Şefkat hissi bizi terk mi etti?

0
93

Değerli Avustralya Postası takipçilerimiz,
Tamamen size ait olacak okuyucu köşemizde aşağıda okuyacağınız örnek paylaşımda olduğu gibi duyduğunuz, yaşadığınız, tanık olduğunuz; komik, ilginç, trajik, düşündürücü, ders verici, toplumsal farkındalık oluşturacak bir olayı veya bizzat tecrübe edindiğiniz, başkalarına aktarınca onların da işine yarayacağını düşündüğünüz bir deneyiminizi info@avustralyapostasi.com.au iletişim adresimize yollayarak çok geniş kitlelere ulaşabilirsiniz.

Unutmayalım, küçük bir kıvılcımın etkisi büyük olabilir!

Teşekkürler…


Melburn’daki kan bağış merkezinde yaşadığım olayı farkındalık oluşturmak adına sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazıda yer alan şahsıma yönelik övgü ifadeleri, kan alma işlemini yapan hemşire hanımın hassasiyetine ve insancıl yönüne dikkat çekmek için buraya alınmıştır. Övgüleri şahsıma değil, şahsı manevi adına kabul ediyorum.

Bugün yirmi dördüncü kez kan bağışında bulundum. Nasip olursa üç ay sonra yapacağım yirmi beşinci kan bağışı için bana plaket vereceklerini ifade ettiler. Ne güzel bir teşvik. Yirmi dört kişinin sağlığına kavuşmasında ve hayata tutunmasında benim de katkım olabilmişse ne mutlu bana.

“Hâzâ min fadli rabbî’’ Bu Rabbimin lütfundandır; Maide suresinin 32. ayetinde Rabbimiz bize “Kim bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur” diye buyurmuyor mu zaten? Dünyanın neresinde olursak olalım sağlığımız elverişli ise mutlaka kan bağışında bulunmalıyız. Allah hepimize sağlık, sıhhat ve afiyet versin ama her an biz de kan bekleyen hastaların durumuna düşebiliriz.

Şimdi başımdan geçen olayı sizlerle paylaşmak istiyorum: Kan alma işlemi öncesinde hemşire hanım ön değerlendirme için bana genel sağlık durumumla ilgili sorular sordu. Kendisine belimle ilgili rahatsızlığımdan bahsettim. Annesinin de aynı hastalıktan muzdarip olduğunu, beni çok iyi anladığını söyledi. Bu halimle kan vermeye geldiğim için bana teşekkürlerini iletti. Sorulardan biri de yakın zamanda yurtdışına çıkıp çıkmadığım sorusuydu. “Evet” cevabı verince ne zaman, hangi ülkeye gittiğimi sordu. Kendisine iki hafta evvel vakıf adına Yeni Zelanda Christchurch’e gittiğimi ve oradaki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yaralılara maddi ve manevi destek için bulunduğumu söyleyince genç hemşire çok duygulandı. Bana “Olay günü o alçak saldırıyı televizyondan izlemiş ve ağlamıştım. O masum insanların hiçbir suçu yoktu. Onlar orada sadece ibadetlerini yerine getiriyorlardı” dedi ve çok üzüldüğünü ifade etti. Bana tam dört kez teşekkür edip takdirkarane sözler sarf etti. Benim Christchurch’e gidip o acılı ailelerin acısını paylaşmam onda büyük bir mutluluk oluşturmuştu. Bazen aklıma şöyle bir soru da gelmiyor değil. Acaba acıma ve şefkat hissi biz Müslümanlar arasında pek rağbet bulamayınca bu insanlar tarafından mı sahiplenildi?

Kan verme işlemim bitip oradan ayrılırken bana “Sana yine teşekkür etmek istiyorum, insanların iyiliğine koşan adam” deyince kendisine, “Olur mu hiç, bunu her insan yapar, bu bizim görevimiz” gibi sözler söyleyip oradan ayırıldım.

Fatih Yargı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here