Karantina Evlerinde Küresel Erkek Şiddeti: Kadına Karşı Şiddet Derinleşiyor!

0

‘Kadına karşı şiddet’ uzun yıllardır konuştuğumuz, gündemin en üst sıralarında yer alan konulardan biri. Ancak ‘Pandemi Süreci’yle başlayan fiziksel izolasyonda, sağlık ve konforu sağlayacak evler, kadınlar için yine ‘güvenli yer’ olmaktan çıktı. Bununla birlikte birçok ülkede kadınlara destek sunan kuruluşlara erişim sekteye uğradı, bazı sığınma evleri geçici olarak kapatıldı. Tüm dünyada ev içi şiddete dair artışların olduğu verilerle ortaya konurken, karantina sürecinin özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik mevcut eşitsizlikleri artırdığına dair açıklamalar yapılıyor. Konuyu Birkbeck, University of London Konuk Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu ile konuştuk. Prof. Dr. İnceoğlu; erkek şiddetinin, erkeğin hane içinde ekonomik veya idari gücü elinde bulundurma kaygısından kaynaklandığının altını çizdi; Erkek egemen söylem kadını hem yok sayıyor, hem de şiddete davetiye çıkarıyor.” dedi.


Yasemin Akyol

Temel sorunumuzla başlayalım isterseniz. Tüm dünya ülkelerinde görülen ‘kadına yönelik şiddet’in arkasında ne yatıyor?

Kadına yönelik şiddetin birçok nedeni var şüphesiz. En temel nedeni, eşitsiz güç ilişkileri. Kadın davranışı üzerinde erkeğin denetim kurma isteği, erkeğin kadın davranışı üzerine kurduğu kontrolü kaybetmesinden kaynaklanan utanç veya bu yöndeki algısı ile bu utancı tetikleyecek, kışkırtacak aile veya mahalle baskısı vs. gibi etmenler, etkili. Kadın cinselliğinin kontrolü de önemli bir neden. Türkiye’de ise erkek şiddetinin arka planında namus yatıyor. Türkiye’de namus; kadın, kadın bedeni, cinselliği ve kadınların kontrol edilebilmesi biçiminde algılanan, büyük ölçüde de evlilik dışı cinsel ilişki, bekâret, zina veya sadakatsizlik ile ilişkilendirilen bir kavram. Erkek egemen söylemler kadını bir yandan yok sayarken, diğer yandan da şiddete davetiye çıkarıyor.

Birleşmiş Milletler’in toplumsal cinsiyet eşitliği için çalışan birimi UN Women, yeni raporunda pandemi sürecinde artış gösteren kadına karşı ev içi şiddet vakalarını,  “gölge pandemi” olarak tanımladı. Halihazırda büyük bir sorun olan ‘kadına karşı şiddet’in derinleşmesinin nedeni nedir?

Öfke kontrolsüzlüğünün sonucu ortaya çıkan ve öğrenilen bir davranış biçimi olan erkek şiddeti, erkeğin hane içinde ekonomik veya idari gücü elinde bulundurma kaygısından kaynaklanıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, ev karantinasının artan stres, dar ve zor yaşam koşulları ve toplum destek mekanizmalarındaki bozulmalar dahil olmak üzere, aile içi şiddet eğilimini tetiklediğini belirtiyor. Başlıca neden bu.

Dünyanın hemen hemen her ülkesinde ev içi şiddet oranlarında artış yaşanırken, görünen o ki  “yine” küresel boyutta sorunla karşı karşıyayız. Hükümetler bunu önlemek için neler yapabilir?

Yakın zamanda, hatta pandemi öncesinde Fransız hükümeti zaten kadına yönelik şiddet ile mücadele için ülke çapında bir dizi önlem açıklamıştı. Erkek şiddetine maruz kalan kadınların otellerde barınmaları sağlandı, yardım almaları için destek merkezleri kuruldu, ayrıca kadınların eczanelerde “Maske 19” gizli kodu aracılığıyla yardım isteyecekleri bir sistem için düğmeye basıldı. Bu sistemi ilk başlatan İspanya idi. Ayrıca kadınlar ya ‘KadınlarŞiddetiDurduralım’ web sitesinden polis çağırabilecekler ya da 114’e SMS gönderip güvenlik güçlerinden yardım isteyebilecekler. BM Kadın Komisyonu’nun hazırlamış olduğu “COVID 19 ile Kadın ve Genç Kızlara Yönelik Şiddetin Engellenmesi” başlıklı raporda; Kovid-19 salgını sırasında hükümetlere ve Birleşmiş Milletler Ajanslarına; kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ile mücadele için ek kaynaklar tahsis edilmesine, şiddete maruz kalan kadınlar için hizmetlerin güçlendirilmesine, cezasızlığın önlenmesine, veri toplamanın önemine vurgu yapılırken, sivil toplum kuruluşları ve BM kurumlarına da, farkındalık yaratma ve bilinçlendirme çalışmalarını başlatma, cinsiyete dayalı kalıp yargıların, kadınların ev içi iş yükünün artması, ekonomik güvencesizlik ve işsizlik vs. için tedbirler alması yönünde önerilerde bulunuyor.

Eşi dışarda çalışan ve onlar evden gittikten sonra konu-komşusu, arkadaşı ile dayanışma içinde olan kadınlar artık bu desteği de bulamıyor. Destek- dayanışma mekanizması da çöktü diyebilir miyiz?

Özellikle finansal krizler, doğal afetler, küresel salgın dönemlerinde yaşanan uzun süreli stres bozukluğunun yaygın olduğu dönemlerde, aile içi şiddet vakaları daha da çok artıyor. Küresel salgının zorunlu kıldığı sosyal tecrit zamanlarında, kadınlar en güvenilir yer olan evlerinde, istismarcılarının her türlü şiddetine her zamankinden daha sık ve kolay maruz kalıyorlar. Küresel bir sorun ve ciddi bir insan hakkı ihlali olan erkek şiddeti, her yaştan, kültürden ve gelir düzeyinden kadını hedef alıyor. Ancak birçok mahkeme kapalı, avukatlar evden çalışıyorlar, danışma merkezleri ve destek grupları tüm çalışmalarını askıya almış durumda. Salgın nedeni ile işsizlik oranları yükseldikçe, aile içi şiddeti tetikleyen içki tüketimi de artıyor. Tam bir kısır döngü. Dolayısıyla sorunuza evet destek-dayanışma mekanizması ne yazık ki sekteye uğradı diyebiliriz.

Kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek için sizce toplumsal olarak neler yapılmalı?

Kadının, hayatın her alanında erkeklerle eşit fırsat ve olanaklara sahip olması gerekiyor. Kadınlara mutlaka güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı. Dayanışma ağları kurulmalı: ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı’ kurulmalı. Yasa koyucusundan hâkimine, kolluk kuvvetinden üniversite hocasına, öğrencisine, gazetecisine, kadın hareketine kadar herkesin bir araya gelip ortaklaştığı bir denetleyici platformda buluşmalılar. Yaftalama yoluyla kadının değersizleştirilmesi ve itibarsızlaştırılmasına özendirici yayınlar yapılmamalı. Siyasetçiler kadınlara yönelik önyargı, kalıp yargıları pekiştiren, şiddeti özendiren ve meşrulaştıran açıklamalar yapmaktan kaçınmalılar.

Özellikle bu içinden geçtiğimiz pandemi döneminde medyaya düşen sorumluluklar neler?

Medyanın, anlamın toplumsal inşasında ideolojik bir işlevi olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda normalleştirme, kayıtsızlaştırma, dramatizasyon, özdeşleştirme suretiyle medya özellikle ahlak ağırlıklı kültürel kodlar ön plana çıkararak kendi gündemini yaratıyor. Diğer yandan -özellikle Türkiye’de- medya da kadın katli veya namus bahanesiyle işlenen cinayetlerde devletin ideolojik aygıtı olarak bu şiddeti onaylıyor, sıradanlaştırıyor hatta bu cinayetleri bir toplumsal olay değil de adli bir vaka olarak mor göz, kırık kaburga vs. türü fiziksel şiddeti ön plana çıkaran habercilik yapıyor. Toplumun her kesimine nüfuz eden cinsiyet kalıp yargılarının dışında kalan herkes bir tür ayrımcılığa ve dışlamaya maruz kalmakta. Medya içeriklerinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçek anlamda sağlanamaması, kadınların dışlandığı, klişeleştirildiği ve yanlış temsil ve/veya eksik temsil edildiğinin göstergesi. Bu da derin köklü önyargıların çoğalmasına ve pekişmesine yol açıyor. Medya, pandemi döneminde kadınların seslerini duyurmalı, aktif rollerini yansıtmalı, kamusal tartışmalara katılımlarını desteklemeli, cinsiyet kalıp yargılarına meydan okumalı ve kadınların karar verme süreçlerinde etkin olmasına olanak sağlamalı, bir başka deyişle, kadın hakları odaklı habercilik yapma konusunda duyarlı olmalı.

Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu

İletişim Akademisyeni. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Eski Dekanı. Halen Birkbeck, University of London’da konuk Öğretim Üyesi olarak bulunmakta. İletişim Araştırmaları Derneği (ILAD), UNESCO ve Amerikan Biyografi Enstitüsü üyesi, Avrupa Konseyi’nin medya okuryazarlığı toplantılarına ‘Avrupa Komisyonu Uzmanı’ olarak katıldı. Columbia Üniversitesi (1994), Salzburg Semineri (2003), Yeni Delhi Jawaharlal Nehru Üniversitesi Medya Çalışmaları Merkezi ve European University Institute’a (Floransa/ 2017) konuk öğretim üyesi olarak ders verdi. Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Medya Tekzip Merkezi, Siyah Bant, Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) ve ASULİS Nefret Söylemi Laboratuvarı Danışma Kurulu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Meslek İlkelerini İzleme Komisyonu ve Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi. Çok sayıda kitabın yazarı, derleyicisi ya da yazarları arasında.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here