KONUK YORUM – “Teşekkürler Boris. Sana bir bira borçluyum”

0
146
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Avustralya Başbakanı Scott Morrison'ı Carbis Körfezi'ndeki G7 zirvesinde resmi bir karşılamada Covid 19 tedbirlerine uygun şekilde selamlıyor.

Dün hem güzel hem de üzücü bir haber aldık. Üzücü olan Avustralya’nın pandemi süresince en yüksek yerel vaka sayısını kaydettiğinin açıklanmasıydı. NSW 1431, Victoria 208, ACT 18 olmak üzere 24 saat içinde 1657 toplum içi vaka tespit edildi.

Avustralya’da ilk koronavirüs vakasının resmen teyit edildiği 25 Ocak 2020 tarihinden günümüze kadar aradan geçen yaklaşık 20 aylık sürede hiç bu kadar yüksek vaka sayısı görmemiştik. Üstelik aynı gün Melbourne ve Sydney’den toplam 13 kişinin vefat ettiğini de öğrendik.

Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda Covid-19 nedeniyle 973 kişi NSW, 64 kişi Victoria ve 10 kişi de ACT hastanelerinde bulunuyordu. Sayıların maalesef daha da artması bekleniyor. Zira, Delta krizini şu an en ağır şekilde hisseden NSW için Eyalet Başbakanı Gladys Berejiklian birkaç kez özellikle ekim ayına işaret etti ve bu ayın en kötü ay olacağını beklediklerini dile getirdi.

Neyse. Önümüzde maalesef böyle bir karamsar tablo olsa da şimdi aynı gün aldığımız güzel haber ile kara bulutları birazcık dağıtmaya çalışayım.

Sıkı haber takip ediyorsanız dikkatinizden kaçmamıştır. Avustralya Singapur ile bir aşı takası anlaşması yaptı ve Singapur’dan son kullanma tarihi yaklaşmış 500 bin doz Phizer aşısı Avustralya’ya geldi. Avustralya daha sonra Singapur’a aynı şekilde 500 bin doz Phizer aşısı iade edecek. Singapur’da zaten aşılama oranları hayli yüksek. Avustralya’dan gelecek aşıları eğer ihtiyaçları olursa nüfusun bir kısmı için hatırlatma dozu olarak kullanmayı planlıyorlar. Yani iki ülke için de aslında kazan kazan prensibine dayalı güzel bir alış veriş oldu diyebiliriz.

Ama asıl büyük takas ise İngiltere ile yapılacak. Yani milyonlarca doz aldığımız ve bitmek tükenmek bilmeyen tartışmaların odağındaki Astra Zenaca aşıları ile anılan ülke ile.

İki ülke yani Avustralya ve İngiltere arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma gereğince bu ay Birleşik Krallık’tan ülkemize 4 milyon doz Phizer aşısı gelecek. İleri bir tarihte de aynen Singapur anlaşmasında olduğu gib Avustralya, İngiltere üzerinden teslim alacağı aşı cinsi ve miktarında bu ülkeye geri gönderecek.

Cidden son derece mennun edici, sevindirici bir gelişme. Phizer aşısı peynir ekmek gibi gidiyor. Bu aşı zaten kısıtlı olduğu için randevu almak istediğimizde epeyce ileri bir tarihe atılıyor. İngiltere’den takviye Phizer aşıları gelir gelmez daha kısa sürede randevular alınacak ve dolayısıyla aşılama işlemi de kesinlikle ivme kazanak. Aşının hız kazanması demek aynı zamanda Delta varyantının daha çabuk bastırılması demek. Delta varyantının kontrol altına alınması ise özgürlük demek.

Şimdi asıl bu yazıya da başlık olan Başbakan Scott Morrison’ın dün İngiltere ile yapılan aşı takası anlaşmasını duyurduğu basın açıklamasında “Teşekkürler Boris. Sana bir bira borçluyum (“Thanks Boris, I owe you a beer.”) ifadesine temas etmek istiyorum.

Kullanılan bu ifade Türk toplumu olarak (Burada özellikle Türkiye’den sonradan gelip Avustralya’ya yerleşen toplum bireylerimizi kastediyorum) hiç ama hiç alışık olmadığımız, belki de bazılarımızın yadırgayacağı, garipseyeceği, bazılarımızın da komik bulacağı bir tarzda söylenmiş bir ifade. Yani Türkiye’de devletin zirvesinde görev yapmış liderlerin ağzından hiçbir zaman bu şekilde bir beyan ben şahsen işitmedim.

Bunları yazarken aklıma geçen seneki bir olay geldi. Bunla ilgili aşağıya video da koydum.

Dünya gündeminde bile haber olan söz konusu olayda Başbakan Scott Morrison, ülke ekonomisini koronavirüs salgınından sonra canlandırmak amacıyla inşaat alanında yatırımlar öngören yeni konut planını basın mensupları önünde açıklarken o sırada evinden çıkan bir vatandaşın “Oraya daha yeni tohum attım. Herkes çimlerin üzerinden çekilebilir mi lütfen” sözleriyle konuşması kesilmişti.

Bunun üzerine Morrison “Elbette, haydi biraz gerileyelim” yanıtını vermiş ve basın mensuplarından çimlerin üzerinden çekilmelerini istemişti.

Vatandaş da daha sonra Başbakan’dan “Üzgünüm ahbap” diyerek özür dilemiş Morrison “Sorun yok, teşekkürler” ifadesiyle karşılık vermişti.

Scott Morrison’ın Boris Johnson’a canlı yayın esnasında yapmış olduğu göndermede kullandığı ifade bizlere Morrison’ın ne kadar rahat bir tutum sergilediğini gösteriyor. Bu biraz da tabiki kültür meselesi. Bir Avustralyalı için çok doğal karşılanabilir ama bizim toplumumuzun geneli için aynı olacağını pek düşünmüyorum.

Avustralyalılar gerçekten çok rahat, cana yakın ve mütevazi insanlar.

Hangi görev ve makamda olurlarsa olsunlar onlara ulaşmak hiç de zor değil.

Olması gereken tam da bu değil mi zaten.

Ne dersiniz?

4 Eylül 2021 Pazar

*Bu yazı Melbourne şehrinden bir toplum bireyimiz tarafından kaleme alınmıştır. 


KONUK YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ…

Değerli okuyucularımız, bu konuda daha önce de duyurular yapmıştık. Hatırlayanlar mutlaka olacaktır. Avustralya Postası konuk yazarlara da açık. Avustralya gündemi veya Avustralya Türk toplumunu ilgilendiren herhangi bir konu hakkında sizler de düşüncelerinizi Avustralya Postası kanalıyla paylaşabilirsiniz. Genel yayın ilkelerimizle çelişmediği sürece konuk yorumların sayfamızda yayınlanması ve binlerce kişiye ulaşması elbette mümkündür ve bu bizleri de mutlu edecektir. Yazılarınızı gönderebileceğiniz elektronik posta adresimiz: info@avustralyapostasi.com.au

Not: Konuk yorum sahipleri dilerlerse isimlerini saklı tutabilir veya bir rumuz kullanabilirler.

Avustralya Postası

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here