“Gecikmiş olsa da ‘HOŞÇA KALIN’ demek isterim.”

0
489

Röportaj konuğum bu kez, Türkçe TV, gazete, internet gibi imkanların hiç olmadığı veya  gazeteye çok sınırlı erişildiği, dil ve iletişim sorunlarının yaşandığı, ülkelerinden bir haber duyabilme sancılarının çekildiği; bu kadar uzakta insanlar yalnızlık içindeyken, en çok ihtiyacını hissettikleri zamanda, Avustralya’daki tüm Türklerin 25 yıl boyunca sesi, dili, gözü, kulağı olmuş; Türklere az da olsa hasretliklerini SBS Radyosu kanalıyla unutturmaya çalışmış olan Bülent İbrişim.


Merhaba Bülent, ismini duyar duymaz pek çok kişi seni tanıyacaktır ama yine de kendini tanıtır mısın bize?

Ben Bülent İbrişim, 1986 yılından bu yana Avustralya’da yaşıyorum. Ankara’da büyüdüm. Gelmeden önce eşim ve ben Jeoloji Mühendisi olarak ilgili kurum ve bakanlıklarda çalıştık.

Avustralya nereden çıktı, neden burası?

Yaşamımızda bir değişiklik yaparak yeni kazanımlar elde etmeyi istedik. Avustralya ve Kanada seçenekleri vardı. Özellikle iklim koşulları nedeniyle Avustralya’yı tercih ettik. O zaman 7 yaşında olan oğlumuzla birlikte geldik. Ben gelir gelmez o yıllarda var olan ‘Ethnic Affairs Commission’da çevirmen olarak çalışmaya başladım. Ardından o zaman adı Victoria College’ olan ve sonra Deakin Üniversite’sine bağlanan öğretim kurumunda, ‘Çevirmenlik ve Mütercimlik Bölümü’nde Sosyal Bilimler ve Çeviri Tekniği üzerine bir yıl ders verdim. Yeniden yapılanmaya giden SBS Radyosu’nun 1987 yılında açılan sınavlarına katılarak Türkçe Programı – Grup Başkanı olarak, 1988 yılında çalışmaya başladım.

Toplumumuz seni eski SBS günlerinden hatırlıyordur. Bu radyoculuk maceran nasıl başladı ve neden sen?

Mühendis kökenliyim. Ancak sosyal konularla ilgim eskiye dayanır. Lise yıllarımda, ‘Atatürk Erkek Lisesi’nde çok değerli edebiyat öğretmenim, Ankara Koleji eski müdürü Cezmi Tahir Berk’in bunda etkisi çok büyüktür. O tarihlerde sayın Berk’in özendirmesiyle ‘Ankara Radyosu’nda “Gençler Sizin İçin” adlı program ekibine katıldım. Yalın Tolga ve Ejder Akışık’ın rejisörlüğü ve Ertuğrul İmer’in efektleri ile çok başarılı programlar yaptık. Ekibimiz renkliydi. Cihan Ünal, Rüştü Asyalı, Atilla Olgaç ve sonrasında da yollarımız sıkça kesişen, Türkiye’nin bence en önde gelen tiyatro oyuncusu Erkan Yücel vardı (Ankara Sanat Tiyatrosu’nun ünlenmesinde temel taş olan Erkan’ı 1985 yılında bir trafik kazasında kaybettik).

Üniversite yıllarım 1968 dönemine rastladı. Bu dönemde tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde de yoğun okuma, tartışma, yazma gibi etkinlikler çoğu öğrencide bilinç sıçramasına yol açmıştı. Bu nedenle kendimi ayrıcalıklı hissetmişimdir hep. Sonrasında burslu olarak gönderildiğim Fransa’da basın alanında çeşitli faaliyetlere katıldım. Türkiye’de politik dergilere siyasi içerikli çeviriler yaptım. Böylece yaşamımı kazandığım mühendislik dışında, çeşitli beceriler edinme olanağı buldum.

İşte bu kazanımlar SBS radyosuna girmeme temel oluşturdu. 1988 yılında bir grup çalışma arkadaşımla birlikte başlayan süreç benim için 2013 yılında sonlandı.

Image result for Bülent İbrişim.

Özellikle çok kültürlü bir ülkede göçmenlere yönelik yaptığın bu kamu çalışması devletin bir projesi miydi ve bununla ne amaçlandı? Devlete mi kolaylık sunuldu göçmenlere mi?

Bildiğiniz gibi SBS Radyo ve TV, ABC ile birlikte devlet tarafından ödeneği sağlanan yayın kurumlarıdır. 1973-75 yılları arasında başbakan olarak görev yapan ve Medicare, Sosyal Güvenlik gibi çok değerli toplumsal uygulamalara imza atan Gaugh Whitlam tarafından getirilen Çokkültürlülük politikasının bir ürünüdür. SBS Radyosu 1975 yılında aralarında Türkçe’nin de bulunduğu dokuz dilde daha çok amatör bir yapıda yayına başlamıştır. 1988 yılında profesyonel kadrolar oluşturarak 68 değişik dilde yayınlarını sürdürmektedir.

Kuşkusuz son derece çağdaş ilkelere dayalı bir yayın politikası benimsemiştir. Irkçılığa, ayrımcılığa, etnik ve dinsel nefrete karşı uyumlu ve hoşgörülü bir Avustralya toplumu oluşturmak temel görevi olmuştur. Bu girişim gerek Avustralya genel toplumu ve gerekse etnik toplumlara son derece yararlı kazanımlar getirmiştir.

SBS Radyosu’nun değişik dildeki yayınları çok kültürlü toplumları kendi dillerinde yasal, idari ve sosyal konularda bilgilendirirken Avustralya toplumuna hak ve aynı zamanda sorumluluklarının bilincinde olan bireyler kazandırılmasında da önemli katkılar sağlamıştır. Bu bağlamda bazı eksiklerine karşın herkes için son derece yararlı bir proje olarak yaşama geçirilmiştir.

Buradaki Türklerin SBS’e yaklaşımları nasıldı? Bizi memnun etmek zordur.

Hedef grupların, yani kendi dilinde yayın yapılan toplumların, SBS Radyosu yayınlarına tepkilerinin ortak özellikleri bulunmaktadır. Söz gelimi, toplumlarının çoğunluğunun bağlı olduğu inançlar ya da etnik grupların üstünlük ve öncelik taşıdığı yanılsaması yaygındır.  Yayınların bu doğrultuda yapılmasında ısrarcı kesimler olmuştur. Programların o toplumdaki çoğunluk dininin temalarıyla açılmasını, bir başka kültür ve inançtan hiçbir biçimde söz edilmemesini talep edenlere bile rastlanmıştır. Bu durum birçok dil grubu için geçerlidir.

Kısacası yayınların özellikle bir ulus topluma değil, bir dil grubuna yapıldığını anlatabilmek zaman almıştır. Kuşkusuz Türkçe yayınlarında da özellikle ilk yıllarda benzer sorunlarla sıkça karşılaşılmıştır. Vereceğim bu örnek sanırım çarpıcıdır:

1990’lı yılların başında, SBS Radyosu Fince grubunda çalışan bir meslektaşımızın İngilizce hazırladığı ve hemen hemen tüm grupların kendi dillerine çevirerek yayınladığı bir program nedeniyle bazı gruplar tarafından aleyhimize dilekçeler imzalatılmış ve yönetime toplumumuzun inançlarına hakaret edildiği gerekçesiyle şikayette bulunulmuştur. Programın içeriği tüm dünyada Noel adetleriydi. Son derece ilginç ve eğlendirici bilgiler içeren bir metindi. Noel günü yayınlanmıştı. Hristiyan propogandası yapıldığı iddia edildi. SBS yönetimi bu şikayet nedenini anlamada hayli zorlanmıştı. Bu tür bir program bugün yapılsa ezici çoğunluğun çok keyif alacağından eminim.

Özellikle sıkça yaptığımız tartışmalı programlara alışmamız zaman almıştır. Bazı kişilerimiz bir başka görüş ve yoruma karşı büyük tepki gösterirken, zaman zaman bizleri sözlerini kesmek zorunda bırakan istenmeyen sıfatlar, tanımlamalar sıkça kullanırlardı. Radyoda bu tür programlarda öncülük bizdeydi. Toplumun biri birine düşman olacağı gerekçesiyle kaldırılmasını savunanlara yanıtımız: “alışmamız gerekir” olmuştur. Sonunda yıllar aldı, ancak genellikle ilk yıllardaki olumsuzluklar büyük ölçüde giderildi. Tartışılmaz bir ortamdan geldiğimiz içindi bunlar. Ailede, okulda ve toplum içinde görüşlerimizi kolayca dile getiremediğimizden olacak başka görüşlere de çoğunlukla kapalı olmuşuzdur. Bunu gidermenin etkin yolu, sancılı da olsa bu tür yayınlar olmuştur.

Bir diğer zorlandığım konu müzikle ilgiliydi. Bazılarımız kendi sevdiğimiz tür müziklerin dışında müzik dinlemek istemediklerini dile getirmişlerdi. Ancak toplumda Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği ve Pop Müzik dengesini oluşturmak gerekiyordu.

Her zorluğa karşın çok severek yaptım işimi. Karşılıklı eğittik birbirimizi. Yıllar sonra toplumuzda önemli alanlarda bazı olumlu değişimlerin olduğunu gözlemek benim için gerçekten sevindirici olmuştur.

Devlet radyosu olduğu için belirli bir yayın politikası çerçevesinde çalışmışsınızdır ama Türkçe yayın yaptığınız için ayrıca belirlenmiş bir politikanız var mıydı size dayatılan?

Kesinlikle dayatma  olmamıştır. Ne bize ne de bir başka dil grubuna. SBS’in yayın ilke ve amaçları yazılıdır ve isteyene gönderilmektedir. Tek yayın ölçüsü budur. Son derece özgür ama yasalara ve ilkelere uyumlu bir program esastır. Zaten uyulmadığında gereken yapılmıştır. Haklı bir dinleyici şikayeti son derece ciddiye alınır ve kovuşturulur. Yayın politikasına karşı bir program olduğunda o çalışanın işine son vermeye kadar gidilir. Sözgelimi bir başka inanç, etnik ya da politik gruba karşı ayrımcı ve küçük düşürücü sözler kullanan önemli sayıda yayıncı ve gazetecinin görevine son verildiğine tanık olmuşuzdur.

Image result for Bülent İbrişim.

Çokkültürlü bir ülkede radyoculuk yaptınız; her milletin kendine ayrılmış süreleri, kendi dillerinde programları var ama bizim Türklerde bir de etnik köken diye bir olay var ve bazıları için çok önemli bu. Yayın yaparken bu durum sorun oldu mu hiç?

Evet Müjgan. Sözgelimi ilk yıllarda TBMM’den bir milletvekilinin Avustralya’yı ziyaretinde kendisinden Kürt kökenli diye söz edilmesine bazı kesimler şiddetle tepki göstermişlerdi. Buna karşılık, bir etnik kökene sahip kişinin TC vatandaşı olarak tanımlanması bir diğer kesimce tepkiyle karşılanmıştır. Ancak bu tür soruların günümüzde oldukça aşıldığına inanıyorum.

Şimdi internetin varlığı, herkesin her habere kolayca ulaşımı, İngilizce bilenlerin çoğalması SBS ve radyo dünyasını nasıl etkiledi sence?

Toplum bireylerimizin 1968 yılında başlayan ilk göç yıllarında, ülkemizden, aile ve yakınlarımızdan haber almanın güçlüklerini anımsarız. Gazeteler bir hafta gecikmeyle gelirdi. Sıkça telefon edemezdik, dakikası 3 dolara yakındı. Mektup iki haftada giderdi, gelirdi. Bu koşullarda SBS önemli bir görev üstlenmişti. Radyo yayınımız başladığında toplum bireylerimiz için yaşam adeta dururdu. Günlük yaşamımız bu saate göre düzenlenirdi. Tüm dikkatler yayınımıza yoğunlaşırdı. Güncel haberleri, bilgileri oradan edinirdik. Yeni ünlenen müzikleri, yeni yayınlanan kitapları, spor kaşılaşmalarının sonuçlarını hepsini oradan öğrenirdik.

Avustralya’ya gelen sanatçılar, yazarlar, politikacılar hepsi stüdyolarımıza konuk olurdu. Gelmeyenlerin çoğuna da bizler telefonla erişirdik ve toplumuzla buluştururduk. Uğur Mumcu’dan Aziz Nesin’e, Turgut Özal’dan Bülent Ecevit’, Necmettin Erbakan’a Emel Sayın’dan Barış Manço’ya kadar yüzlercesi.

Zamanla teknolojinin gelişmesi internet, Skype, ucuz ve kolay iletişim araçlarının çoğalmasıyla SBS Radyosu dışında seçenekler çoğaldı. Kuşkusuz bu durumda tek değildi artık. İngilizce bilenlerimizin sayısının artışı da bilgi kaynaklarımızı çeşitlendirdi.

Bu durum dinleyici sayısını ve dolayısıyla toplam yayın saatlerini değiştirdi. Haftada 9 saat olan yayınlarımız zamanla yarıya düştü. Yerine de, doğal olarak ülkeye son zamanlarda gelen toplumların dillerine yer verilmeye başlandı.

Bunca yıllık radyoculuk hayatında eminim başına çok değişik acı, tatlı, komik olaylar gelmiştir. Bazılarını bizimle paylaşır mısın?

Yaklaşık 23 yıl. O kadar acı, tatlı anılar var ki… Hepsini anımsamak ve aktarmak gerçekten zor. Bazılarını şöyle sıralayabilirim:

SBS’in 68 dil grubu arasında yüzde 95 oranında dinlendiğimizin ve ilk sırada olduğumuzun açıklanması en mutlu olduğum anlardandı.

Türkiye’de 1999 yılında yaşanan acı Marmara Depremi için SBS’in düzenlediği bağış kampanyasında dinleyicilerimizden toplam 2 milyon dolar toplayarak ülkemize göndermemiz unutamadığım ve gurur duyduğum heyecan verici bir diğer olaydı.

1988 yılında (yıla özellikle dikkat etmenizi isterim) özel uydu aracılığıyla Antartika’ya bağlanarak, orada görevli olan Sn Özcan Ertok ile kar fırtınası ortamında canlı söyleşi yaptığım ve dinleyicilerimizle buluşturduğum günü unutamıyorum. Bunlar dışında pekçok değerli kişiyle yapılan söyleşiler gerçekten çok keyifliydi.

Unutamadığım olaylardan biri de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın avukatları Sn. Halit Çelenk ile yaptığım söyleşiydi. O anı bir kez daha yaşıyormuşçasına anlatışı beni ve çoğu dinleyicimizi de çok etkilemişti.

Çok tatlı anılar da olmuştu. Sözgelimi ilk yıllarda dinleyicilerin isteği olan müziklere yer verirdik. Bazen istenen parça bulunmadığında başka dinleyicilerin istediği bir parça için o dinleyicinin de adı okunurdu. Biz Ayrılamayız çok istenirdi o zamanlar. Bir dinleyicimizin istediği parça yerine bu şarkıyı çaldık. Program sonrası bu bayan dinleyici telefon etti. Son derece üzgün ve kızgın olarak, dilerim aherette acı çekersin benzeri sözleri olan şarkıyı kayınvalidesi için istediğini onun yerine tam tersi, biz ayrılamayız sözlü şarkı çalındığını söyleyerek bizi protesto etmişti. Ne diyeceğimizi bilemedik. Sadece isterseniz özel sorunlarınıza radyomuzu karıştırmayınız dediğimizi anımsıyorum.

SBS’te çalışmak sana neler kazandırdı? 

Çok şey kazandırdı. SBS’e tüm toplum bireylerimiz gibi ben de çok şey borçluyum. Herşeyden önce çok sevdiğim bir işi yaptım. Saygı duyduğum ve önem verdiğim, bu nedenle çok emek ve zaman verdiğime inandığım bir görevi severek yerine getirdim. Toplumumuzla birlikte bizler de geliştik. Bazı ön yargılarımızı önemli ölçü de birlikte attık. Bizim dışımızda düşünceler, inançlar ve kültürler olduğu gerçeğini öğrendik. Ben kendi adıma toplumumu daha yakından tanıma olanağı buldum. Başka toplumları, kültürleri daha iyi öğrendim. Onlarla birlikte çalışmak çok ama çok önemli bir deneyimdi.

Yaklaşık 23 yıllık çalışma yaşamımda, SBS için yaptığım bazı programlarım gerek Avustralya’da (Walkly Medya Ödülü, BM’ler Barış ve Çokkültürlülüğe Katkı Ödülleri), Türkiye’de  Abdi İpekçi (Jose Ramos Horta  söyleşisi – Nobel Barış Ödülü sahibi, eski Doğu Timor Cumhurbaşkanı), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti – Sedat Simavi Gazetecilik ve Radyo Programları Ödülleri (Yaşadığımız Kıta Avustralya ve Anzak Belgeseli) ve gerekse Uluslararası alanda (New York Festivali Radyo Programcılığı Ödülü) çeşitli ödüller kazandı. SBS Radyosu bu ödülleri kazanmamda son derece özendirici oldu ve katkı sağladı.

Jose Ramos Horta (solda) – Nobel Barış Ödülü sahibi. Eski Doğu Timor Cumhurbaşkanı

Bildiğim kadarıyla artık SBS’te değilsin, neler yapıyorsun şimdi?

Uzun bir çalışma yaşamından sonra zamanı anlamlı bir biçimde doldurmak kolay olmadı. Çeşitli hobiler edinmek zorundaydım. Bahçecilik, resim gibi. Ayrıca bildiğim tüm dilleri daha da geliştirme çabası içindeyim. Zihinsel olarak çok yararlı. İlgim nedeniyle dünyayı, sanatsal ve kültürel etkinlik ve gelişmeleri yakından izlemeye çalışıyorum.

Bir de yoğun yaşam nedeniyle aksattığım spor. Tüm toplum bireylerimize yaşları ne olursa olsun uygun sporu düzenli olarak yapmalarını ve bir dil öğrenmelerini şiddetle öneririm.

Yeni radyocu olmak, sizin gibi topluma yararlı olmak isteyenlere tavsiyelerin nedir?

Sosyal, teknoloji koşullar çok değişti ve değişiyor. Hepimiz bundan etkileniyoruz. Hiç bir şey yerinde durmuyor. Bu değişimlere açık olmalıyız. Ancak bazı değerlerimizi de korumalıyız. Toplumcu düşünce, çevre bilinci, paylaşımcılık gibi. Politik düşünceler gündeme geldiğinde bazen çok kırıcı ve dışlayıcı olabiliyoruz. Bu olumsuz eğilimden hepimiz olabildiğine kurtulmalıyız. O zaman başta kendimize sonra da çevremize daha yararlı olabiliriz diye düşünüyorum.

Sen Türklerin ilk zamanlarında onlara bu kamu hizmetini sunarak yardımcı olmu, Türkçe TV, internet yokken ve ülkelerinden bu kadar uzakta hasret içindeyken onların sesi, dili, gözü, kulağı olmuştun bunun için herkes adına sana teşekkür ederim.

Uzun yıllar çalıştığım SBS Radyosundan ayrılırken dinleyicilerimle doyasıya vedalaşamadık. Aracılığınla onlara gecikmiş olsa da, “HOŞÇA KALIN” demek isterim. Beni bıkmadan dinledikleri, her konuda bana destek oldukları için. Onlara sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum.

Bana bu olanağı verdiğin için sana ve Avustralya Postası’na teşekkür ediyorum.

Yazar Müjgan Kim

mujokim@yahoo.com.au

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here