“Kapınızı çalıp ben geldim diyen bir komşu geleneği yok.”

0
604

Değerli Avustralya Postası takipçilerimiz,
Yazarımız Müjgan Kim ile on beşinci toplum röportajı ile yine karşınızdayız.
Aramızda yaşayan birbirinden kıymetli sanatçılarımızı, iş adamlarımızı, akademisyenlerimizi, sivil toplum gönüllülerimizi, kısaca hikayesiyle içinde yaşadığımız bu topluma bilgi ve tecrübeleriyle faydalı olacağına inandığımız kim varsa sizlerle bu platformda buluşturuyor ve onları daha yakından tanımanıza imkan sağlıyoruz. 
Bu kez de spor hekimliği alanında uzman bir konuğumuz kendisine yöneltiğimiz soruları sizler için yanıtlıyor. Keyifli okumalar… 


Ömer bey merhaba, okuyucularımız için kendinizi tanıtır mısınız lütfen?

Merhaba, ismim Ömer Batın Gözübüyük. Tıp doktoru ve Spor Hekimliği uzmanıyım. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldum, aynı fakültede 4 sene uzmanlık yaptıktan sonra 2016 yılında da uzman doktor ünvanını kazandım. 2019 yılı Nisan ayında Avustralya’ya gelene kadar da aynı kurumda çalışmaya devam ettim. Akademik görevlerin yanında Türkiye Futbol Federasyonu’na bağlı olarak milli takımlarda, Türkiye Süper Ligi’nde de Başakşehir Futbol Kulübü’nde uzunca bir süre A takım doktorluğu yaptım.

Avustralya’ya daha yeni gelmiş sayılırsınız, niçin böyle bir karar verdiniz?

Uzun zamandır eşim ve ben yurt dışında yaşama deneyimini tatmak istiyorduk. Ben üniversite yıllarımda ilk kez yurt dışı öğrenci değişim programlarında buna ilgi duydum. Önce Avusturya, ardından Macaristan ve son olarak eşimle tanıştığımız Polonya’nın çeşitli tıp fakültelerinde bulunma fırsatım oldu. Avustralya’yı seçmemizde sporun burada toplumsal hayatta çok büyük bir yere sahip olması, yaşam standartlarının yüksek olması anadilin İngilizce olması ve arkadaşlarımız etkili oldu.

Özellikle küçük bir çocuk ve ailenizle burada yeni bir hayata başlamak zor olmalı, umduğunuzu bulabildiniz mi?

Buraya ilk geldiğimizde devlet kurumlarıyla haftalar süren büyük bürokratik sıkıntılar yaşadık, geri dönmek üzereydik. Tam o sıralarda da oğlumuzun Türkiye’de yaşadığı rahatsızlığı yeni düzeliyordu. Üzerine bu sıkıntılar da eklenince açıkçası ailece çok zor zamanlar yaşadık. Neyseki buradaki arkadaşlarımız bize destek oldu ve o günleri atlattık. Şuan yaşadığımız bölge şehir merkezine uzak dış mahallelerden birisi olduğundan bize biraz fazla sakin ve izole geldi. Onun dışında temel ihtiyaçlara ve doğaya ulaşımın kolaylığı hoşumuza gidiyor. Henüz tüm sosyal imkanlardan yararlanmadık ama sanırım yakın gelecekte bunu da deneyimlemiş oluruz. Aradığımız şey ilk planda sakinlik ve huzurdu. Bunu bulduğumuzu söyleyebilirim.

Sizi burada en çok etkileyen olumlu ya da olumsuz neler oldu? Neler gözünüze çarptı?

Olumlu olan mesleki olarak da beni ilgilendiren herkesin bir miktar da olsa sporla iç içe olması, genel sağlık bilincinin yüksekliği gözüme çarptı diyebilirim. Kendi sağlığına bizden daha çok önem veren bir toplum Avustralyalılar. Olumsuz olan ya da alışılmışın dışında gelen, herkesin kendi kabuğunda yaşama tarzı ve burada Türkiye’den daha sık karşıma çıkan faydacılık esasına dayalı düşünce biçimi. İlki insanın kendisini oldukça yalnız hissetmesine neden oluyor, kapınızı çalıp ben geldim diyen bir komşu geleneği yok. İkincisi de biraz kapitalist düzenden ileri geldiğini düşündüğüm fayda-fayda esasında ilişkilerin filtrelenmesi. Örneğin sıklıkla insanlar bir işe kendisine bir fayda sağlayıp sağlamayacağını düşünerek yaklaşabiliyor ve bu bana biraz olumsuz geliyor.

Spor ve egzersiz doktorusunuz, bu uzmanlık alanını biraz açıklar mısınız?

Spor hekimliği, Uluslararası Spor Hekimliği Federasyonu’nun (FIMS) tanımına göre, egzersiz, antrenman ve sporun, ayrıca hareket eksikliğinin (sedanter yaşamın) sağlıklı ve hasta bireyler üzerindeki etkilerini inceleyen, korunma, tanı, tedavi ve rehabilitasyon konularında ve harekete katılan her yaştaki ve cinsteki bireylere yardımcı olacak çalışmalar üreten, teorik ve uygulamalı bir tıp dalıdır. Temelde ilgilendiğimiz alanlar birkaç grupta incelenebilir, sporcu performans analizi ve geliştirilmesi, takım doktorluğu ve temelde kas iskelet sistemi rahatızlıklarının tedavi edildiği poliklinik hizmetleri. Performans analizleri egzersiz laboratuarında ya da sahada gerçekleştiriliyor, uyguladığımız maskeli efor testi, kas gücü ve dayanıklılığı testleri, eklem hareket açıklığı / esneklik testleri gibi testler sonucunda sporculara raporlar hazırlayıp program çıkartıyoruz. Avustralya’da bu alanda Egzersiz Fizyologları ile birlikte çalışıyoruz.
Takım doktorluğu herkesin bildiği, uzaktan çok hoş görünen ancak içerisi pek de göründüğü gibi eğlenceli olmayan bir takımın A’dan Z’ye tüm medikal, nutrisyonel, seyahate bağlı, müsabaka günü, antrenman planlaması, yaralanma tanıları, tedavileri ve sahaya geri dönüşteki bütün ihtiyaçların kesintisiz sürdürülmesi gerektiği ve bu alanda son söz sahibi olunduğu bir hekimlik alanı. Takımlar profesyonelleştikçe neden bir Spor Hekimliği Uzmanı ile birlikte çalışmak gerektiğini daha iyi anlıyorlar. Fark yaratan tüm takımların medikal ekibinin lideri genelde bir Spor Hekimi oluyor. Poliklinik hizmetlerimiz de sporcu olsun olmasın tüm bireylerin kas, eklem, bağ ve kemiklerinin rahatsızlıklarının tanı ve tedavilerinin yürütüldüğü bir alan. Bireyler bu şikayetlerle her zaman gittikleri bir doktor yerine bir Spor Hekimi’ne gittiklerinde aradaki farkı anlıyor. Bizim için ağrısız ve aktif yaşam çok önemli, ve kişileri gerek kas iskelet sisteminin kendi hastalıkları gerekse kalp, tansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıklarda doğru aktivite planlaması, egzersizler ve tıbbi müdahalelerle (enjeksiyonlar gibi) onları olabildiğince aktif tutmak, hedefledikleri ve kendilerini iyi hissettikleri aktivite düzeyine biran önce onları ulaştırmak asıl isteğimiz. Bu bağlamda koruyucu hekimlik uygulamalarında spor hekimliği branşının neden öncü olduğunu anlayabiliriz.

İnsanlar kalp doktoru, göz doktoru gibi alanları biliyor ve ziyaret ediyor ama spor doktorunu çoğu kişi bilmiyor, bu hayatımıza yeni mi girdi? Kimler sizi görmeli?

Bu alan dünyada son 30 yıldır yapılandırılmış olarak bulunmakta ve özellikle Amerika’da toplum sağlığı politikaları üzerine çok etkili çünkü devletler ve sigorta firmaları spora ve egzersize yapılan yatırımın sağlığa olumlu etkilerinin paraya dönüştürülemeyecek kadar büyük olduğunu anladı. Türkiye’de de 1989 yılında spor hekimliği bir uzmanlık alanı olarak kabul edildi ve o tarihten bugüne giderek artan popülerliği sonucunda geçtiğimiz yıl en çok tercih edilen tıpta uzmanlık alanları arasında Dahiliye, Cerrahi, Kadın Doğum gibi alanları geride bırakarak 10. sıraya çıktı. Bu branşımız için gerçek bir başarı aynı zamanda.

Avustralya’daki meslek hayatınız ve alanınızla ilgili buradaki uygulamalardan kısaca bahseder misiniz?

Türkiye’de akademik olarak, poliklinik hizmeti ve takım doktorluğu alanlarıda hizmet vermekteydim, Avustralya’da şimdilik sadece özel bir klinikte çalışıyorum ve burada poliklinik hizmetlerini, sporcu olsun olmasın herkesin kas-iskelet sistemiyle ilgili tüm rahatsızlıklarının tanı ve tedavisini yürütüyorum. Merkezimizde fizyoterapistler, podiatristler, egzersiz fizyologları ve masaj terapistleri gibi çok değerli yardımcı sağlık personelleri bulunmakta. Eklem kireçlenmesi (artrit), kas-tendon yaralanması dahil tüm ağrı sendromları, tendinitler, tenisçi dirseği gibi aşırı kullanım yaralanmaları bunlara sadece birkaç örnek. Çok genel bir bilgi olarak şunu söyleyebilirim, bir yerlerimiz ağrıdığında genelde altta yatan neden ameliyat edilecek kadar ciddi değildir ve doğru tanı, uygun koruma, tıbbi tedavi, enjeksiyonlar ve doğru egzersizler gibi müdahalelerle başarıyla yönetilebilir. Bunun için ise tüm eğitimi kas-iskelet sistemi üzerine yoğunlaşmış, üst düzeyde bir sporcudan haftasonu savaşçısına kadar her seviyedeki fiziksel ihtiyaçları bilen bir uzman hekimi ziyaret etmek kötü bir fikir olmasa gerek!

Gerek ani yaralanma geçiren, gerekse uzun süredir bir yerleri ağrıyan herkese branşımızın çok etkin şekilde yardımcı olabileceğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bir önemli nokta burada GP’lerin kas iskelet sistemi rahatsızlıklarını az sayıda spor hekimi uzmanı bulunması nedeniyle ortopedi bölümüne sevk ettiğini belirtmemde fayda var. Bu gerçekten ameliyat edilmesi gereken durumlar için faydalı ancak bazı durumlarda bunun -dünya genelinde de olduğu gibi- biraz aşırı tıbbi müdahaleye neden olabildiğinin de unutulmaması gerektiğini söylemeliyim. Avustralya, gerek sağlık personelleri gerekse hastaların bu konuda bilgilenmesi için “Choosing Wisely” adında bir akılcı bir bilinçlendirme organizasyonuna sahip. Bu kuruluşun internet sitesini ziyaret etmeyi herkese tavsiye edebilirim.

Sizinle konuştuğumuzda tanısal ultrasonun öneminden bahsetmiştiniz, bunu okuyucularımız için biraz açar mısınız?

Benim kendi branşım ve genel olarak hekimler arasında öne çıkan, ayırt edici bir yetenek diyebiliriz ultrasonun günübirlik kullanımı. Ultrasonografi size kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının tanı ve tedavileri konusunda o kadar yardımcı ki; Amerika’da ‘Spor Hekimi’nin steteskopu’ olarak anıldı bundan yıllar önce. Ben ultrasonografi eğitimini Türkiye’de iken aldım ve 5 yılı aşkın süredir ultrasonu klinik pratiğimde bir diğer elim gibi kullanıyorum. Avantajlarını saymakla bitiremem ancak sadece şunları belirteyim, bazı hastaların MR ya da tomografi (CT) çektirme gerekliliğini ortadan kaldırıyor, hedefe yönelik enjeksiyonlar yapmama olanak sağlıyor ve çoğu ağrılı kas-iskelet probleminde ağrının tam olarak nereden kaynaklandığını bulmamı sağlıyor. Ultrason eşliğinde yapılan enjeksiyonlar çok daha kolay, etkin ve hastaya geri bildirimi müthiş. Çoğu zaman hastalarıma enjeksiyon yaparken (ağrılı omuz gibi) onların ekranda bunu canlı olarak izlemelerini sağlıyorum. Böylece hem işleme olan güvenleri artıyor hem patolojinin nerden kaynaklandığı ile ilgili onlar da fikir sahibi oluyor ve böylece daha iyi klinik sonuçlar elde ediyorum. Çok önemli bir nokta da şu, ultrason eşliğindeki işlemlerin gerekliliği durumunda mevcut Avustralya sağlık sistemi işleyişi sizin en az iki kez GP’ye görünmenizi, bir sevk almanızı ve bazen iki kez de aynı radyoloji merkezine (hem tanı hem işlem için) gitmenizi gerektirebiliyor. Bana gelen hastalar ise tüm bu basamakları tek seferde gerçekleştirme şansına sahip.

Spor hekimliğinin ortopedistten, fizyoterapistten farkı ne?

Ortopedistler kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının cerrahiye ihtiyaç duyulan aşamasında devreye giriyor. Biz de hastaları istirahat, koruyucu bandajlar, egzersiz, ilaçlar, ve enjeksiyonlar gibi konservatif tedavilerden fayda görmeyeceğini düşündüğümüz aşamada ameliyat olmaları için ortopedistlere yönlendiriyoruz. Genel olarak çoğu kas, tendon, bağ yaralanmasının ve çoğu ağrılı eklemin ameliyatsız tedavi edilebilir olduğunu da hatırlatalım. Üstelik PRP (platelet rich plasma) gibi yeni rejeneratif tıp yöntemleri geliştikçe bize hastalıkları daha uzun süre ameliyatsız yönetebilme imkanı doğuyor. Kırık-çıkık gibi kemik yaralanmalarının yönetimi ise ağırlıklı olarak ortopedi branşı hekimlerince yürütülüyor. Fizyoterapistler size nasıl doğru egzersizler yapacağınızı gösteren, rehabilitasyon eğitimi alan 4 yıllık üniversite mezunu sağlık personelleri olup, tıp doktoru değildirler. Avustralya’nın Türkiye’den alanımızla ilgili en bariz farklarından birisi kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını ilk karşılayan sağlık çalışanlarının genelde fizyoterapistler olması. Bu hem iyi hem kötü. İyi çünkü bazı durumların uzman doktor tarafından yönetilmesi gerekmeyebiliyor, ve sağlık sistemi bu hizmetten dolayı kar ediyor. Kötü çünkü her fizyoterapist aynı düzeyde deneyimli değil (spor fizyoterapisi gibi üst ihtisas yapma oranı yüksek değil) ve hastaları vakitlice sevk etmek yerine idare etmeye çalıştıklarını sıklıkla görüyorum.

Hangi spor dalındakilerin size daha çok ihtiyacı var?

Profesyonel düzeyde spor yapmaya karar veren herkesin spora katılım öncesi mutlaka bir spor hekimi uzmanı görmesini öneriyoruz. Bu gerek olası yaralanmaların önlenmesi için gerekse riskli bazı tıbbi durumların önceden yönetilmesi için oldukça önemli. Onun dışında her yıl bir check-up mahiyetinde bu muayenelerin devamı önerilmekte. Elbette yaralanma olduktan sonra da doğru tanı ve tedavi için tüm branş sporcularına yardımcı olmak için hazırız.

Avustralya’da AFL, cricket, hockey gibi Türkiye’ye göre farklı spor dalları da var. Bu durum sizin işiniz açısından bir avantaj mı dezavantaj mı?

Toplumun çok daha büyük bir kesiminin sporla iç içe olması bizim için büyük avantaj. Farklı branşlar bizi zenginleştiriyor. Her branşın kendine ait bir yaralanma profili ve sık görülen durumları var. Bunların hepsine hakim olmak hem çok yorucu hem de oldukça tatmin edici diyebilirim.

Buradaki spor hekimliği ile Türkiye’deki spor hekimliğini karşılaştırdığınızda farklar var mı?

Türkiye’de bu branş daha az biliniyor. Bunda toplumun genel olarak aktif bir hayat sürmemesi bir etken olabilir. Uzman sayısı toplum nüfusuna oranla Türkiye’de de az, ve profesyonel spor kulüpleri buradaki gibi artık takım doktoru olarak spor hekimi uzmanı tercih etmeye başladılar. Ancak bir takım doktoru ile çalışma geleneği malesef halen futbol, basketbol gibi birkaç branş dışında yaygın değil. Burada meslek odasının (Australasian College of Sports and Exercise Physicians) Türkiye’ye kıyasla çok daha aktif olduğunu söylemem gerekir. Düzenli sempozyumlar, toplantılar ve kongreler oldukça yoğun ve bizden daha güçlü bir iletişim ağları var kendi içlerinde.

Bu ülkede başınıza gelen ilginç bir hatıranızı bizimle paylaşır mısınız?

Tersten akan trafik en ilginci. İlk geldiğimiz haftalarda bir alışveriş merkezi otoparkına araçla girerken neden otomatik kapının açılmadığını anlayamadım. Neyseki birkaç saniye içinde ters şeritten girmeye çalıştığımı fark ettim ve soldaki şeride geçtim, meğer girişte zaten kapı yokmuş. Bu trafiğin ters taraftan akması etrafta araçlar varken o kadar zor değil ilk zamanlarda ancak yol boş olduğunda alışana kadar epey şaşkınlık yaşadığımı söyleyebilirim.

İhtiyacı olan insanlar size nasıl ulaşabilirler?

Haftanın 5 günü LifeCare Croydon Sports Medicine, 1 günü de LifeCare Prahran Sports Medicine adlı merkezlerde hizmet veriyorum. PRP hizmeti şimdilik sadece Prahran kliniğinde mevcut ancak diğer tüm hizmetler (ultrason eşliğinde enjeksiyonlar dahil) her iki klinikte de hastaların hizmetinde. Kliniğimizin internet sitesi de sunulan servisler ile ilgili oldukça detaylı bilgiler içeriyor, siteye www.lifecare.com.au adresinden ulaşabilir, klinik seçebilir ve online randevu alabilirler. Onun dışında kişisel internet sayfam olan www.drbatin.com ‘da giderek daha fazla bilgi paylaşmaya çalışıyorum. Kişisel e-posta adresim de omer.batin@gmail.com

Röportaj: Müjgan Kim
mujokim@yahoo.com.au

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here