Konuk Yazar: HAYAT, KISA BİR ÇİZGİ

0
59

Hiç düşünmeyiz değil mi, hayatımızın kısa bir çizgiden ibaret olduğunu? Mezarlıklara ziyarete gidenler bilirler, her biri özenle hazırlanmış mezar taşlarının en önemsiz yeridir; Doğum tarihi ile ölüm tarihi arasında kalan o kısa çizgi.

Annenin, babanın belki de bazı akrabalarının heyecanla beklediği bir andı doğduğun zaman. Bu kötülüklerle kararmış dünyaya tertemiz olarak gelmiştin…

Geldin, bir ömür geçirdin ve sen de gideceksin…

Ama uzun ama kısa bir yolculuktur insanın varlığı bu hayatta. İşte o yolculuktur mezar taşında yer alan o kısa çizgi. En basit iştir mermer ustası için o çizgiyi çekmek.

Peki sen bu çizginin içini dolduracak ne yaptın, ne yapıyorsun?

Herkesin kıyameti kendi öldüğünde kopar der Hoca Nasrettin. İşte seninki de tam olarak öyle olacak. Kıyamet sadece senin için kopmuş, diğer kalanlar için hayat aynı akışında devam ediyor olacak…

Belki yakın akrabaların; eşin, çocukların, kardeşlerin, annen, baban çok göz yaşı dökecek. Ama bu hayat bıraktığın yerde devam edecek…

İnsanlar yine sabahları işe gitmek için trenlere koşturacaklar, herkes alelacele trafikte sıkışmış kalacak. Yine bir yol çalışması olacak ve orada çalışan için dünyanın en önemli işi onu bitirmek olacak…

Yine bir delikanlı kız arkadaşına onu sevdiğini söyleyecek, ona çiçek alacak. Yine bahar gelecek, çiçekler-papatyalar açacak. Garibanın derdi yine hesabını yapmak olurken, zenginin derdi varolandan daha iyiye nasıl sahip olurum olacak.

Cenazenin yıkandığı sıralarda, ekranlarda da bir şey değişmeyecek. Bir kanalda magazin haberlerinde ünlülerin hayatı tartışılırken, bir tarafta ekonomi üzerine konuşmalar yapılacak…

Mezarlığa doğru götürülürken yine kırmızı ışıklarda duracak cenaze aracın. Kimsenin senin için ekstra bir acelesi olmayacak. Senin için zaman olmayacak. Yetişecek bir yerin kalmamıştır artık.

Üzgünüm ama sen öldüğün için o gün olağan üstü bir gün olmayacak, güneş aynı ışıltısında, çiçekler aynı güzelliğinde, insanların gülüşleri ve mutluluğu aynı kalacak. Eksildiğinizi fark etmeyecek çoğunluğu insanların.

Tam senin toprağa konduğun sırada, yeni bir çocuk dünyaya gelecek. Kim bilir belki de onun ismi de senin ile aynı olacak. O bu dünyaya siyah saç beyaz defterle gelirken, sen bu dünyadan beyaz saç siyah defterle gideceksin.

Herkes seni mezarlıkta yalnız bırakıp gittiğinde televizyonda doların son durumu tartışılacak. Bu sene kim şampiyon olacak tartışması sürerken siz yapayalnız kalmış olacaksınız.

Artık davetiyelerde sizin adınız yer almayacak, sosyal medyada paylaştığınız o güzel anılar orada sizin gibi yalnız kalacak, kimse sizle derdini paylaşamayacak.

Senden sonra da çok hata yapanlar olacak. Kul hakkı yiyen kadar tövbe edenler de olacak. Hiç ölmeyeceğini düşünenler olacak, bilmeyecekler ki bir gün onların da çizgisinin sonu gelecek.

Kim anacak seni, kim hatırlayacak? Bu dünyada hatırlanacak ne yaptın? Ne için yaşadın? İşte bir gün göçüp gitsek bile bu soruların cevabıdır bizi yaşatan.

Bu kısa hayatta her şeyi bir kenara koyup yaşam amacını düşünmeli insan. Ne için yaşıyorsun bu hayatta? Mal mülk, zevk-i sefa yoksa iyi bir insan olup senden sonrakilere bir değer katmak için mi?

Çok az da yaşasan çok uzun da yaşasan aynıdır çizginin uzunluğu. Önemli olan çizginin içini nasıl doldurabildiğindir. Yoksa Cumhurbaşkanı da olsan, bir yetim veya garip de olsan aynı çizgidir herkese ayrılan. Çok sevenin de olsa, yapayalnız da olsan fark eden bir şey yoktur.

Mustafa Kemal Atatürk vefat ettikten sonra hala daha 80 milyon insanın yüreğinde yaşıyorsa; yaşam amacı kendisi değil gelecek nesillerin mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşaması olduğundan dolayıdır.

Bu hayatın bize bahşettiği kısa bir çizgi var, onu her nasıl doldurursan doldur; O’dur seni sen yapan. Ardından seni yaşatan ve hatırlatan.

Sevgiyle


Not: Avustralya Postası konuk yazarlık başvurunuzu aşağıdaki link üzerinden yapabilirsiniz.

Başvuru linki

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here