“Tenis yüzünden üniversitede sınıfta bile kaldım”

0
144

“Bu yıl 20 Ocak – 2 Şubat 2020 tarihleri arasında 108. defa gerçekleştirilecek Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nın iki Türk kadın tenisçisinden biri olan Pemra Özgen ile Avustralya Postası okuyucularım için bir araya geldim. Pemra, Türkiye tenis şampiyonluklarında tüm yaş kategorilerinde tekler ve çiftlerde şampiyonluk kazanan ilk Türk tenisçi aynı zamanda. Avustralya Açık Tenis Turnuvası’na ana tablodan katılabilmek için sıralaması yeterli olmayan ancak başarılı olan tenisçiler 14 Ocak’ta Melbourne Park’taki eleme maçlarına çıkacaklar. Eleme maçlarında mücadele edecek olan Pemra Özgen ve Başak Eraydın’ı Türk tenisseverler ve Avustralya’da yaşayan Türkler olarak Melbourne Park’taki maçlarına gelip desteklemenizi çok isterim. Pemra’nın maçı Salı sabahı 10’da Melbourne Park, 12.kortta olacak. Başak ise Çarşamba günü korta çıkacak.


Pemracım Avustralya Açık Tenis Turnuvası öncesi orman yangınları nedeniyle Canberra’dan Bendigo’ya alınan 2020 ITF Australia 01A’da çiftlerde 11 Ocak 2020’de final maçı oynayarak güzel bir başarıya da imza attın. Öncelikle bu başarından dolayı tebrik ediyorum. Seni biraz tanıyabilir miyiz?

Çok teşekkür ederim. Ben de tüm Avustralya’ya ve sizlere bu vesileyle geçmiş olsun demek isterim. İsmim Pemra Özgen. 8 Mayıs 1986 yılında İstanbul’da doğdum. 8 yaşımda Taç Spor Kulubü’nde tenise başladım. 10 yaşımda Ted Spor Kulübü’ne geçtim. İlk turnuva maçıma 10 yaşımda çıktım. Yaklaşık 14 senedir de profesyonel anlamda ulusal ve uluslar arası düzeyde turnuvalarda yer alıyorum.

Peki tenise nasıl başladın, hayalinde hep bir tenisçi olmak mı vardı?

Tenisle şans eseri bir arkadaşım aracılığıyla tanıştım. Sekiz yaşındaydım ve arkadaşım o yıl tenise başlamıştı. Ben de onunla birlikte gitmek istedim ve evimize yakın olan Taçspor Kulübü’nün tenis okuluna kaydoldum. 1996 yılında bu kulübün tesislerinin bir süreliğine kapanması üzerine Tenis Eskrim Dağcılık (TED) Spor Kulübü’nde tenise devam ettim. O zamanlar hem okula gidiyordum hem de haftanın altı günü tenis oynamak için tenis okuluna. 18 yaşımda profesyonelliğe adım attım. Aslında tenisçi olmak hayalim değildi ama merak, istek ve çok çalışmakla bu günlere kadar geldim.

Türkiye’de tenisçi olmak hakkında neler söylemk istersin?

Türkiye’de tenis son zamanlarda daha yeni yeni gelişiyor. O yüzden sporcular zorlu yollardan geçtiler ve geçiyorlar. Her şeyi kendileri yapmaları gerekiyordu eskiden. Antrenör azdı, tenis kortu her yerde bulunmuyordu, sponsor bulmak zordu. Tenisçinin hem okula gitmesi gerekiyordu hem de teniste başarılı olabilmek için çok tenis oynaması ve tenise çok zaman ayırması. Bunların hepsi bir arada zor yürüyor, bu yüzden ben tenis yüzünden üniversitede sınıfta bile kaldım. Yani bir çok şeyi kendileri tecrübe ederek öğrenmek zorunda kalıyorlar. Şimdiki tenisçiler eski dönem tenisçilerinden daha şanslı diyebiliriz çünkü bir 10 sene öncesine baktığımızda tenis çok büyük aşama kaydetti. Bazı şeyler (mesela seyahat etmek, sponsor bulmak, turnuvalara katılmak, tenis kortlarında antreman yapmak) artık daha kolay hale geldi.

Türk halkının tenise bakışı nasıl?

Önceden belirttiğim gibi Türkiye’de tenis her ne kadar eskisinden daha göz önünde olsa da halkımızın tenisi benimsemesi daha uzun yıllar alacak diye düşünüyorum. Türk sporcularının elde ettiği ve elde edeceği başarılar, ülkemizde düzenlenen turnuvalar tenisin daha popüler olması açısından çok önemli rol oynuyor. Tabi bunun yanı sıra tenisin medyada daha çok yer alması lazım. Yine de Avustralya Açık gibi büyük tenis turnuvalarının ve oyuncuların haberlerinin daha sıklıkla medyada yer bulması, bazı ünlü tenisçilerin Türkiye’deki turnuvalara katılmak için gelmesi insanlarda tenise karşı bir kulak dolgunluğu ve ilgi oluşturuyor ama mesela buradaki gibi hemen hemen her semtte ya da okullarda tenis kortu yok. Tenis hala pahalı bir zengin sporu gibi görülüyor. Zaten Türkiye’de futboldan başka bir spora halkın ilgisi fazla değil malesef.

En favori turnuvan hangisi?

En favori turnuvam eğer grand slamlerin içinden seçmem gerekirse sanırım Avustralya Açık diyebilirim. Avustralya’nın havası, insanlarının cana yakınlığı, tenise düşkünlüğü, senenin ilk turnuvası ve ‘happy slam’ olması herkesin sevmesine neden oluyor.

Tenis maçlarında tercih ettiğin bir zemin var mı?

Tenis sporuyla uğraşanlar bilirler. Kil, sert ve çim zemin olmak üzere teniste üç tür zemin vardır. Avustralya ve Amerika Açık Tenis Turnuvaları sert zeminde, Fransa Açık kil zeminde ve Wimbledon çim zeminde oynanıyor. Hepsinin çeşitli avantaj ve dezavantajları var ve tercih her tenisçiye göre değişiyor. Ben sert zemini diğer zeminlere nazaran daha çok tercih ediyorum.

Maçlarına çıkmadan önce havaya girmek için neler yapıyorsun, senin de bazı tenisçiler gibi ritüellerin var mı?

Maç öncesi çoğunlukla müzik dinlemeyi seviyorum. Rahatlatıyor beni. Onun haricinde özel olarak yaptığım bir şey yok.

Teniste favorin kim ve hangi tenisçiyi kendine örnek alıyorsun?

Roger Federer favori oyuncum. Örnek aldığım sadece tek bir tenisçi yok. Birçok oyuncunun örnek aldığım pekçok özelliği var. Her oyuncunun kendine has güzel yanları var. Kimisinin disiplini, çok çalışması, kimisinin centilmenliği, kimisinin ne olursa olsun yenilirken bile son puana kadar oyunu bırakmaması, yardımseverlikleri, spor ahlakları gibi özellikleri var ve hepsi bir sporcu olarak örnek alınacak özellikler.

Bir gün maç yapmak istediğin bir tenisçi ve kort var mı hayalinde?

Açıkçası hiç düşünmemiştim. Büyük kortların herhangi birinde kim olduğu fark etmez hangi maçı oynarsam benim için unutulmaz bir anı olur.

Türkiye şimdiye kadar üst sıralamalarda kimseyi çıkaramadı, sence bunun sebebi nedir?

Bayanlar için konuşursak teklerde ilk 100 içinde Çağla Büyükakçay yer aldı. Türk tenisi için çok önemli bir olaydır bu. Kimsenin yapamaz dediğini gerçekleştirdi. İlk 100’e girmek inanın hiç de kolay değil. Tüm sene boyunca çok istikrarlı bir çizgi çizmeniz gerekiyor.

İleriki yıllarda Türk tenisçiler daha iyi yerlere gelecektir. Bunun için zaman gerekiyor. Bazı şeyler hemen gerçekleşmiyor. Sporcular, federasyon, kulüpler, antrenörler, aileler kısacası herkes kendini geliştiriyor, geliştirmeye çalışıyor. Ama yine belirteceğim tenis bizde yeni gelişen bir spor olduğu için zamanla bazı taşlar yerine oturacaktır. Yakın zamanda ilk 10 çok kolay gözükmüyor ama disiplinli çalışma, destek ve uygun ortam sağlandığında ilk 100’de bir sporcumuzun yeniden olma ihtimali mümkün.

Tenisçi olmasaydın ne olmak isterdin?

Sporu genel olarak çok seviyorum. Hangi spor olduğu fark etmez. Tenisçi olmasaydım da yine bir şekilde sporun içinde olmak isterdim.

Dünyanın her yerinde çeşitli tenis turnuvaları düzenleniyor ve siz dolayısıyla çok seyahat ediyorsunuz. Bu yorucu olmuyor mu? Sürekli bir başka yerde, sürekli otelde, uçakta olmak hakkındaki düşüncelerin nedir?

İnsanlar bazen ‘oh ne güzel dünyayı geziyorsun’ diyor. Fakat dışarıdan görüldüğü gibi değil. Turnuva zamanları çoğunlukla otel ve kulüp arasında geçiyor. Turnuva biter bitmez yine çoğunlukla diğer turnuvaya gitmek zorunda oluyoruz. O yüzden gerçekten yorucu. Bazen uyandığım zaman ‘ben nerdeyim’ dediğim çok olmuştur mesela. Uçak yolculukları zaten zor, hele Avustralya gibi uzak ülkelerde bir de saat farkı sorunu var, jet lag sorunu var, iklime alışma süreci var. Değişik otellerde tenis raketleriyle ve malzemelerle seyahat etmek zor. Bulunduğumuz yeri gezebilme imkanımız antrenman yapmaktan ve dinlenip güç toplamaya çalışmaktan dolayı kısıtlı, yapacağımız maçların da stresi bir taraftan. Maçlar bitince de hemen diğer turnuva için tekrar yola çıkmamız gerekiyor. Yani dışarıdan göründüğü gibi değil. Zihnen ve fiziken yıpratıcı bir süreç.

Şu an Avustralya Açık Tenis Turnuvası elemeleri için Melbourne şehrindesin. Buraya gelebilmek için ne yapman gerekti? Niye herkes gelemiyor?

Bu turnuvayı oynamak için sıralamada ortalama az çok ilk 230 içinde olmanız lazım. Bunun için de sene boyunca turnuva oynayıp puan kazanmanız gerekiyor ki sıralamada yükselebilesiniz. Bu sene kazandığınız puanlar gelecek sene için garanti değil, her yıl birçok turnuvaya katılıp puanlarınızı çoğaltmanız lazım ama bazen sakatlıklar çıkabiliyor ve turnuvaları kaçırıyorsunuz ya da başka sebeplerden dolayı gidemiyorsunuz. Bu durumda yeterli puan toplayıp sıralamanızı yükseltemeyince de bu tür büyük turnuvalarda elemelere dahi katılamıyorsunuz. Benim şu an sıralamam 211, bunun için de yıl boyu puan toplayarak bu noktaya geldim ve Avustralya Açık Tenis Turnuvası elemelerine katılmaya hak kazandım.

Yaşca daha küçük tenisçilere ya da tenis sporunu seçmek isteyenlere verebileceğin tavsiyeler var mı?

Amaca yönelik çok çalışmak diyebilirim. Tenisi seçmek ve teniste iyi bir yere gelmek isteyenler çok çalışmayı göze almalılar. Hergün antrenman yapmak, fizik ve zihin olarak kendini her zaman en üst seviyede tutmak, başarıya odaklanmak, pes etmemek verebileceğim en temel tavsiyeler. Ve tabi çok seyahat etmeyi, aileden sürekli uzakta olmayı da akıllarında tutmaları lazım.

Son olarak tenis kariyerinde yaşadığın ilginç bir anını bizlerle paylaşır mısın?

Mısır’da teklerde final maçı oynuyordum. Rakibim set arasında tuvalet molası aldı. O sırada maçı izleyen iki turist içeri girdi birden. Tenis maçlarında ses bile çıkartılmazken onlar filenin önünde, hakemin dışarı çıkarma çabalarını duymazdan gelerek birbirlerinin fotoğrafını çekip hiç bir şey olmamış gibi dışarı çıktılar.

Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Yazar Müjgan Kim

mujokim@yahoo.com.au

Müjgan Kim ile röportajlar serisi: 

1– Sanatçı İskender Ozan Toprak

2 Politikacı Naim Kurt

3- Akademisyen Onur Puza

4- İş adamı Aykut Örnek

5- Gazeteci Mutlu Tönbekici

6- Sosyal medya fenomeni Senem Döner

7- Ebru Sanatçısı Eda Tevrizci

8- Sivil toplum gönüllüsü Vuslat İves

9- Bilim insanı Hilkat Özgün

10- Psikolog Başak Kerimoğlu

11- Göçmen Danışmanı Anka Şahin

12- Müzisyen Arzu Yuvarlak Danaher

13- Radyocu Bülent İbrişim

14- Hayalperest Oktay Tilkili

15- Doktor Ömer Batın Gözübüyük

16- Akademisyen Selver Şahin

*Seri devam edecek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here