Cengiz Kaya

SORGULAMAK

Sevgili okurlar,

Eğer dünyada insan varsa din de vardır, dinsizlik de…

İkisi de insana özgüdür.

İnsan ne düşmansız, ne de kutsalsız yaşar.

Hayvanlarda ise durum böyle değildir.

İnsan ne yapar eder, mutlaka kendine bir kutsal bulur ve o kutsalla yaşar.

Yeryüzünde yüzlerce farklı din ve inanç bulunuyor.

Sadece Hindistan’da bile 250 değişik inanç var.

Büyük çoğunluğun din seçimi, kendi tercihleri değildir.

Ailesi ve içinde yaşadığı toplum o çocuk adına tercih yapmıştır.

Doğru-yanlış orası tartışılır.

Eğitim ise şarttır.

*****

Dinler arası içten içe, derinden derine, sessizce çok büyük çatışmalar yaşanır ve halen de devam eder.

Bunun için tarih sayfalarını birazcık karıştırmak yeterlidir.

Çok büyük savaşlar olmuştur.

En büyük çatışma ve savaşlar da aynı dine inananlar arasında yaşanmıştır ve yaşanmaya da devam etmektedir.

Aslında bu çatışmalar dinler arasından çok, insanların dini kendi çıkar ve menfaatlerine kalkan yapmalarından kaynaklanmıştır.

İslam haricindeki diğer dinlerde olduğu gibi, İslam dinine inananlar arasında da savaşlar ve katliamlar yapılmıştır, halen yapılmaktadır.

Örneğin ben de bir müslüman olarak, müslümanların tarihteki yapmış oldukları, belki de en büyük vahşet ve katliam olarak adlandırabileceğim, Hz Peygamberin torunu, Hz İmam Hüseyin’in ve ailesinin, müslümanlar tarafından katledilmesi vakasıdır. (Kerbela)

Ne tarihçiyim ne de ilahiyatçı…

Birçok müslüman gibi ben de şekilci bir dindarım.

Belki birazıcık sayfalar çevirmişliğim vardır.

Kerbela’da yaşananlar için sadece iki başlık benim için yeterince bir kanaat oluşturdu kanısındayım.

Birincisi;

Hz. Peygamber, torunu Hz. İmam Hüseyin ve ailesinin katliamını onaylar ve razı olur muydu?

İkincisi;

Bahane ne olursa olsun, saltanat ve makam uğruna dinin politize edilişinin zirveye çıkmasıdır.

Yani dinin makam ve saltanata alet edilişi sadece günümüzde yok.

İslam hemen hemen her asırda siyasete alet edilegelmiştir.

Öyleki, Hz. Peygamberin amcasının oğlu, üstelik damadı, zamanın iktidarını elinde bulunduranlar tarafından din adına, 15 sene camilerde cuma hutbesi denilen vaazlarda kendisi adına (Hz Ali’ye) LANET okutulmuştur.

Alın size dinin siyasete apaçık alet edilişinin en büyük kanıtı.

*****

İnsanların geneli inandığı dinin öğretilerini ya bilmez, ya da eksik bilir.

En yaygın olanı da şekilciliktir.

Yaratıcının dışında her şey insan tarafından sorgulanmalıdır.

Yaratıcıyı sorgulamaya gücün yetmez, çünkü yaratıcının insana verdiği en yüksek IQ sayısı bellidir.

Sorgulaman için Yaratıcı olmak gerek.

İnsanın en büyük, en son varacağı zirve teslim olmaktır.

Hiçbir din sorgulanamaz değildir, sorgulamaktan korkmamak gerek, çünkü sorgu yolu, insanı gerçeğe ve hakikate götürür.

Onun içindir ki, en büyük istismar din üzerinden yapılır; ve de çok etkilidir.

Öyle müthiş, derin karanlık bir kuyudur ki, menfaat ve çıkarlarınıza, makam ve koltuklarınıza, devlet ve siyasi politik çıkarlarınıza ne uygun geliyorsa, o kuyuya atabilirsiniz ve kimseler de çıkaramaz.

İstilacılık veya düşmanı kendi içinde vurma metotları da yine dinler üzerinden yapılır.

Uzun yıllar papaz elbisesi içinde imamların kiliseye, aynı şekilde imam elbisesi içerisinde, haham ve papazların da camiye sızdıkları bilinir.

Devletlerin istihbarat çalışmalarında, din adamları geçmişte ve günümüzde çokça kullanılmıştır.

Devlet menfaati ne gerektiriyorsa onu yapıyoruz” hepsinin ortak cevabı budur.

Asıl ise, insanlığın faydası için ne gerekiyorsa onu yapmaktır.

Burada şunuda açıkça ifade etmek zorundayım: Bu yazdıklarım İslam coğrafyasının hemen hemen her yerinde vardır, tek bir ülke ve coğrafya hedef tahtam değildir.

*****

Din, bazı zamanlar öyle istismar edilmiş ki, neticesi vahşetten başka bir şey olmamış.

Engizisyon mahkemelerini bilenler bilir.

Kiliseler cadı, cin, şeytan çıkarma adına canlı canlı insanları ateşe verirdi.

Hristiyan dünyası ortak akıl, ortak vicdanla bu vahşete son vermeyi başardı.

Bazı coğrafyalarda, “Sözde” İslam dünyası, adına ne derseniz deyin, hangi devlet ve örgüt olursa olsun, bu vahşeti din adına yapmaya devam ediyor.

Daha fazlasını İslam adına IŞİD yaptı.

Özünde aynı yaratıcı, aynı kitap, aynı peygambere inanma birlikteliği olduğu halde, kendi gibi düşünmeyenleri kafir ilan edip kılıçla baş kopardılar, canlı canlı ateşe verdiler, bazı zaman bunu çocuklara da yaptırdılar.

Din adına katliam yapıp kan dökmek, o inancın zayıflığını ortaya koyar.

Sözde “kafirin katli vaciptir” kim tarafından verilen fetvadır bilemem.

Can verme, can alma hakkı sadece Yaratıcı’ya aittir.

Benim bildiğim, birçok dinde olduğu gibi, İslam inancında da, vahşet ve katliam yoktur ve de yasaklanmıştır.

Hangi inanç olursa olsun, savunmanın dışında, eğer içinde vahşet, kan ve ölüm barındırıyorsa, kesinlikle mesafe konulmalıdır.

*****

İnsanların din adına, kendilerini kullandırmaması için, din öğretisi sunan, kişi ve kurumlarda araması gereken kriterlerin çok önemli bulduğum bazı başlıkları aşağıda sunmaya çalıştım.

Hiçbir dine bağlı kalmaksızın da insanlığın ortak akıl, ortak vicdan sesi hep doğruyu ister.

Adaletli olmak,

İnsanlar arasında sınıf ayrımı yapmamak,

Irkçı olmamak, hiçbir şekilde  kavmiyetçilik yapmamak,

Zalim olmamak, zalimin yanında yer almamak,

Mevki ve makamın ehli olmak, kötüye kullanmamak,

Kutsalları sömürü aracı yapmamak,

Ayrımcılık peşinde olmamak,

Her türlü gösterişten kaçınmak,

Güzel ahlak sahibi olmak,

Kibir, gurur ve kindarlıktan uzak durmak,

Toleranslı ve sevecen olmak,

Cimri olmamak,

Bağışlamak,

Tefecilik yapmamak,

Hırsızlık yapmamak,

Kandırmamak,

Her türlü israftan kaçınmak,

Çalışmak,

Kimsenin malına mülküne zarar vermemek,

Öldürmemek,

Fakire fukaraya sahip çıkmak,

Malın vergisini vermek,

Tabiata saygılı olmak, tahrip etmemek,

Hiçbir canlıya zarar vermemek, şefkatli olmak,

İşkence yapmamak, merhametli olmak,

Sağlığa zararlı alkol ve uyuşturucu kullanmamak,

Kumar oynamamak,

Zina yapmamak,

Yalan söylememek, dedikodu ve iftira yapmamak,

Yaşlılar, kadınlar ve çocuklara öncelik vermek,

Komşu hakkını gözetmek,

İnsanların kutsallarına zarar vermemek ve hakaret etmemek,

Mabetlere saygılı olmak,

Emeğin tam karşılığını vermek,

Barış yapmak,

İnsanlarla alay etmemek,

Özel mahrem ve ayıplarını ifşa etmemek,

Emanet edilene ihanet etmemek,

Sözünde durmak, güvenilir olmak,

Menfaat için dindar görünmemek,

Ticarete hile karıştırmamak,

Borcuna sadık kalmak,

Yukarıdaki listeyi, her inançtan, her ırktan bütün insanlığın onayına sunup, onaylıyor musunuz diye sorulsa, yüzde doksan dokuzu; Evet onaylıyorum diyecektir… (bence)

Aynı soru, Birleşmiş Milletlerin senelik yapılan toplantısında Kraliçeler, Krallar, Başkanlar, Başbakanlar, Emirler, Sultanlar, İdareciler…

Ez cümle; devlet-i erkana sorulsa, cevapları ne olur çok merak ediyorum. 

Özet olarak aile baskısı, mahalle baskısı, devlet baskısıyla susturulmuş toplumlar sağlıklı düşünemez.

Mademki varım; o halde insanım, insan isem bende de bir irade var.

İrade de kullanmak için vardır.

Özgür insan, her türlü baskıdan kurtulmuş iradedir.

İyi haftasonları…

Cengiz Kaya
Melbourne

En az son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Özellikle Avustralya Türk toplumunun geçmişini ve bugünkü durumunu çok iyi bilmektedir. Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’a uzun süre danışmanlık görevi yapmıştır. Ülkede yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip etmekle beraber gördüğü yanlışlık veya haksızlıkları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu