İngiliz Oxford Üniversitesi ile İngiltere-İsveç ilaç firması AstraZeneca tarafından geliştirilen Oxford/AstraZeneca adlı aşı, belki de dünyada en çok tartışmalara yol açan aşıların başında geliyor. Danimarka Sağlık Bakanlığı, ülkede AstraZeneca aşısı yaptıran 150 bin kişiden sadece ikisinde “kan pıhtılaşması” görülmesi üzerine 11 Mart’ta söz konusu aşının kullanımını önce geçici olarak askıya almış, 14 Nisan 2021 tarihinde de “nadir görülen ancak ciddi yan etkilere yol açtığı” gerekçesiyle bu aşıyı tamamen durdurduğunu açıklamıştı. Aşıdan ötürü ölümler yaşanmaya başlayınca adeta çorap söküğü gibi İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, İzlanda, İrlanda, Norveç, İtalya, Avusturya, Estonya, Litvanya, Letonya, Bulgaristan, Romanya, Tayland, Endonezya, Lüksemburg ve İspanya bu aşıyı durduran ülkeler arasına eklendi. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) AstraZeneca aşısını tavsiye etmesine rağmen ülkeler birer birer bu aşıdan vazgeçtiklerini açıkladı. EMA tarafından AstraZeneca’nın Covid-19’a karşı geliştirdiği aşının faydalarının risklerinden daha çok olduğu, kanda alışılmadık şekilde görülen pıhtılaşmalarla aşı arasında bir “bağlantı” bulunduğu ancak bunun “çok nadir görülen yan etkiler” olduğu şeklindeki açıklamasını yenilemesi ise büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

Avustralya yüklü miktarda satın aldığı AstraZeneca aşılarını ne yapmalı?

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Başkanı Hans Kluge, Danimarka’nın Covid-19’a karşı ülkede kullanılan AstraZeneca aşılarını yapmayı durdurması sonrası, bu aşıları ekonomik açıdan gelişmemiş ülkelerle paylaşmayı düşündüğünü açıklamıştı. Bence Avustralya Hükümeti de böyle bir adımı (eğer henüz ortada yoksa) en azından gündemine almayı ciddi ciddi düşünebilir. Bırakın AstraZeneca’yı normal herhangi bir aşıyı bile bulamayan veya çok sınırlı sayıda aşı temin edebilen ve bu nedenle de çok fazla sayıda ölümlerin yaşandığı nice yoksul ülkeler var. Özellikle Avustralya’nın da yakın ilişki içerisinde olduğu Asya Pasifik coğrafyasındaki irili ufaklı pek çok ülke bu kapsamda değerlendirilebilir. Covid 19’un kol gezdiği yoksul bir ülkede hiç aşı vurulamadığı için yaşanacak ölüm riski mi daha çok, yoksa AstraZeneca aşısı vurulma neticesinde yaşanacak ölüm riski mi daha çok diye bana soracak olursanız benim cevabım direk birinci seçenek olacaktır.

Neden?

Kayıtlara göre Avustralya’da Mart ayından bu tarafa 7 milyon doz AstraZeneca aşısı uygulandı ve şimdiye kadar bu aşıyla bağlantılı kan pıhtılaşması sonucu sadece 7 ölüm vakası yaşandı.

Yani…

Evet, bu aşıyı yaptırmanın ölümle sonuçlanma riski var, bu gerçeği kabul etmeyen yok. Ama Avustralya’da AstraZeneca aşısına karşı oluşan haklı ön yargılar kırılamıyorsa şayet (ki kırılabileceğe de pek benzemiyor) Delta varyantı ile mücadelede aşılanma oranının hedeflenen seviyelere kısa vadede taşınması maalesef pek de mümkün gözükmüyor. Bu da vakaların ve ölümlerin artacağına işaret ediyor.

Tartışmalı AstraZeneca aşısı ile ölüm riskinin ne kadar olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi için Avustralya’da şimdiye kadar kaç doz bu aşıdan kullanıldığı ve kaç kişinin bu aşıyla bağlantılı nedenlerle öldüğü bilgisini yukarıda verdim. Keşke bu aşının ölüm riski sıfır olsaydı ve elimizde ihtiyacımızın çok daha fazla bulunsaydı da, biz o şekilde bu aşıyı muhtaç ve çaresiz ülkelere insaniyetin bir gereği olarak bedavaya verebilmiş olsaydık.

İsrail Güney Kore aşı anlaşması

İsrail ve Güney Kore arasında yapılan bir anlaşma kapsamında İsrail, son kullanma tarihi yaklaşan 700 bin doz BioNTech-Pfizer aşısını Güney Kore’ye vermeyi kabul etti. Anlaşmaya göre Güney Kore de, BioNTech-Pfizer’dan eylül ve ekimde alacağı 700 bin doz aşıyı İsrail’e verecek. İsrail talep çıkmaması halinde o aşıları imha edecekti ama talep çıkınca o aşılar çöpe gitmedi ve belki de kim bilir kaç kişinin hayatını kurtardı. Yüzde olarak AstraZeneca ne kadar risklidir bunu bilemiyorum ama hastalığa karşı koruyucu olma ihtimalinin ölüme yol açma ihtimalininden çok daha yüksek olduğunu bilim insanlarının açıklamalarından anlayabiliyorum.

Kapanmalar devam eder mi?

Şu an Delta ile başa çıkmanın en iyi ve en kestirme yolu aşılama sayısını zıplatmak. Aşı yavaş ilerlediği için virüs ile mücadele etmek baya güçleşiyor, hatta neredeyse giderek daha imkansız hale geliyor. Aşının yavaş ilerlemesinin altında yatan temel etkeni zaten yukarda da açıklamaya çalışmıştım. İnsanların AstraZeneca’ya güven duyamaması. NSW, Victoria ve QLD Hükümetleri lockdown ilan ederek koronavirüsün daha çok yayılmasını yavaşlatsa da bunun sürdürülebilir bir çözüm olmadığını onlar da çok iyi biliyor. Ama şu an için hızlı yayılan salgını yavaşlatmanın ve daha çok insanı aşılamak için zaman kazanmanın başka bir etkili yolu da maalesef bulunmuyor. Tartışmalı AstraZeneca ile yola devam edilmesi halinde aşılanma oranının pek fazla hızlanamayacağını düşündüğüm için yeni kapanmaların önümüzdeki haftalarda veya aylarda yeniden yaşanabileceğini tahmin ediyorum.

Aşılama işleminin ivme kazanması

Covid ile mücadelede şimdiye kadar geliştirilen hiçbir aşı yüzde yüz güvenli değil. Aşıların tamamına yıldırım hızıyla yayılan Covid ile baş edilemediği için ülkeler birer birer acil kullanım onayı verdi. Avustralya AstraZenaca aşısından bol bol aldı, hatta ilaç şirketi ile yaptığı anlaşma doğrultusunda Melbourne Broadmeadows semtinde bulunan CSL ilaç fabrikasında bu aşıların üretimini bile başlattı. Ancak yaşanan ölümlerle AstraZenaca aşısının tartışmalı hale gelmesi ve de Delta varyantının piyasaya çıkmasıyla bir anda federal hükümet hedef tahtası haline geldi. Şimdi bana göre yapılması gereken insanların daha gönül rahatlığıyla vurdurabileceği bir aşıyı vatandaşın hizmetine acilen sunmak. BioNTech-Pfizer aşısına karşı genel bir güven duygusu hakim gözüküyor. Bu aşıdan ilave alımlar yapıldı ancak bu alımların şu anki ihtiyacı karşılayabilecek miktarda olduğunu hiç sanmıyorum. Çünkü öyle olsaydı eyalet ve bölgelere dağıtılan BioNTech-Pfizer aşılarının tekrar toplanıp Covid krizini şimdilerde en derin halde yaşayan NSW’e yollanması tartışmaları gündeme gelmezdi. Bu nedenle Avustralya Hükümeti ne yapıp edip bir yolunu bulmalı ve ihtiyacı kadar BioNTech-Pfizer aşısı temin etmeli. Aşılama hedefleri ancak o zaman yakalanır, Delta’nın beli ancak o zaman kırılabilir, kapanmalar ancak o zaman son bulabilir.

Yoksa?

Yoksa; aç kapa, aç kapa, aç kapa…

Kaya Kılıç
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here