Karantina Sürecinin Aileler ve Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkisine Dikkat!

0
387

Önce Çin’i etkisi altına aldı çok kısa süre sonra da pandemi ilanı yapıldı. Yakın dünya tarihinde bu kadar geniş kapsamlı etkileri olan salgın hastalık yaşanmamıştı. Dolayısıyla hem süreci yaşayıp, onu anlamaya ve bu yaşam şekline alışmaya çalışırken psikolojik olarak bir hayli yoruluyoruz.

Peki süreçten en az etkilenmek ve evde sağlıklı bir yaşam alanı oluşturmak için nelere dikkat etmeliyiz? Gazeteci Yasemin Akyol, Konuyu Uzman Psikolog/ Psikoterapist Merve Otçeken ile konuştu. Otçeken; “Ev içinde eleştirilerimizi azaltıp, takdir cümlelerimizi çoğaltmalıyız.” dedi.

Süreçten en az etkilenmek için neler yapabiliriz?

Evde nasıl sağlıklı bir ortam oluşturabiliriz?

Öncelikle anne/baba yani yetişkinler durumun idrakinde olup, onu kavrayıp, bilimsel verileri yeteri kadar öğrenmeli ki çocuklarını gözetebilecek bir iç dünyaya sahip olabilsinler. Çocukların ruh sağlığını koruyabilmek için kendi kaygı ve panik duygularımızın farkında olarak, içimizde bir denge ve anlam yakalamamız lazım. Bu süreçten kişilerin ne oranda ve nasıl etkilenecekleri daha önceki yaşam alışkanlıkları ve ruh sağlıklarıyla oldukça bağlantılı. Daha önce  fiziksel, psikolojik ve mental olarak bağışıklıkları sağlam olanlar minimum örselenme ile yollarına güçlenerek devam edecekler.

Bu grubun dışında kalan kişiler önce, fiziksel bağışıklıklarını artırmalı, ardından da duygusal ve mental bağışıklıklarını artıracak destekleri alma yoluna gitmeliler. ‘Evden çıkmama lüksü olanlar’ birçok sosyal medya platformunda ücretsiz, psikolojik destek sohbetleri, yoga dersleri, nefes egzersizleri, sağlıklı beslenme ipuçları alabilecekleri seçenekleri mevcut.

Onlara huzur veren dostlarıyla görüntülü konuşma yapabilirler. Varsa evlerinin bahçesi veya balkonu düzenli oksijen alımı ve güneşlenme D vitamini (eksikliği depresyon temasına benzer semptomlar gösterir) almalarına yardımcı olur. Kalabalık bir sitede yaşıyorlarsa sosyal mesafe korunabiliyorsa bunu uygulayabilirler.

İki kaygı var ortada.

Biri virüsün kendisinin oluşturduğu kaygı, diğeri de psikolojik olarak yaşadığımız… Bunlar zaman zaman ev içinde tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Bu durum için neler yapmalıyız?

Ev içindeki psikolojik iklimi gözetecek haftalık ve günlük rutinlerde aile üyeleri işbirlikçi olmalılar. Minimum eleştiri, maksimum takdirin olduğu bir yaklaşımda olmalarını öneriyorum. Evde çalışan annelerin ayrıca desteklenmesi gerekiyor.

Çalışan annelerin yükü bu süreçte daha da arttı diyebilir miyiz?

Daha fazla stres ve suçluluk duygusu mı hissediyorlar?

Çalışan annelerin bu süreçte evde çocukları ve onların akademik hayatı yanı sıra artan ev işleri arasında bunca belirsizliğin yaşandığı dönemde baskı, sıkışmışlık, yetişememe ve bunalmaları gayet doğal ve normal. Kimse eksik ya da yetersiz değil. Sadece tek kişide çok fazla rol olduğunda, yaşanılan süreç de üzerine eklenince ev içi ilişkisel stres düzeyi artabilir. Aman dikkat!

Evden çalışamayan meslek grubunda olanlar ise hem kendi sağlıklarından hem de ailelerine bulaştırmaktan korkuyorlar. Gelişmesi olası ekonomik sıkıntılar da süreci daha tansiyonlu hale sokuyor. Birikmiş öfkeler var ise, üzerine yeni eklenen bu global krizle sorunlar daha görünür hale gelecek.

Özetle bu süreç sonrası kadınlar sanıyorum en büyük oranda negatif yönde etkilenecek grupta olacak. Boşanma artışı olması da olasılıklar dahilinde.

Bir yandan da kadına karşı şiddette ne yazık ki tüm dünyada yükselen bir grafik var.

Kadına yönelik şiddet %38.6 civarlarında artmış. Bu konuda özellikle medyaya büyük sorumluluk düşüyor. Yardım alınabilecek kuruluşlar hakkında kamusal sorumluluk hissedip TV ve tüm medya kolları nerelerden yardım alınabileceği paylaşımlarını yapmalı.

Öte yandan sevginin eyleme nasıl döküldüğü burada önem kazanacak. Sevildiğinizi hissedebildiğiniz, kabul gördüğünüz, onaylandığınız ortamda çiçek açarsınız. Bu hali kendinizden başlayarak çevrenize sunma gayretiniz çok değerli olur. Böyle bu süreçten bağlarımız kuvvetlenmiş, güvenimiz artmış birbirimize daha da yakınlaşmış olarak çıkabiliriz.

Çocuklara süreci nasıl anlatalım?

Çocuğun yaşına bağlı olarak neden dışarı çıkamadığımızı, evde kalmamızın önemini virüsün etkilerini ne çok detaylandırarak, ne de çok görmezden gelerek anlatabiliriz. Konu ile ilgili çizimli kitaplar yayınlandı. Bunlar internet üzerinden takip edilebilir.

Evden tek bir yetişkinin bu konuda bilgilenip 3-4 günde bir bilgilendirme yapması yeterli. Küçük çocukların olduğu evlerde lütfen onların yanında haberleri izlemeyin. Anladıklarını düşündüğünüzden çok daha fazlasını kaydedebiliyorlar…

Çocuklarla nasıl zaman geçirmeliyiz bu süreçte?

Yalnız kalmalarını teşvik etmemiz gerekli mi ve rutinlerin devamı gerekli mi mesela?

Rutinler özellikle çocuklarda çok daha önemli. Sınırlarını ve varlıklarının devamlılığını bu yolla deneyimliyorlar. Yine de biraz esnemesi doğal. Uyku ve beslenmelerinde değişim gözlemlenebilir.

Bunun yanında çocuğun yaşına göre günlük program hazırlayıp, renklendirip, resimlerle süsleyip, görünür bir yere asabilirsiniz.

Öte yandan çocuklar daha önceden de bireysel oyunlar oynuyorsa, yalnız oynamalarını destekleyebiliriz ama hiç huyu değilse bunu beklemeyelim. Benim önerim ortak yapılacak aktivite saatleri belirlemek, diğer zamanlarda da sizin gözlemleyebileceğiniz mesafede kendi keşiflerine alan bırakmak uygun olacaktır. Tabii çocuğun yaşı büyüdükçe yaklaşımlar değişecektir. Anneler bu süreçte çok yorgun ve tükenmeye meyilli olacaklar bu sebeple daha büyük çocuklarına konuyu detaylı anlatıp yardım çağrısında bulunabilirler bu sayede aile yeniden daha da derin bağlar kurma fırsatı bulabilir.

Şimdiye kadar “çocuğum elinden tableti bırak, sosyalleş, arkadaşlarınla parkta oyna” derken şu anda çocuklar tamamen bilgisayarlara bağlı kaldılar. Sosyalleşmeyi etkiler mi bu süreç?

Şu an sanılanın aksine pek çok çocuk mutlu. Okula zorunlu olduğu için giden, orada sıkılan çocuklar, evde olmaktan huzur duyuyor. Bunu anlayabiliyorum. Tabi tatil olmadığını da fark ederek yeterince derslerine bakmaları yönünde minik hatırlatmalar yapılabilir. (Bu sözlerim evde şiddet ya da taciz yoksa) Öyle bir ortam mevcutsa çocuklar için daha da dayanılmaz olacaktır bu karantina süreci. Ancak en öncelik verdiğim sevgi alışverişini bozmayacak biçimde birbirimizi kabulle, oyunlarla evin içini olabildiğince güvenli ve de neşeli kılmak. Dış dünyada her ne olursa olsun çocuklarımız yanımızda huzurlu ve dengede olabilsinler istiyorum. Bu sayede onlara hayat içinde en gerekli olan kendi merkezinde kalabilme, adaptasyon becerisi ve değişim içinde huzurla yeniliğe adım atabilmeyi modelleyebiliriz.  Bu tür yaşam olaylarının bize muazzam gelişim fırsatları sunduğuna inanıyorum.

Peki toplumsal etkileri nasıl olacak? Fiziksel olarak çok uzaklaştık. Dışarı çıkma yasakları gösterdi ki duygusal olarak da uzaklaşmışız birbirimizden. Kendimizden başkasını düşünmüyoruz sanki?

Aslında hepimiz bir bütünün parçaları olarak biriz ve birlikte hareket ediyoruz. Bunu düzenli hatırda tutmak önemli. Bu sebeple herkesi elinden gelen en özenli, saygı içeren, temiz yaklaşımlarda bulunmayı içten dışa davet ediyorum. Komşumuz açken tok yatmamayı hatırlama zamanı. İşbirliği, birlik bilinci içinde olmazsak süreci ağır hasar alarak geçeceğiz. “Neye ihtiyacın var? Senin için ne yapabilirim?” diye sormalıyız. Yargılamadan önce birkaç nefes alıp, yeniden kurmalıyız yapıcı cümleleri… “Buradayım senin için.” diyebilmeliyiz kalpten.

“Seni, acını, zorlandığını, korktuğunu hissedebiliyorum.” diyebilmeyi diliyorum her birimize. Umuyorum ki insanlık ailesi yepyeni bir çağa girişe hazırlanmakta. Yolu birbirimize kolaylaştıralım.

Uzm. Psk. Merve Otçeken Kimdir?

Okan Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü (%100) burslu bitirmesi ardından, İstanbul Bilim Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü’nden uzmanlık derecesi aldı. Uluslararası ve ulusal çapta yapılan konferans ve kongrelerde yazılı ve sözlü bildirileri bulunuyor. Psikoterapi ve atölye çalışmalarına 2014 yılından bu yana kurucusu olduğu Syenah Danışmanlık bünyesinde devam ediyor. Otçeken’in ‘İçim Dışım Bir’ ve ‘Küçük prensi Okuma Rehberi’ adlı iki kitabı da var. Psikolog Otçeken’e ‘m.otceken’ İnstagram sayfasından ve ‘syenah’ Youtube kanalından ulaşılabilir.

Yasemin Akyol Kimdir?

2006 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 2009 yılında Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Yüksek Lisans derecesini aldı. 2009- 2011 yılları arasında 6 News’ta siyaset programı hazırlayıp sundu. Ardından Atv/ A Haber’de Dış Haber Editörü olarak görev yaptı. Haziran 2019’dan bu yana da Melbourne şehrinde yaşamaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here