Sevgi Satı

SINIRLAR

Merhabalar,
İnsanı incelemeye daha çocuk yaşta başladım. 14 yaşındayken ilk okuduğum psikoloji kitapları “Sigmund Freud, Psikanaliz’e Giriş” ve “Freud, Rüyalar ve Yanılgılar Psikolojisi” kitaplarıydı. Sonrasında 1970’lerde basılmış olan “Beden ve Yüz Yapısı ile Karakter Arasındaki İlişki, İnsan Tanıma Sanatı” gibi kitaplarla okumalarıma devam ettim. İçerik bakımından yaşım için oldukça ağır kitaplardı ve okurken anlamakta zorlandım. Fakat psikolojiye olan ilgim bu noktada başladı. Zamanla, okudukça ve gözlemledikçe insan denilen varlık; karmaşık yapısıyla, neler yapabileceğiyle, yetenek ve becerileriyle, yaratabilecekleriyle beni gerçekten etkiledi ve çok şaşırttı. İnsanı anlamaya çabalayarak kendimi, kendimi anlamaya çalışarak da insanları tanımaya çalışıyor, insan doğası hakkında çok şey öğreniyorum.
Ağırlıklı olarak psikoloji ve edebiyat çerçevesinde her ay düzenli olarak sizinle bu köşede bilgi ve birikimlerimden yola çıkarak hissettiğim, gözlemlediğim, düşündüğüm ve fikir yürüttüğüm, “içimde kalmasın paylaşayım”, dediğim birçok konudan bahsedeceğim. Umarım yolculuğuma eşlik etmekten keyif alırsınız.

Bugün size “Sınırlar” konusundan bahsetmek istiyorum. İlişkilerinizde hiç sınırlarınızın ihlal edildiğini hissettiğiniz oluyor mu? “Hayır”, dediğinizde ya da “bunu istemiyorum”, diye yanıt verdiğinizde ısrarla karşılaştığınız, sonunda kendinizi “hayır” dediğiniz şeyi yaparken bulduğunuz oluyor mu? Sınır çizdiğinizde nasıl bir tutumla karşılaşıyorsunuz? Bazen bir şeyi yapmak istemediğiniz, yalnızca karşınızdaki kırılmasın diye yaptığınız oluyor mu? Peki bu fedakarlığı yaparken ya da sonrasında içinizde kızgınlık ve öfke oluyor mu? “Bir daha yapmayacağım”, diye kendinize söz veriyor musunuz? Sizi duygusal olarak baskı altında hissettiren insanlarla ilişkileriniz nasıl ilerliyor? Ya da ilerliyor mu? Arkadaşınız, kardeşiniz, partneriniz, çocuğunuz, anne ve babanız, patronunuz, müdürünüz ya da çalışma arkadaşlarınız, herhangi bir akrabanız ya da komşunuz tarafından sınırlarınızın ve buna bağlı olarak sinirlerinizin ihlal edildiği oluyor mu? Çoğu zaman “Aman canım, ne var sanki, bunu o istiyor diye yaparım, sonra o da bunu benim için yapar”, dediğiniz; istemeyerek yaptığınız şeyler oluyor mu? Peki ya ödediğiniz bedeller? Ödün verdiğiniz, karşılık beklediğiniz ve göremediğinizde hayal kırıklığına uğradığınız, kırıldığınız oluyor mu?

“Hayır” demek kabalık etmek değildir, sınırları korumaktır. 
Suçluluk duymadan “Hayır” deyin!

Eğer bu soruların cevapları çoğunlukla evet ise, ciddi bir “Sınır Sorunu” yaşıyorsunuz demektir. Sınır koymaktan korkuyor musunuz? Ya da aklınıza mı gelmiyor? Belki de sınır çizdiğinizde fazlasıyla antipatik bir insan olmaktan endişe ediyorsunuz. Evet, haklısınız, sınır koymak hiç kolay değil. İçinizden, insanlarla ilişkilerinizin bozulacağı, insanlar tarafından istenmeyeceğiniz ve sevilmeyeceğiniz gibi endişeler geçiyor olabilir. Kaybetme veya dışlanma gibi korkular hissedip, kaygı yaşıyor olabilirsiniz. Duygu dünyanızda belki farklı duygular hakimdir. Sevilme, onaylanma ve değer görme gibi beklentiler içinde olabilirsiniz.
Sınırlarınızı belirlediğiniz noktada, karşı taraftan tepki almanız kaçınılmazdır. İnsanlar değiştiğinizi düşünür. İnsanlar katılaştığınızı düşünür. İnsanlar her zaman başkaları hakkında birçok şey düşünür. Siz, kendi karar ve davranışlarınızın, kendinizi biçimlendirdiği bir insan olmayı tercih edin. Kendinizi ortaya koyun ve kendinizi koruyun. Sınırları korumak esasında o insanla ilişkinizi de korumaktır. Bunun doğru olarak anlaşılabilmesi için genellikle biraz zamana ihtiyaç olur.

İnsanlarla aranıza sağlıklı sınırlar inşa ettiğinizde, daha sağlıklı ilişkiler kurmaya başlıyorsunuz.

Sağlıklı sınırlar koyamıyor olmanız, 
alttan alta öfke duymanıza neden olabilir.

Kendi sınırlarınızı kendiniz belirleyin. Hoşlanmadığınız insanlarla vakit geçirmeyin, sevmediğiniz yemeği ya da içeceği kabul etmeyin, sırf karşınızdaki istiyor diye herhangi bir şeyi yapmayın, istemediğiniz yere gitmeyin. Ayıp olmasın diye karşınızdakinin doğum gününü kutlamayın hatta eğer istemiyorsanız kendi doğum gününüzün kutlanmasını da istemediğinizi söyleyin. Tüm bunları gerçekten içinizden geliyorsa yapın. Gerçekten ne istiyorsanız onu yapın, ya da yapmayın. Nerede durmak istiyorsanız orada durun. İstemediğiniz şeylere evet demek, zamanla kendinize olan saygınızın kaybolmasına, kişiliğinizin zayıflamasına, olaylar karşısında tahammülünüzün azalmasına, öfke sorunu yaşamanıza neden olur.
Sınırlarınızı ortaya koyduğunuzda karşılaşacağınız tepkilere karşı sabırlı, sakin ve kararlı olmak çok önemlidir. Kavga etmeden, tepki koymadan, suçlamadan, suçlu hissetmeden kendi alanınızı korumak ve netliğinizi istikrarlı bir şekilde sürdürmek, en az sınır koymak kadar, hatta belki daha da fazla önemlidir. Amacınız kendi alanınızı korumak, kendi ihtiyaç ve gereklilikleriniz doğrultusunda hareket etmektir. Tabii sınır koyarken seçeceğiniz dil ve ifadenin önemi de büyüktür. Kabalaşmadan, terslemeden, karşı tarafa kötü hissettirmeden de netlik ortaya konabilir ve sağlıklı sınırlar çizilebilir. Benzer şekilde, siz de karşınızdaki insanların sınırlarını okumayı iyi öğrenmelisiniz. Verdikleri kararlar, hissettikleri, düşünceleri, nerede durmanız gerektiğini belirlemelidir. Bu sinyalleri okumanız ve ona göre tavır göstermeniz, sizin de insanlarla iyi ilişkiler kurmanızı sağlayacaktır.

Zaman, sevgi, emek, çaba, fedakarlık… Bütün bunlar geriye dönüp, yerine konamayacak kadar çok çok değerlidir ve insan sadece karşısındaki kişi istiyor diye bunları gelişigüzel harcamamalıdır. İstekleri karşılayamama hakkınız her zaman vardır. “Evet”, diyerek yola çıktığınız ve yorulduğunuz her an vazgeçip durma ve vazgeçme hakkınız mevcuttur.
Christine Morgan’ın dediği gibi “Sınırlar koymak, kendime duyduğum şefkati göstermenin bir yoludur. Kişisel sınırlarımın olması beni kaba, bencil, duyarsız yapmaz çünkü ben kendi yolumu tercih ediyorum. Kendimi önemsiyorum.”
Sağlıklı sınırlar koyabilmeniz, koruyabilmeniz ve gerektiğinde “hayır”, diyebilmeniz dileğiyle…

Sevgi SATI
Melbourne
3 Temmuz 2022

Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Yönetimi bölümünde yüksek lisans, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Sevgi Satı, psikolojiye olan ilgisi sebebiyle Monash Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans bölümünde öğrenimine devam etmekte ve klinik psikolog olma yolunda ilerlemektedir. Türkiye’de kültür-sanat alanında, insan-toplum odaklı çalışmalarda 6 yıl, eğitim alanında çeşitli üniversitelerde ve firmalarda 10 yıl, 2016’da Melbourne’a göç ettikten sonra kurduğu küçük işletmelerde 6 yıl olmak üzere toplam 22 yıl iş deneyimi bulunmaktadır. Yetişkinlere yönelik kariyer danışmanlığı, eğitim planlama, içerik geliştirme, mesleki ve kişisel gelişim alanlarında uzmandır. Maya Human markası altında profesyonel paylaşımlarını, online danışmanlık ve eğitim çalışmalarını sürdürmektedir. 2020 yılında kızı Melody dünyaya gelmiştir. Yaşamını, çekirdek ailesiyle birlikte Avustralya’nın Melbourne şehrinde sürdürmektedir. İlgi alanları arasında yaratıcı yazarlık, el sanatları ve seyahat bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu