“Eskilerde ben çektim o da çeksin mantığı var; bense öyle düşünmüyorum.”

0
605
Yazarımız Müjgan Kim, ebru sanatçısı Senem Döner ile

Bu ayki konuğumuz 2010 yılında Melburn’a yerleşmiş, buraya gelmek isteyenlere YouTube ve Instagram üzerinden yardımcı olmaya çalışan bir sosyal medya fenomeni: Senem Döner.


1: Senem merhaba, öncelikle seni tanımayan okuyucularımız için biraz kendinden bahseder misin?

Ben kendimden bahsederken biraz zorlananlardanım; ne yazacağımı, nereden başlayacağımı bilemem. İzmir doğumluyum ama İstanbul’da büyüdüm. Pera Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesinde tiyatro eleştirmenliği ve dramaturji okudum. Üniversiteden mezun olunca çeşitli tiyatrolarda hem oyunculuk hem de reji asistanlığı yaptım.

2010 yılında yolumun Avustralya’ya düşmesi ile Avustralya maceram başladı. Avustralya’da birkaç farklı işte çalıştım. Öğrenciliğim sırasında kebabçılardan tutun da ofis temizliğine kadar birçok iş yaptım. Çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olarak çalışmayı da ihmal etmedim. Çocukları çok sevmemden dolayı okul öncesi eğitim bölümü okuyarak özel bir kreşte grup lideri olarak dört yıl kadar çalıştım. Şimdi çok sevdiğim bir işim var. Şu anda kar amacı gütmeyen bir kurumda adli vukuat yönetimi yapıyorum (forensic case manager).

2: Avustralya maceran nasıl başladı? Neden Avustralya?

Avustralya maceram İstanbul’a turist olarak gelen Avustralyalı birisi ile tanışmamla başladı. Aklımda hiç Avustralya yoktu ama işte hayatın size neler getireceğini asla bilemiyorsunuz. 2008 yılında Couch Surfing sitesi sayesinde tanıştığım bir Avustralyalıya aşık olmamla birlikte benim için Avustralya macerası başlamış oldu. Yoksa benim aklımda her zaman İngiltere vardı.

Hem yakın olmasından hem de ailemin ablamı daha önce İngiltere’ye okumaya yollamasından dolayı dünyanın o tarafı daha çekici geliyordu. Yıl 2009 olduğunda eski erkek arkadaşımı ziyaret için Melburn’a geldim. Geliş o geliş! Melburn’a vuruldum. Tabi o zamanlar bir Avustralya Doları bir liraya eşitti, Avustralya bir nebze daha ucuzdu. Turist vizem bitince İstanbul’a geri dönmeye, sonrasında da yüksek lisansımı Avustralya’da yapmaya karar verdim. La Trobe Üniversitesi ve RMIT yüksek lisans başvurularımı kabul etti. Kampus hayatının daha çekici gelmesi sonucu La Trobe Üniversitesini kabul ettim ve 2010 yılının Ocak ayında Avustralya’ya öğrenci olarak geri döndüm.

 3: Senin gibi buraya gelmek isteyenlere tavsiyen nedir?

Buraya gelmek isteyen arkadaşlara benim en büyük tavsiyem çok okuyup, çok araştırmaları ve kendilerini olabildiğince göç etmeye hazırlamaları olur. Kendimden örnek vermem gerekirse, ben Avustralya hakkında pek bir şey bilmeden geldim. Geldiğimde daha 23 yaşında, hayata yeni başlamış ve bazı zorlukları tecrübe etmemiş bir insandım. Buraya gelince yol yordam bilmediğim gibi daha göç etmenin ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Yeni bir ülkeye taşınmak ve yeni bir kültüre adapte olmak çok zor. Hatta şöyle anlatayım: Siz göç ettiğinizde bazı aşamalardan geçiyorsunuz. İlk aşama yeni bir ülkeye gelmiş olmanın heyecanı.

Kısaca balayı dönemi dediğimiz her şeyin toz pembe olduğu ve heyecan verdiği dönem. Daha sonra kültürel şok aşaması başlıyor. Yavaş yavaş memleket hasreti ağır basıyor. Sonrasında kendinize ve yeni kültüre yabancılaşma aşaması başlıyor. Bunun hemen ardından yine bir mutluluk dönemi derken çok şiddetli aile ve arkadaş özleminin vurduğu en sancılı aşama geliyor. Bu aşama bitince (ki bana hepsi oldu), kendi kültürünüze yabancılaşma başlıyor. Kimsenin gözü korkmasın, ülkenize geri dönüp bir iki hafta tatil yapınca hemen eskisi gibi oluyorsunuz. 🙂 Avustralya’da “expectation management” dedikleri şey var ki özellikle başka bir ülkeye göç ederken bu bence çok önemli. Bu beklentilerinizi kontrol etmekle ilgili. Hiçbir ülke yüzde yüz harika değildir. Eğer kafanızda Avustralya ile ilgili çok büyük beklentiler varsa ve geldiğinizde bu beklentiler ile karşılaşmazsanız Avustralya’da pek mutlu olamazsınız. O yüzden yeni ülkeye göç etmenin çok çok zor olduğunu ama kültüre ve yaşama ne kadar çok adapte olursanız o kadar kolay uyum sağlayacağınızı unutmamalısınız.

4: ‘@senemsmelbournediary’ diye bir Instagram ve YouTube kanalın var, neden böyle bir şey yapmak istedin? Amacın neydi?

YouTube kanalını ve Instagram hesabını açarken düşündüğüm şey Avustralya’ya yeni gelecek insanlara buradaki hayat hakkında fikir vermekti. 2010 yılında Avustralya hakkında neredeyse hiç Türkçe kaynak yoktu. Genelde Avustralyalı Youtuberları izliyordum. Üstüne bir de yeni buraya gelmiş arkadaşlarla tanışıp onların çektikleri zorlukları gördüm. Annem de, arkadaşlarım da hep şaka ile karışık YouTube kanalı yapmamı ve bildiklerimi yeni göç edecek insanlarla paylaşmamı söylüyorlardı.

Ben o zamanlar pek oralı olmuyordum. İnsanlarla tanıştıkça bildiğim ne varsa paylaşmak yetiyordu. Baktım baskılar giderek artıyor, bir de o aralar iş değiştirirken boş zamanım oldu, o zaman tamam dedim ben YouTube işine giriyorum. Başımdan geçenleri, yaşadığım zorlukları, nasıl mücadele vererek burada sıfırdan bir hayat kurduğumu anlattım. İnsanlar beni samimi buldular sağ olsunlar, bir de yaptığım paylaşımları beğenip buradaki göç tecrübelerimi onlarla paylaşmamdan mutluluk duydular. Haliyle bu beni daha çok teşvik etti.

5: Bu amacına ulaşabildin mi?

Evet amacıma ulaştım ve hala da ulaşmaya devam ediyorum. Her zaman bilginin paylaşarak çoğalacağına inandım. YouTube videolarımda da elimden geldiğince bilgi paylaşımı yapıyorum. Eee bunun yanı sıra eğlenceli videolar da ekleyerek bazı şeyleri abartılı ve karikatürize ederek anlatma şansı yakalıyorum. Eğlendirerek bilgilendiriyorum yani. Bilgilendirmeye hazırım da, tek üzüntü duyduğum şey, insanlar bilgiyi hazır istiyorlar, uğraşmadan, araştırmadan birisi onlar için her aşamayı hazırlasın hatta gerekirse ilk zamanların zorluğunu da çeksin, onlar hazıra konuversinler.

Geçen gün Türkiye’den birisi mesela bir başvurusu için basamak basamak hangi belgeler istendiğini yazmamı, nasıl yapılacağını, her şeyi onun için hazırlamamı istedi. Bilgiye ulaşmak günümüzde bu kadar kolayken kendileri uğraşmadan, hiçbir emek harcamadan başkasının onların işini yapmasını istemek biraz ayıp oluyor.

6: Sen 2010 yılından beri buradasın, bu yıl Türklerin Avustralya’ya gelişinin 50. yılıydı. 50 yıldır burada yaşayanlardan burasıyla ilgili daha çok fikrin olduğunu düşünüyor musun peki?

Hayır, böyle düşünmüyorum. Elbette onların tecrübeleri daha fazla. Avustralya’nın son elli yılına şahit olup, ülkenin ne gibi süreçlerden geçip, nasıl değiştiğine şahit oldular. Onların tecrübesine saygım sonsuzdur ama yeni nesil daha çok gezip görüyor ve internetin de sayesinde daha çok kişiye ulaşıyor. Onlar belki elli yıldır buradalar ve tecrübeliler ama malesef tecrübelerini yeni kişilerle paylaşacak bir ortam yaratmamışlar ya da paylaşmayı istememişler. Ben buraya gelirken buradaki tanıdığım Türklerden yapıcı, pozitif bilgiler alamadım mesela. O yüzden zaten bu tecrübelerimi paylaşmak istedim. Eskilerde ben çektim o da çeksin mantığı var, bense öyle düşünmüyorum.

7: Burası ve burada yaşayan Türk toplumu hakkındaki gözlemlerini merak ediyorum, okuyucularımızla paylaşır mısın?

Benim şimdiye kadarki kendi gözlemlerime göre burada yaşayan Türklerin kendi kültür, din ve dillerini kaybetmekle ilgili büyük bir korkuları var o yüzden kültürlerine çok sıkı tutunmuşlar. Avustralya pasaportuna sahip oldukları halde, burasının sağlık, eğitim, sosyal hizmetler gibi her kolaylığından yararlandıkları halde Avustralyalı olmaktan, bir Avustralyalı ile evlenmekten bile korkuyorlar. Burada doğmuş büyümüş kızlar gidip Türkiye’den evlenip geliyorlar. Bu ülkede yetişmiş Türk erkeklerini bile çok fazla Avustralyalı olmakla, buradan etkilenmekle suçluyorlar.

Başka bir özellikleri de genelde negatifler, “yapamazsın, edemezsin, burada yaşamak zor, niye geldin, ben olsam gelmezdim, imkanım olsa bir dakika bile durmam burada gider Türkiye’de yaşarım” gibi insanın hayallerini yok edici konuşmalar. Burada yaşıyorlar, kalkıp gitmiyorlar ama sürekli burasını kötüleyip duruyorlar. Ben dili, dini yabancı, hiç tanımadığım bir ülkeye yalnız gelip sıfırdan başlayabildiysem onlar ceplerinde paraları, dilini dinini bildikleri, tanıdıklarının akrabalarının yaşadığı, hasretini çektikleri vatanlarına dönebilirler pekala, neden yapmıyorlar ki? Ne tutuyor, sen niye burada kalmaya devam ediyorsun da benim gelmemi istemiyorsun, benim başarmamı istemiyorsun? İşte bunu anlayamıyorum. Cesaretlendirip, yardım edip, çoğalıp kuvvetleneceğimize birbirimizi aşağı çekmekle uğraşıyoruz. Onlar birbirinin dibinden ev alıp, birbirinin hayatlarına burunlarını sokarak, dedikoduyla günlerini geçirip Türkiye’deymiş gibi yaşamaya devam ediyorlar ve bundan bir adım öne gidemiyorlar, gitmek isteyeni de tökezletmeye çalışıyorlar. Ben tek başıma genç bir kız olarak geldiğimde buradaki insanlardan çok tepki gördüm; ki Türkiye’dekiler de bile böyle bir şey yok. “Kız başına bu kadar uzağa gelinir mi, sen kızsın ben sana iş veremem, destek olamam”, bunların hepsi başıma geldi ama yılmadım. Bugün kendi gücüme, cesaretime ben bile bazen şaşırıyorum, meğer zorluklarla baş başa kalınca yapabiliyormuşum. Kebapçıda da çalıştım, temizlik de yaptım ama yaptım sonunda. Kendileri ceplerinde dünyanın her yerinde geçerli olan Avustralya pasaportu, değerli dolarları, dünyanın en yaşanılabilir şehrinde yaşayacaklar ama beni “niye geldin, dönmeyecek misin, dönüp ülkene hizmet etmezsen vatan hainisin” diye yargılayacaklar, evet birisi beni, burada kalmak istememi vatan hainliği olarak da yorumladı. Hayatta başarılı olmak, isteklerinizin, hayallerinizin peşinden gitmek istiyorsanız böyle negatif konuşmalara ve kişilere sırtınızı dönmeniz lazım, başka çaresi yok.

8: Avustralya’da üniversite eğitimi görmüş biri olarak burasının farkı ya da avantajı var mı? Eğitim için gelmek isteyenlere fikir olur.

Avustralya’da üniversite eğitim sisteminin çok daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Eğitimde ezbere dayalı yaklaşım yerine, öğrenciyi araştırmaya ve bilgiye kendi başına ulaşmasını teşvik eden bir sistem var. Öğrenci bu bilgiyi nerede, nasıl ulaşacak diye eğitimciler bunu öğrencilere öğretiyor, öğrencilerin araştırma yapması için gerekli imkanlar veriliyor. Ulusal veya uluslararası online kütüphaneler olsun, kampüs içlerinde yer alan eğlence alanları olsun hepsi bir şekilde öğrenciye yardım ediyor. Avustralya’da öğrenciler okumaya, yazmaya ve anladıklarını sunum haline getirip diğer öğrencilere anlatmaya yönlendiriliyor. Kısaca Avustralya’da öğrencinin iyi bir öğrenci olması için proaktif olması şart. Türkiye’de ne yazık ki eğitim çoğunlukla ezber üzerine. Genç nesiller okuyup öğrenmeye ya da araştırma yapmaya teşvik edilmiyor. Gerçi ben kendimi çok şanslı hissediyorum. İstanbul Üniversitesi, tiyatro eleştirmenliği ve dramatuji bölümdeki öğretmenlerimizin hepsi ezbere karşıydılar. Bu yüzden Türkiye’deki eğitim hayatım boyunca bol bol kitap okuyup tiyatro oyunlarına gidebildim. Ne yazık ki diğer bölümlerde okuyan arkadaşlarım benim gibi şanslı olamadı.

9: Yurtdışına gitmek hayalin miydi yoksa elinde olmayan durumlar mı seni buralara attı? Her şey farklı olsaydı yine de gelir miydin?

Yurtdışında yüksek lisansımı yapmak her zaman hayalimdi. Bunu hep İngiltere’de yaparım diye düşünüyordum ama oradaki döviz kurunun çok yüksek olması felan hep bir sorundu. Daha sonra aşık olup Avustralya’ya gelince ve kurun ne kadar düşük olduğunu görünce Avustralya benim için kaçınılmaz oldu. Her şey daha farklı olsaydı ben şimdi büyük ihtimal İngilitere’de olurdum her şey daha farklı olurdu. Yurt dışı muhakkak olurdu da belki o zaman Avustralya’ya sadece tatil için gelirdim, kim bilir. Pişman mıyım buna? Asla! Ben Avustralya’da yaşamaktan çok mutluyum.

10: Burada yaşadığın iyi, kötü, komik bir anını bizimle paylaşmak ister misin?

Elbette. Birkaç yıl önce tramvaya bindim eve gidiyorum. Böyle okuldan çıkmışım, nasıl yorgunum! Neyse, birkaç durak sonra bir grup Türk ergenler tramvaya binip, benim yanımda olan boş alana geldiler. Bu arada Türk olduklarını Türkçe konuştukları için biliyorum. Biraz sonra kendi aralarında benim hakkımda konuşmaya başladılar. Söylemesi ayıp ama küfürlü felan. Durdum durdum dayanamayıp döndüm ve Türkçe, “Gençler ben Türküm ve ne dediğinizi anlıyorum, ayıp olmuyor mu?” Birden hepsi buz kesti ve çil yavrusu gibi tramvayın içinde kaçmaya başladılar. Ben de hallerini görünce bastım kahkahayı. Sonra içlerinden biri gelip “Abla özür dileriz” falan dedi. İlk durakta da indiler. Yaptıkları ayıptı tabi ama benim Türk olduğumu düşünmemişlerdi. Zaten kimse beni Türk’e benzetmez. Hatta şöyleki yolda yürürken bile bana gelip direk İspanyolca konuşur satıcılar, reklamcılar! Bu sayısız kez başıma geldi. Evet çoğunlukla Latin Amerikalıya benzetiliyorum. Latin Amerikalı değilim diyorum hepsi bir şaşırıyor önce, emin misin falan diyorlar. Ay diyorum emimim, tabi! 🙂

11: Gelecekle ilgili planların neler? Bu dünyaya ve insanlara neler kazandırmak istersin?

Tam olarak nasıl ve ne zaman yaparım bilmiyorum ama gelecekte kendime ait bir göçmenlik danışmanlığı kurmak istiyorum. Avustralya’ya taşındığımdan beri tamamen vizelere ve Avustralya göçmenlik sistemine duyduğum ilgiden dolayı. Bir de insanlara yardım etmek hoşuma gidiyor. Bunun için okula gidip, Avustralya hükümetinden kayıt almak gerekli. Bakalım, bir iki yıla umarım okula girip bu hayalimi gerçekleştirmek nasip olur. Daha sonra bir yıl kadar yurt dışına çıkmak istiyorum. İnsanlara bir nebze yardımım dokunuyorsa ne mutlu bana. Gelecekte bunu hem YouTube kanalımda hem de kendime ait göçmenlik danışmanlığım ile devam ettirmek istiyorum.

12: Burada ne gibi faaliyetler de bulunuyorsun?

Buralarda gerçekleşen Türk buluşmalarına veya festivallerine gidiyorum. Eğer yardıma ihtiyaç varsa ben de elimi taşın altına koyuyorum. Örneğin Şafak Pavey ile bir gece organizasyonunda sunucluk yaptım. YouTube kanalımı takip eden ve benimle tanışmak isteyen arkadaşlar ile buluşmalar düzenliyorum. Böylece hem onlar yeni insanlarla tanışıyorlar, hem de deneyimlerini paylaşıyorlar.

Gelecekte bu buluşmaları aylık yapmayı düşünüyorum ve her buluşmanın değişik olmasını istiyorum. Farklı mekanlara veya etkinliklere giderek buraya yeni gelmiş veya uzun zamandır Avustralya’da yaşayan Türkleri bir araya getirmek istiyorum. Bu konuda bana yardımcı olmak isteyenler ya da fikirleri olanlar varsa lütfen çekinmeden benimle iletişime geçsinler 🙂

Sevgili Müjgan, bana bu fırsatı verdiğin için sana çok teşekkür ederim. 🙂

Senem Döner @senemsmelbournediary

www.youtube.com/senemsmelbournediary

Yazar Müjgan Kim

Mujokim@yahoo.com.au

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here