Koronavirüs Dünya Ekonomisini Vurdu: ‘1929- Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en büyük kriz!

0
454

Bir yandan koronavirüsün kendisini, aşısının ne zaman çıkacağını, hayatın ne zaman, nasıl normale döneceğini, hatta yeni normalimizin ne olacağını, pandemi döneminin sosyolojik sonuçlarını konuşuyoruz. Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir konu var ki, ülkeler/yönetimler üzerine uzun uzun düşünmeye başladılar bile. Konu muhakkak ki ekonomi. Özellikle korona nedeniyle çalışamayan vatandaşlara işsizlik maaşı ödenmesi, kiralarının ertelenmesi, ücretsiz sağlık sigortası gibi şimdiye kadar hükümetlerin çoğunun yapmaya yanaşmadığı şeyleri yaptıklarını görüyoruz. Öte yandan da birbiri ardında iş yerleri kapanıyor, şirketler ağır zarara giriyor ve işsizlik oranları günden güne artıyor. Peki bu bilinmezlerle dolu süreçte, yeni bir “Büyük Buhran” yaşayacak mı dünya, ya da artık yerleşik ekonomi düzeninde değişiklikler olacak mı? Bu soruları, İstanbul Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Ulusoy’a sorduk. Prof. Dr. Ulusoy, yaşadığımız dönemin yüzyılın en büyük ekonomik buhranı olduğunun altını çizdi,  “Covid-19 sonrası dönemde ekonomik köklü değişim tartışmaları yoğunlaşacak” dedi.


Yasemin Akyol

Koronavirüs salgınından ülkeler ekonomik olarak çok derinden etkilendi. Ardı ardına kapanan iş yerleri, büyük zarara uğrayan şirketler ve günden güne yükselen işsizlik rakamları 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran’dan bu yanaki en kötü seviyeye ulaştı. Yeni bir büyük buhran kapıda mı?

Covid-19 ile gelen toplumsal ve ekonomik şok, önceki şoklardan farklı olarak tüm küresel yapının sorunu olarak hayatımıza girdi. Bu hem sosyal hem de ekonomik olumsuzluklar ile dolu bir süreci başlattı. İşsizlik hem de kısa bir sürede inanılmaz seviyelere ulaştı. Firmalar ani duruş ile üretimlerine ya ara verdiler ya da iflas sürecine girdiler. Dış borç yükü ile bu krize yakalanan ülkeler ise bu borcu yönetememe riski ile karşı karşıya kaldılar. Tüm bunları düşündüğümüzde ve daha da uzun bir süre devam edeceğini öngördüğümüz sorunların büyüklüğünü gözönünde bulundurduğumuzda, buna daha önce yaşanmamış, teknolojik olanaklara rağmen yüzyılın en büyük buhranı diyebiliriz. Hükümetler ise şu anda vatandaşları için birbiri ardında yardım paketleri açıklıyor. İşe gidemeyen insanlara, kira ödemesini alamayan ev sahiplerine, iş yeri batan kişilere yardımlar yapılıyor.

Yeniden refah devletinden mi konuşmaya başlıyoruz ? Kapitalist sistemin aksaklıkları artık gün yüzüne çıktı mı? Köklü bir değişim öngürüyor musunuz?

Konuyu kapitalist sistemin yapısal bozukluğu olarak ele almak gerekiyor. Ekonomik modellerin ortaya çıkardığı bir gerçek nokta var. O da son dönemde yaşanan tüm krizlerin kökeninde temel olarak gelir dağılımının giderek bozulması. Ama ilginç olan bir yapısal bozukluk daha var burada. O da, bu konunun kapitalist sistem içinde ele alınması gereğinin bile duyulmaması. Ekonomide tüketimi ve geliri yönlendiren hanehalkı yani tüketicilerin ortak olamadığı bir filmin sahneye konmasının olanak dahilinde olmadığını anlamayan bir üretim sürecinde de kaçınılmaz sonun krizler olduğu aşikar. Bu kapsamda düşünürsek Covid-19 sonrası dönemde en azından köklü değişim tartışmalarının yoğunlaşacağını, çalışanların daha kuvvetli olacağı bir süreci gözlemleyeceğimizi düşünmek doğru olur. Öte yandan, süregelen sistem içindeki güçlerin de buna direneceğini bekleyebiliriz.

Dünya sağlık sisteminin korona salgınını acizlikle karşılaması garip değil mi? Mesela ABD örneğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm bu sorunların kaynağında sağlık, eğitim, askerlik ve güvenlik gibi kamunun yani halkın olan ürünlerin özelleştirilmesinin etken olduğunu belirtmek isterim. Bu kamu malı olan piyasada kapitaliste bırakılan süreçte kısa dönem optimizasyonların yani en fazla getiriye dayalı bir yapının olması uzun dönem öngörleri gözardı etmekte. Ama görüldüğü gibi kamu malı özelliğinin yine kamu yani devlet tarafından sunulmasının acı maliyetini hem ölümle hem de maddi-manevi kayıplarla tecrübe etmekteyiz

Korona salgını sonrası AB üyesi ülkeler arasında kopmalar bekliyor musunuz? Kaldı ki bu süreçte devletlerarası sağlık maskesi korsanlığı bile yaşandı.

Salgın sonrası devletin asıl rolünün sorgulanması bence en derinden karar vericileri belirli noktalarda ortak davranmaya zorlayacak. AB’nin yaşadığı tecrübe de parasal ve ticari birliğin önemi yanında kurumsal etkinliğin (yönetişim etkinliğinin) çok daha önemli hale geldiğini ortaya koyacaktır. Bu kapsamda ekonomik birlikteliğin uzun dönemde daha da sıkılaşacağını beklemek gerek.

Çok tartışılan bir diğer konu da ABD’ye karşı Çin alternatifi. Böyle bir şey söz konu olabilir mi?

ABD’de Trump’ın yaklaşımı tamamen Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin bir yansıması. Bu günlerde dikkat edilirse tüm siyasetçiler sözlerine “Çin’de başlayan Koronavirüs salgını ….” diyerek başlıyorlar ve Çin’in ülkelerinde yaşanan yıkımın asıl sorumlusu olduğunu vurguluyorlar. Buradaki temel amacın “yıkımı” savuşturmak olduğu açık. Çin, öte yandan, salgından bağımsız olarak dünyanın ikinci ekonomik gücü konumunda. Bu gücü ise daha da artıracağını söylemek zor değil.

Hayatın yavaşlaması hatta bazı yerlerde durmasının yansımalarını da yaşıyoruz. Hava kirliliğinin azalması, insanların yalnızca temel ihtiyaçlarını almaya yönelmesi…Tüketim toplumunun tutumu değişiklik gösterir mi orta vadede?

Her bir kriz tüketici davranışlarını kısa ve orta dönemde değiştirir. Bunlar hep krizlerin derecesine bağlı. Covid-19’un etkilerinin yarattığı buhranda ise tüketim alışkanlığı daha derinden ve uzun süreli olacaktır diye düşünüyorum. Bu buhranın belki de en olumlu sonucu ise tarım ve hayvancılığın önemini anlayan bir halk kitlesi ortaya çıkması olacak. Öte yandan bunun karar vericiler düzeyinde aynı önemde uygulama alanı bulup bulmayacağı ise ucu açık bir soru olarak karşımızda duracak.

Prof. Dr. Veysel Ulusoy Kimdir?

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümünden mezun oldu. Yüksek Lisansını Syracuse Üniversitesi Ekonomi-İstatistik alanında tamamladı. Doktorasını Syracuse Üniversitesi Ekonomi alanında tamamladı. Yeditepe Üniversitesinde Ticari Bilimler Fakültesinde Anabilim Dalı Başkanı olarak çalışıyor. Uluslararası Ekonomi, Ekonometri, Finansal Ekonomi, Ekonomik Büyüme, Finansal Ekonomisi üzerine dersler veriyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here