Konuk Yazar: HADİ Bİ’ CESARET

1
137

Her insan kendine özgüdür. Evrimleşirken kendine özgü davranış şekilleri geliştirir.
Biraz cesareti olanlar ya da aynı yerde kalmak için yeterince sabrı olmayanlar kozalarında kalamazlar. Bazen ömürlerinin bir gün olduğunu bilseler bile o deneyimi yaşamak zorundadırlar.

Öncelikle ben kozasından çıkan tüm kelebeklere gönülden saygı duyuyorum.
“Kediyi merak öldürür” derler. Beni öldürmedi. Dünyanın her yerine olmasa da 6 kıtasına ayak basma şansı yakaladım. Hiçbir şeyin beni seyahat etmek kadar heyecanlandırmadığını tecrübe ederek öğrendim. Çok küçük yaşlardan itibaren başka bir yerde olmanın ve yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak eder dururdum. İstanbul’da doğmuş, büyümüş, okumuş hatrı sayılır zaman geçirmiş bir birey olarak her gittiğim yere alıcı gözüyle baktım tabi ki!

Avustralya, Türkiye’den tam on kat büyük yüz ölçümü olarak ama bütün nüfusu neredeyse İstanbul’un gündelik ziyaretçileri ile birlikte nüfusuna eşit! Dolayısıyla benim için çok güzel bir aday oldu. Çok düşünmeden sadece iş yerinde bir öğleden sonra kurduğum basit bir denklemle karar verdim. En zor kısmı eşimi ikna etme ve aileme kararımı açıklama kısmıydı. Avustralya’ya taşınmadan önceki en baskın hissim “kaçma” isteğiydi, sığamama, uzaklaşma, nereye olursa olsun… En çok işimden, İstanbul’dan, büyük şehirden, keşmekeşten, kalabalıktan, cehaletten, kabalıktan…

Manevi olarak kendimi kopararak geldim, tabiki de bazı şeyleri feda ederek geldim, herkes gibi. Buradaki ömrümün bir güne dahil olduğunu da bilerek o kozadan çıktım. Dilini tam olarak bilmediğim, kültürünü hala tam anlamadığım bir yerde bir günlük ömrümü en güzel şekilde tamamlamaya çalışıyorum. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan.
Brisbane‘da geçirdiğim günler, haftalar, aylar ve yıllarca sorular sordum kendime. Mesela neden Avustralya’yı bu kadar seviyoruz? Çünkü kozamızdan çıktığımız için özsaygımız artıyor kendimize. Avustralya beni daha iyi bir insan yaptı mesela. Yaşamayı aklımın ucundan bile geçirmeyeceğim maceraları yaşayıp, deneyimleri denerken cesaretimi kamçıladı. Aldığım yanlış kararları uzaktan başkasını seyredermişcesine gülümseyerek izlememi ve sonra üzse bile düzeltmenin verdiği gururu yaşattı. Heyecanlarımı, üzüntülerimi, kızgınlıklarımı, sevinçlerimi tek başıma göğüslemeyi öğretti. Açıkça isteyebilme, hislerimi gösterebilme, pişman olmadan yaşama, hayır diyebilme, beklemeye sabretmeyi öğretti. İstanbul’da bunlar için hiç vaktim ya da cesaretim yoktu. Avustralya kırılmış ve kafası karışmış beni bütün yaptı.

Yetişkin hayatınızda hiç bilmediğiniz karanlık ve ürkütücü kapıların arkasında Alice Harikalar Diyarı olabilir! Kırın zincirlerinizi, çıkın kozanızdan, bilin ki tek bir ömür bahşedildi size o da bir gün! Yaşayın doya doya… Yeterince istedikten sonra yapılamayacak şey yoktur, yaşınız kaç olursa olsun yeter ki gönülden isteyin ve girin o karanlık odaya! Bu her zaman dünyanın öteki ucuna taşınmak olmayabilir, ama sizin rüyanız her neyse işte… Yaşadığınız her şey yanınıza kâr kalacak unutmayın!

Tuba Urul 15.04.2019


Not: Avustralya Postası gönüllü yazarlık başvurunuzu aşağıdaki link üzerinden yapabilirsiniz.

Başvuru linki


 

1 Yorum

  1. Çok akıcı ve anlamlı bir yazı benim için. Ben de Istanbul’dan Melbourne’e göç ettim. O kaostan uzaklastigim, rahatca sokaklarda yuruyebildigim, doğa ile iç-içe olduğum için çok çok mutluyum. Benim Alice Harikalar diyarım kesinlikle varmis ve bulmak nasip oldu. Darısı tüm cesaretini toplayıp adım atacaklara olsun. Tebrikler.😊

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here