Konuk Yazar: Özledim Seni

0
200

Melbourne’de geçirdiğim altıncı ayım içerisinde en yoğun olarak hissettiğim duyguyla başlamak istedim ilk yazıma. Binlerce kilometre uzaklara geldikten sonra herkesin ortak hissi olsa gerek özlemek. Sahi, nedir bu özlemek? Gerçekte neyi özlüyor, neye hasret kalıyoruz.

Garip kaldım gurbet ellerde

Özlemek, her dilde kendine yer bulmuştur ama hiçbiri Türkçe’deki gibi derinlikler içermemektedir. Mesela İngilizce’de özlemek olan ‘miss’ ıskalamak, kaçırmak anlamlarına da geldiği için kelime istenen duygunun anlamını tam vermemektedir. Aynı şekilde Almanca ve Yunanca’da öznesiyle birlikte kullanılmaktadır, yani özlemek karşıda bir muhatap içerir. Türkçe’ye çevirdiğinizde ‘sen bana eksiksin’ gibi anlamlara gelmektedir.

Türkçe’de özlemek kelimesinin kökeni öz kelimesinden gelir, muhatabını özümsemek-özün olarak bilmek, kendi varoluş sebeplerini muhatabınla eşdeğer görmektir. Özüne hasret kalmak, özün yokken bir parçanın hep eksikliğini hissetmektir. Yanındayken bile özlem duymaktır. Ondandır ki bu kelimeyle gurbetlik kelimesi birbirine paraleldir. Gurbette olanlardır özlemi çeken. Gurbetlik de garibanlık kelimesinin kökünden gelir. Sahi, gariban mıyız biz bu gurbet ellerde?

Nedir özlem duyduğumuz memleketimizde? Havası, suyu, sevdiklerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız? Yoksa anılarımız mıdır özlem duyduğumuz? Nedir yüreğimizi sızlatan, vicdanımızı yakan yalnız gecelerde? Özünle eşdeğer tuttuğun bir geçmişi mi aramaktır yoksa hafızada yer etmiş o anıları mı beklemektir?

Anılar, anılar şimdi gözümde canlanırlar

Yalnız kaldığımız zamanlarda derin bir iç çekip, geçmiş güzel günleri gözümüzün önünden geçiririz. Çocukluk bayram sabahlarımız, eski dostlarla geçirdiğimiz o bol kahkahalı günler, annemizin hastayken çorba yapıp başımızda beklediği sabahlar, babaannemizin bir çikolatayla bizi mutlu ettiği günler.

Ne güzeldi değil mi o günler? Hep iyisiyle yer etti bizde. Geçen her saniye bir öncekini nostalji haline getirdi. Peki biz bu nostaljiyi tekrar bulabilir miyiz? Çok özlediğimiz eski sevgilimize tekrar kavuşsak aynı sıcaklığı alabilir miyiz? Eski dostumuzla tekrar otursak, yine eskisi gibi yarenlik edebilir miyiz?
Nostalji, hiçbir zaman tekrar ulaşamayacağımız bir histir maalesef…

Nostalji, herkesin ya da hayatında dramatik değişimler geçirmiş kişilerin isteyerek yaralarına bastıkları tuzdur. Nostalji kelimesinin ardına sığınmış hiçbir geri dönüş, size istenileni vermeyecektir. Ondandır ki her rakı masasının mezesidir eski günler…

Madem ki geçen her saniyeyi geri getiremeyecek kadar kaybedenleriz, bu anılarımızı en güzel şekilde geçirmeye bakmalıyız. Sevdiklerimizle geçirdiğimiz her anın kıymetini bilmeli, kimseden bir gülümsemeyi esirgememeliyiz.

Kültürümüzde hep var olan ama bugünlerde unutmaya yüz tutmuş: paylaşmak, sevmek, sevilmek, şefkat, komşuluk duygusu, birbirine yardım etme gibi duyguları hep yaşatmalıyız. Geri getiremediğimizle kahrolmak yerine şuanda mutlu olmanın tadına varmalıyız.

Hayat sadece anlardan ibaret ve yapılan küçük hatalar bazen sevdiklerimizi bizden uzaklaştırıyor ve bu hata onu bir ömür özlemekle geçirtiyor bize. Tutun sevdiğinizin elini ve ona özlem duymayacak kadar sımsıkı sarılın. İnanın ki gerçek mutluluktur özlem duyduğunuzda yan yana olmak.

“Kaldı işte, çayımız bardakta,
Çocukluğumuz sokaklarda,
Mutluluğumuz kursağımızda,
Sevdiklerimiz uzaklarda,
Mutluluğumuz fotoğraflarda…”

Nazım Hikmet Ran

Tekrar görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın.

Murat Karabacak

*Siz de toplum bireyimiz Murat Bey gibi Avustralya Postası konuk yazarı olabilirsiniz.
Nasıl mı? Detaylar burada

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here