Okyanus Ötesi: BAŞLAMAK YA DA BAŞLAMAMAK

0

Uzun zamandır bir giriş yazısıyla başlayayım istiyorum bu köşedeki yolculuğuma. Lakin hep bir bahane çıkıyor hayata dair. Burada amacım dünyayı kurtarmak değil. Büyük büyük laflar etmek, çözülemeyen gurbetçilerin problemlerine reçete yazmak, yeni nesle önder olmak… Bunların hiç birisi değil. Amacın güzel bulduklarımı, güzel diye duyduklarımı, güzel diye hissettiklerimi sizlerle paylaşmak. Güzelliğe bakışım kişisel olabilir, zaman zaman okuyanı da rahatsız edebilir, bu hususta da eleştiriye her daim açık bir köşe burası, hatta ben de şöyle bir güzellikle karşılaştım diyenlere de açık, güzellikleri paylaşmak isteyen de her daim başımızın üstünde.

Zaman zaman arka fonda arabeskin olduğu hikayeler de paylaşmaya çalışacağım bu köşeden. Neden arka fonda arabesk. Gurbetin kendisi bir parça arabesk değil mi ki zaten? Onun için, içinde neşeden çok hüzün var, kavuşmaktan çok ayrılık var, huzurdan  çok burukluk … bunlardan sadece kesitler paylaşmaya çalışacağım.

Yazıda sınırlar ne olacak diye de akla bir sual gelebilir, yazılar gönülle ilgili olunca tabii ki gönle bir sınır çizmek, mekan belirlemek mümkün değil hepimizin bildiği gibi. Yazılar da zaman zaman Cengiz Dağcı’nın Yurdunu Kaybeden Adam Romanının kahramanı Sâdık Turan’ın hayallerindeki Yalta’da, Gurzuf’ta, Kızıltaş’ta, Nikita’da dolaşacağım ve nihayetinde vatanım yoksa özgürlüğü, rahatı, maddi refahı ne yapayıma geleceğim; zaman zaman Cengiz Aytmatov’un Sessiz Gemi Romanının kahramanı Çocuğun nehir de kayboluşuna, hüzünlenip; Orozkul tiplemesine yergilerimi yazacağım ama hep o nehir de kaybolup giden kimsesiz Çocuğun şahsında kaybolup gidenlerin hüznünü yüreğimin ta derinliklerinde duymaya ve burada gönlümü kalemin, yazının elverdiği ölçüde dillendirmeyi deneyeceğim. Ha bu arada Fawkner Mezarlığı da Anadolusporumuzun sahası da Auburn da Broadmeadows… da yazılarımızın biçilemeyen sınırları için de olacak eğer Sahibimiz(Rabbim) izin verirse.

Bu arada yazıları olup paylaşmak isteyenlere de eğer köşenin genel çizgisine uygunsa her zaman yer olacak.

Köşemizin adına gelince Okyanus Ötesi dedik. Bizim için Okyanusun ötesi yüreğimizi, geçmişimizi, akrabamızı, dostlarımızı… bıraktığımız belde Türkiye. Türkiye’deki sevdiklerimize göre de sılaya gönderdikleri canlarının olduğu uzak ve bilinmez diyar yani Avustralya. Aynı zamanda uzaklığı da ifade ediyor Okyanus Ötesi. Kerem Ferhad  da öyle. Bu iki kahraman için kavuşma ahirete kalmış. Büyük ihtimal bizim için de arkada bıraktığımız sevdiklerimize kavuşmak ahirete kaldı. Onun için bu köşede zaman zaman hüzünlü ama gerçek hikayelere de yer vereceğiz ki köşemizin adının hakkını verebilelim. Aynı zaman da Kerem Ferhad, geleneksel edebiyatımızdan da bir kesit. Buradan da esinlenen yazılarla sizlere konuk olmayı deneyeceğiz, dilimizin döndüğü, yüreğimizin müsaadesi ölçüsünde.

Vira Bismillah…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here