Ruhunu Dinle: Birkaç anı ve kendine not

1

“Bir kere ağladıysan üç kere gülecek, on yedi katlı binan yıkıldıysa on sekiz katlısını yapacaksın, elli beş kez düştüysen elli altıncı kez kalkacaksın. Bazı savaşlar böyle kazanılır.”

Her birimizin içten içe korktuğu şeyler olabiliyor. Hayal ettiklerimizi gerçekleştirmek istiyoruz. Harekete geçiyoruz. Yapabilecek miyim? Kendime inanıyorum fakat bu yeterli mi? düşünceleri doluşabiliyor zihnimize.. İyi, güzel bir meslek istiyoruz. Kararımız değişebiliyor başka bir tanesini düşünüyoruz. İstediğimiz şeyleri belirleyip çalışmamız gerekiyor. Ya olmazsa, eksiklerim var… gibi şeyler geliyor aklımıza sonra. Sanki hep bir bahane üretiyoruz gibi gelse de içten içe korkuyoruz aslında. İstediğimiz okulu kazanıyoruz ardından bitirme endişesi yer alıyor. Mezun olunca da iş imkanı ve başka sınavlar hakkında kaygılanıyoruz..

Ömrümüzün büyük çoğunluğu bir şeyler hakkında endişe etmek ile geçiyor diye düşünüyorum. Arabamı alabilecek miyim, zor durumdayım, iş, okul, sorumluluklar, beklenen desteği görememe, aile özlemi gibi bizi yoran durumlar ve hissiyatlar oluyor. Çıkmazda hissedip bizi seven çevremizdeki insanları uzaklaştırabiliyoruz. Haksız yere hem de…

Evet kabul etmek gerekiyor ki hayatımızın her dönemi müthiş güzellikte geçmiyor. Zorluklarla mücadele edip daha da güçlenmemiz için hayat bize olanak sağlıyor. Belki de o şekilde düşünüp kendimizi kandırıyoruz, bu düşünceye de sahip olabilirsiniz..

Az önce okudukların ile negatif, umutsuz ve kaygı arttırıcı bir enerjiye kapılmadığını umit ederek ..

Merhaba 🙂 Umarım sonbahar umduğundan iyi geçer.. Hayat sana mucizelerini sunmaya devam eder.

Şu zamana kadar doğan yaklaşık 110 milyar insandan biriyim. Dünyaya Ekim ayında gelmemden kaynaklı belki de, Ekim’in ayrı bir güzelliği olduğu düşünüyorum. Ve gök gürültüsü eşliğinde yağmurun cama vurarak ses çıkarmasını, rüzgar ile yüzüme damlacıkların doluşmasını, hırka, çorap, mum ve kahve ile sevdiğim insanlarla zaman geçirmeyi özledim.

Küçükken ve aslında zorluklar yaşadığım bir dönemde, ablam ile birlikte kendimize ait özel bir tarif geliştirmiştik. Ve akşamları onu yapar, mumu yakıp dışarısı buz gibiyken, yerdik. İnanılmaz iyi hissettiriyordu.

Çocukken bana alınan bir günlüğüm var. İçine duygularımı heyecanlarımı ve üzüntülerimi, hislerimi yazıyordum. Aslında her yaş günümde gelecekteki kendime notlar yazıyordum. 11 yaşındaki kendimi de okuyabilmem komik ve tuhaf bir duygu. Doğum günümün heyecanını da.

Geçmişteki anılarımızı biriktirip onları gördüğümüzde duygulanmamız, hoş bir tebessüm içerisinde olmamız tarifsiz bir şey.. 9-10 yaşlarındayken abimle birlikte sokakta koşuyorduk. Dalağım şişmişti ve yetişmemiz gereken bir tiyatro oyunu vardı. İlk tiyatroya gitme heyecanımı onunla yaşamış olmam benim için çok kıymetli. Biletlerimizi hala saklıyorum. Ve onunla bu güzel anılar, kendisinin tiyatro ile ilgilenmesi ve inanılmaz bir yetenekte olması, benim de içimdeki tiyatro sevgimi açığa çıkartmamı sağlamıştı.

Hepimizin ölüm karşısında yenilgide olduğumuzu, bedenlerimizin bir gün çürüyeceğini ve nefes aldıkça, yaşadıkça sevdiklerimizle olmamız gerektiğini düşünüyorum. Biliyorum, bizi nelerin beklediğini bilmiyoruz. Kaygı, korku içerisinde olabiliyoruz. Yalnız hissedebiliyoruz. Zorlukların altında kaldığımızı ve dayanacak gücümüzün olmadığı hissiyatına kapılabiliyoruz. İnsanlardan, sevdiklerimizden, ailemizden uzaklaşmak istiyor da olabiliriz.

Değişimlere direnmek yerine teslim ol.’’Bırak hayat sana rağmen değil, seninle aksın. “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

– Şems-i Tebrizi.

İçimizdeki gücü fark etmeliyiz…

Kendine mektup yazmanı istiyorum. Eğer sen de istersen. Şuanki durumunun seneye bugün geçeceğini, farklı bir sürecin seni beklediğini ve inancını yüksek tutup, güzel şeyleri göreceğini, kendine söylemek istediğin ve seneye okuduğunda ne hissetmek istediğini düşünerek, yazmanı istiyorum. Bunu çocuğunun yaş günü için eşinin veya sevdiğin insanın ileride okuması için onlara ve kendine özel anlamlı, keyifli bir yazı yazabilirsin. Tarih ve saat eklemeyi unutma.

Benim içinse bu yazımı da seneye Ekim ayında okuduğumda, güzel ve memnun hisler içerisinde olacağımı düşünüyorum. Ve her yıl ömrün yettikçe daha fazla not yazacaksın kendine…

Bu düzeni bozulmuş, kirletilen dünyada, çirkinlikleri silebilmeye dilerim katkı sağlayabiliriz..

Ve bizlerin evrenden geçen birer hikaye olduğumuzu, hakikatin derin olduğunu fark edebiliriz…

“İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.”

İçindeki güzelliği yansıtman dileği ile..

Sevgi ve umutla…

DEVA

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here