Gülçin Dedeoğlu Koca

TRUMAN SHOW

The Truman Show adlı filmi bilmeyenimiz yoktur.

Hiç denk gelmemiş olanlar için kısaca konusu ise, büyük bir film setinde, sadece bir kişinin (Jim Carey/Truman) setin içinde doğduğu, büyüdüğü, bildiği tek “gerçek hayat” olmasıdır. Truman hariç herkes bir film setinde olduklarını bilirken Truman bir nevi “uykudadır”.

Tüm dünya bu show’u heyecanla izlerken, Truman kendisine sunulan hayatı yaşamaktadır, tıpkı çoğumuzun yaptığı gibi. Bu yaşamın geçiciliğinden habersiz ya da geçiciliğini unutarak dünyevi hırslarla, arzularla yaşamamız gibi…

Doğduğumuz da tüm ihtiyaçlarımız şefkatli ellerle karşılanırken, plansız programsız, saatsiz, gelecek kaygıları taşımaksızın sürdürdüğümüz yaşamımız, büyüdükçe “an”dan uzaklaşır ve çevrelendiğimiz -rüyaya- dalar. Konforlu uykularımızdan uyanmak istemeksizin, bize bahşedilen yaşamımızı, yıllarımızı harcarız.

Halbuki o “an”a geri dönmek ve orada kalabilmek tahminimizden de kolaydır. Fakat bunun idrakine haiz olabilmek için hem kararlı olmalı hem de tüm algılarımızı açık tutmalıyız. Başka bir deyişle günün ve rutin işlerin rehavetine kapılıp, yeniden uykuya daldığımızın farkına vardığımız anda, öncelikle kendimize kızmamalı, hatta bunun farkındalığını yaşayıp uyandığımız için kendimizi kutlamalıyız.

Evrendeki her olgu ve her şey geçicidir. Şöyle basitçe bir düşünürseniz, insanın bebekliği, geçici olmazsa çocuk olamaz, çocuk olmazsa genç olamaz, genç olmazsa yetişkin olamaz ve döngü devamlılığı sağlanamadığı için insan olmaz.

Geçicilik değişim ve dönüşüm ile olur. Bunun ise insan ruhunda farklı bir rahatlatıcı özelliği vardır. Eğer bu durumun farkına varır ve bu farkındalıkla yaşamaya başlarsak bunu görecek ve birçok “olduğunu  sandığımız” duygu dalgalanmalarına kapılıp hayat yolunda sürüklenmeyeceğiz.

Kısaca bir örnek vermek gerekirse, yolda gördüğünüz bir çiçek, sadece bir çiçek değildir. Eğer “geçiciliğin farkındalığı” ile bakarsanız göreceksiniz ki aslında o çiçek; toprağı da, bulutu da, yağmuru da ihtiva eder. Hatta ve hatta tam olarak sizin yansımanızdır.

Kelime olarak, “geçicilik”,  yüreklerimizde olumsuz bir his bırakıyor gibi görünse de, hakikatte muhteşem bir manaya sahiptir. Her şeyden önce, hiçbir şeyin bir sonu olmadığı gibi, bir başlangıcın da olmadığının anlamıdır. Evrende her şey iç içedir ve birbirini kapsar. Bu öyle bir anlayış gerektirir ki, bizi her şeyin “bir” olduğu sonucuna ulaştırır.

Bunu kavramak ve bu düzeyde bir farkındalıkla yaşamak “mutluluk nedir?” sorusunun da cevabı diyebiliriz.

Günümüzde de çok popüler bir kavram haline gelen “farkındalıklı yaşam” -nam-ı diğer mindfulness- için uhrevi bir pozisyonda olmanız hem gerekmez hem de anlamı bu değildir. Kendinize ait özel bir zaman yahut mekan ayırmadan da farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

Buna ilişkin tavsiyelerimi 3 ana başlık altında bir sonraki yazımda sizlere aktarmayı çok isterim:

  1. Nefes egzersizi yahut nefes meditasyonu
  2. Farkındalıklı yürüyüş yahut yürüyüş meditasyonu
  3. Beden tarama

“Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim; bugün ise bilgeyim kendimi değiştirdim” diyen Mevlana’ya can-ı gönülden kulak verelim ve işe kendimizden başlayalım.

Gülçin DEDEOĞLU KOCA
Melbourne

1982 yılında Ankara’da başladığı yaşamını 11 yıl avukatlık yaparak sürdürdü. 2015 yılında kızının doğumuyla birlikte mesleğine ara verdi. Çocukluk zamanlarından beri ilgi duyduğu psikoloji alanında, kitap okuma sevgisi ile bu ilgisini birleştirerek okuduğu onlarca kitap sayesinde bibliyoterapi ile kendi üzerinde çalışmayı ve kendini geliştirmeyi seviyor. 2020 yılından beri “Şefkat, Özşefkat” konularına ilgi duymaya başlamış ve bu alanda gerekli eğitimlere katılmıştır. Son katıldığı eğitim ise, Stanford Üniversitesi tarafından geliştiren Compassion Cultivation Training adlı 2021 yılında düzenlenen programdır. 2019 yılından beri Melbourne şehrinde yaşamaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu