Ferhat Özkurt

NEPOTIZM

Merhaba,

Bu haftaki yazımın konusu Nepotizm. Hepimiz hayatımızın bazı dönemlerinde herhangi bir şekilde maruz kalmış olsak da tam olarak ne olduğunu bir türlü bilemedik. Tam bu sebeptendir ki bu hafta bu konuyu ele alarak irdelemek ve siz değerli okurların yorumlarına bırakmak istedim. Nepotizmin sözlük anlamı; Bir kimsenin bilgi, beceri, kabiliyet, başarı ve eğitim düzeyi gibi faktörler açısından değerlendirilmeksizin veya iş gereklerine bakılmaksızın, yalnızca kan bağı ve akrabalık ilişkileri esas alınarak istihdam ve terfi ettirilmesine nepotizm denir. Biz bu kavrama günlük hayatta, halk arasında akraba kayırmacılığı olarak tanıklık ederiz. Geçmişte de oldukça yaygın olarak baş belası olan bu kavram günümüzde de hala sıkı çalışan, vizyon sahibi, geleceği parlak insanlar sınıfının önünü, kan bağı ve akrabalık gibi profesyonel olmayan ilişkiler ile tıkar.

Öyle sanıldığı gibi sadece bir takım milletlerce yapıldığı da doğru değildir. Öncelikle kavram zaten birçok kavram gibi Latinceden literatüre girmiştir. Latincede yeğen anlamına gelen “Nepos” sözcüğünden türeyen bu kavram Rönesans döneminde papaların kendi yeğenlerini yüksek makamlarda iyi işler bulmalarına kadar uzanır ve bu sebeple isminin buradan geldiği söylenir.

Peki neden bizi bu kadar ilgilendirdiğini düşünüyorum?

Aile işletmelerinde aile öncelikleri, genellikle profesyonel işletmecilik kurallarının önüne geçmektedir. Birçok aile işletmesi; personel seçim ve değerleme değişkenlerini kullanmaksızın, örgüt içindeki kilit pozisyonlara aile üyelerini getirmektedir. Ancak adil olmayan bu durum, aile üyesi olmayan çalışanlar açısından son derece rahatsız edicidir. Böylece ortaya çıkan adalet ve güven eksikliği, çalışanların iş tatmini, motivasyon ve bireysel performanslarını olumsuz olarak etkiler. Bu da aile üyesi olmayan çalışanların işletmeden ayrılmasına veya verimli çalışmasının engellenmesine yol açar.

Nepotizm, geleneksel bağların ve ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı ve piyasa mekanizmasının yeterince gelişmemiş olduğu ülkelerin aile işletmelerinde daha yaygın olarak yaşanmakla birlikte, gelişmiş ülkelerde de rastlanmaktadır . Günümüzde nepotizm politika, yayıncılık ve araba yarışları aile işletmeleri ve hizmet sektöründe oldukça yaygın olarak gerçekleşmektedir.

Peki Nepotizm iş ahlakı açısından yanlış ve işletme açısından gelişimi engelleyen bir kavram olmasına karşın neden çok fazla görülmektedir?

Bunun iki farklı sebebi var. Birinci sebep ve en kaideye değer olanı, Nepotizmi uygulayan kurumdaki görüşün, liyakat ve sadakat ihtiyacını tatmin edecek kişilerin sadece kan veya akrabalık bağı ile elde edilebileceği yönünde olmasıdır. İkinci ve daha hazin olan sebep ise; hem işe yaramaz akrabalara hayatlarını idame ettirecekleri birer iş olanağı sağlamak, hem de belli oranda bu sayede insan kaynakları bütçesinden tasarruf etmektir. Oysa ki aksine, bulunduğu pozisyonu dolduramayan kayırılmış kişi yapacağı hatalar ile kendisinden tasarruf edilmesi tasarlanan miktardan çok daha fazlasını işletmeye bedel olarak ödetir.

Ne yazık ki bu tarz işletmelere denk gelen deha sahibi potansiyel yıldız çalışan adayları, nepotizim karşısında solan çiçeklere dönüşerek değerlerini yitirirler. Bunun farkına varırlar ise oradan ayrılır, eğer varamazlar ise bir gün kendilerine doğabilecek fırsatların hayali ile yaşarlar.

Nepotizmin ne kadar yanlış bir tutum olduğunu kemiklerinize kadar işleyebilmek için çok daha büyük bir ölçekten bahsetmem gerekiyor. Zamanın birinde, bir ülkede sadece yandaş olduğu için hiç enerjiden anlamayan bir kişi enerji bakanlığına getirildi. Bakanlığa getirildikten sonra enerji ihalelerini kendisine yandaşlık yapan akrabalarına peşkeş çekti. En düşük teklifi veren yılların tecrübesine sahip firmalar ihaleyi alamayınca şaşırdılar ve şikayet ettiler. Devlet açıklama yaparak bakanını korudu. Daha sonra ihaleyi alan firma işin altından kalkamayacağını anlayınca yılların tecrübesi olan firmaya, aldığı ihaleyi taşeron olarak devretti. Yılların tecrübesi olan firma mutlu, çünkü taşeron sözleşmesi ile elde edeceği kâr, ihaleye verdiği fiyattan yüzde 11 daha kârlıydı. Yine de bu durumdan rahatsız olup şikayet ettiklerinde bu sefer bakanı koltuğundan aldılar. Bakan ise, koltuğu bırakırken “Dinimiz akrabaya yardım etmeyi söyler, ben kötü bir şey yapmadım.” şeklinde kendisini korudu ve ceza almadı.

Sonuç; liyakat ve sadakat sadece kan bağıyla olmaz. Şirketleri, kurumları ve ülkeleri, geleceğe, aklı başında vizyon sahibi, donanımlı liderler ve yöneticiler taşır…

Bir sonraki yazıma kadar esenlikler dilerim.

Hayat bilince güzel.

Ferhat Özkurt
Melbourne

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu