Konuk Yazar: Bİ’ ŞEHİR

0
83

Brisbane, güzel Brisbane! Çünkü neden? Geldiğiniz ilk andan itibaren eviniz gibi hissettirir size. Türkiye’de sorsan kimsenin duymadığı bilmediği bir şehirdir; taa ki eğitim danışmanlığı firmasına gidene kadar! Yormaz, sıkmaz, ne çok büyüktür ne çok küçük, ne çok göçmen şehridir ne değil, ne hipster şehridir ne değil. Gitmek istersiniz gidemezsiniz, kalmak istersiniz o da bazen mümkün olmayabilir.

Genel olarak bahsetmek gerekirse Brisbane, Avustralya’nın Queensland eyaletinin güzide
başkentidir. Türkiye’den 7 saat ileridedir. Avustralya’nın üçüncü büyük şehri olup sadece 200 yıllık mazisi olan bir şehre göre hızla büyümesini sürdürmektedir. (Yerli halkın yerleşik olduğu zamandan bahsetmiyorum) Yarı tropik iklimin hakim olduğu Brisbane genel olarak çok çok sıcak, çok sıcak ve sıcak olarak hissettirir. Ama zamanla ona da alışırsınız 15-20 derecelerde üşümeye başlarsınız! Çünkü en kara kışta bile gündüzler ortalama 15-20, geceler 5 derece civarında geçer.

South Brisbane

Yukarıdan bakarsanız Brisbane’a bol bol su görürsünüz. Her tarafı sularla çevrili olmasına rağmen yüzmek için şehirden en az 45-60 dakika araba mesafesindeki plajlara gitmek gerekir; zira Brisbane nehrinde hatırı sayılır ölçüde boğa köpek balığı yaşadığı bilinmektedir. Şehri kuzey ve güney olarak ikiye bölen Brisbane nehri feci derecede kirli görünür, rengi bildiğimiz çamur rengidir. Son 50-60 yıldır yavaşça son halini almıştır. Nehrin dibinde şiddetli okyanus akıntılarından ötürü oturmamış olan toprağın, zamanla yağmur ve fırtınaların da etkisiyle nehir suyunu bulandırdığı sonucuna varılmıştır.

Brisbane River

Şehir merkezi Gold Coast’a yaklaşık 80, Sunshine Coast’a yaklaşık 100 km uzaklıktadır. Bu plajlara gittiğinizde de Türkiye’de alışık olduğumuz gibi her tarafı cafe ve restoranlarla çevrili, günlüğü 10 dolara şezlong kiralayıp akşama kadar kötü müzik çalan yerler hayal etmeyiniz. Sadece okyanus, kum ve çim vardır; bazen de cankurtaran olur. Bu nedenle ozon tabakasının iyi olmadığı bilindiği ve benim gözlemlerime göre yerli halkın büyük kısmının çeşitli seviyede ciddi cilt problemleri ile uğraştığı gerçektir. Zira burası bana ilk geldiğim günden beri, cilt kanserinden hayatını kaybetmeyenlerin tasasızlıktan sonsuza kadar yaşadığı bir masal ülkesi gibi görünüyor zaman zaman.

Tallebudgera Creek, Gold Coast

Gelelim yeme içme kısmına. Bana kalırsa muhteşem yemekleri ve mutfağı olan bir
ülkeden geliyoruz ve bunun kıymetini çok uzaklardayken belki daha iyi anlıyoruz. Benim ciddi gıda alerjilerim var ve bu nedenle her yere girip gönlümün istediğini yiyemiyorum. Bu durum beni yemek seçen birine dönüştürdü. Avustralya’nın kendine ait bir yemeği yok bildiğim, öğrendiğim kadarıyla; her şey bir yerlerden alıntı ya İngilizlerden ya Almanlardan… Kahvaltıda ya kahve içerler ya kızarmış ekmekle “vegemite” yerler. (ki biz Türkler için bence gerçekten yenilesi bir şey değildir. Biranın fermente olurken dibine çöken mayasıdır vegemite. Çok faydalı, olağanüstü bir şey olduğuna inanılır, 7’den 70’e herkesçe yenilir, rengi siyahtır!) Ya da ekmekle avakado yerler; en çok bacon ve yumurta eklerler. Gerçekten “kahvealtı” değildir onlar için yenilen “breakfast”tır yani hızlıca ayak üstü yenen bir öğün. Kıymetini bilmezler, bizler gibi saatlerce oturup yiyip içmezler kahvaltı için; hatta yadırgarlar.

Yerel halk barbekü yapmaya çok meraklıdır. Her köşe başında, suyun olduğu her yerde
kullanabileceğiniz elektirikli veya gazlı barbeküler vardıR. Buradakiler bizdeki mangal gibi kömürlü mangala pek alışkın olmadıkları için çok nadir görülür. Bol bol bira içerler ya da şarap. Akşam evde rosto yapmayı severler ya da ızgara et yanında da sebze haşlarlar veya patates püresi, ya da kıymalı makarna. Gerçekten bana hep yaşamak için yemek yediklerini düşündürüyor. Yaptığınız en kötü yemek için bile 40 yıl minnettar kalabilirler size çünkü hiç yemedikleri kadar güzel bir şeydir onlar için.

İnsanı saygılıdır. Çünkü ciddi yasalarla regüle edilmiştir ki, kimse kimseyi ayıramaz,
kayıramaz, dolayısıyla size her zaman saygı duymayabilirler. Bu ülkede de göçmenlerden tüm hücreleriyle nefret eden ciddi bir grup var tabi ki ama size kibar davranmak
durumundadırlar. Benim tecrübelerime göre Avustralyalılarla uzun ilişkiler kurmak biraz
hayali olabilir çünkü kültürel olarak bizler gibi kollektivist değil, bireysel insanlardır.
Buradayken bir yıl boyunca çok iyi arkadaşlık ettiğiniz biri bir başka şehre taşındığınızda bir anda sadece bir tanıdık olarak hatıralarınızda yaşamaya başlar. (bu tamamen kişisel bir gözlem, herkeste böyle olmayabilir) Ama genel olarak aile ve arkadaş ilişkilerinin zayıf olduğunu düşünüyorum. Bizler gibi kim ne der, acaba ne düşünür diye kaygıları asla yoktur. Özellikle Queensland’de havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez insanlar cidden çok rahattırlar. Dört mevsim sokaklarda, alışveriş merkezlerinde çıplak ayak dolaşıp okullarına çıplak ayakla; restoranlara, barlara şort ve terlik ile giderler. Genelde herkes birbirine, tanımadıkları insanlar da dahil “aşkım, tatlım, dostum” diye hitap eder!

Trafik soldan akıyor ama tabelalar, yol çizgileri, ışıklar o kadar anlamıdır ki alışmak çok zaman almaz. Karayolları girişlerinde “yanlış yöndesin geri dön” diye bile levha görürsünüz yanlış yöndeyseniz! Sürücüler cidden fırsatçı değillerdir. Sokaklarda korna, selektör yapan görmez, duymazsınız; çünkü insanlar birbirine karşı nisbeten hoşgörülüdür. Kurallara uymazsanız canınız ciddi yanar, çok yüksek cezalarla karşılaşırsınız. Ben bazen ışıklarda
durmayı bilen araba yapsalar, uyuyarak araba kullanabileceğimi hayal ediyorum. Yani trafikte her şey o kadar kestirilebilirdir. Şoförlerin davranışları olması gereken gibidir, Türkiye’ye kıyasla.

Citycat, Kangaroo Point Cliffs

Her mahallenin doktoru, güzellik salonu, eczanesi, birkaç restoranı ya da büfesi ve alışveriş merkezi vardır. Mahallenin değerini içinde yerleşik halk ve şehre olan yakınlığı belirliyor sanırım. Toplu taşıma bence ucuz değil ama gayet yeterli. Şehre yakın, şehirden daha güzel görülmesi gereken mahalleler West End, Southbank, Kangaroo Point, New Farm, Paddington, Bulimba, Teneriffe ve Hamilton olarak sayılabilir. Her gittiğiniz yer parklar bahçelerle dolu olacak ve sizi oksijenden sarhoş edecektir. Anlamadan kendinizi buraya alışmış, vurulmuş, ait hissetmenize neden olacak bi’ şehir Brisbane!

Tuba Urul
Brisbane


Not: Avustralya Postası gönüllü yazarlık başvurunuzu aşağıdaki link üzerinden yapabilirsiniz.

Başvuru linki

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here