Bir Ademoğlu Gözüyle: Kıvrımlı Çizgiler

0

Bir dost hasreti,

Okunmamış mektuplar,

Söylenmemiş cümleler,

İçimde bir burukluk ve

Gecenin yoğun nefesi…

Enaniyetimde tembellik hissettiğim, düşüncelerimi boş konuşma olmasın diye sakındığım bir zamanlardayım. Bu kağıdın ve mürekkebin benden kıymetli olduğu nazarı ile başlıyorum bu satırlara.

Yazmak ile susmak arasında bir berzahta kaldım hep. Daha doğrusu toplum için yazmak ve dışarıya susmak ismini verdiğim bir ikilemdeydim. Senelerdir biriken cümlelerime şahit etmek istemedim kimseleri. Sayfalar arasında saklı kalan yazılarım gibi yıllandı, yıprandı, eskidi ama eksilmedi duygular.

Hem kim benden ne öğrensin ki diye düşündüm.

Yaptığım işler, söylediğim kelimeler, boş konuştuğum yazılar ne kadar da değersiz dedim ve yayınlamaktan hep çekindim. Kim benden ne öğrensin diye düşündüm. Hem örnek alınacak birisi de değilim zaten.

Kendine haksızlık ediyorsun diyenlere bence kendime bir fırsat veriyorum dedim. Bilmediklerimi öğrenmek için bir fırsat. Sürekli olarak öğrenmenin ikinci aşamasında olmanın hazzını duydum. Herhangi bir konuda bilgi sahibi olduğumu kanıtlamaya çalışmadım. Hep bilinçli yetersizlikte olduğumu düşündüm. Bu da bilmediklerimin farkında olmamı sağladı.

Yaşa, ırka, cinsiyete, dine bakmadan ve yargılamadan, nicelerinden öğrenmeme vesile oldu. Özdekçiliğe değil de insan deneyimlerine değer vermek, anlamaya çalışmak ve minnettar olmak en büyük mükâfatlardan oldu bu serüvende. Nitekim enaniyetimi de bir nevi güçsüz bıraktı. Bu sebeple sakladım ve saklandım hep.

Belki bu kıvrımlı çizgiler birilerine yardım eder umudu ile yazıyor ve döküyorum içimi. Dostun yaz diye tavsiyesi ve birkaç ümit buluşturdu bu gafili sizlerle. Ümit ederim ki fikir fikri doğurur ve bu laf kalabalığım sizlere bir şekilde ilham verir. Belki bir iç serüvenine çıkmamızı sağlayıp zihnimizin ve kalbimizin gizli köşelerindeki cevherleri bulmamıza yardım eder. Hem belki ben sizden, siz de kendinizden öğrenirsiniz. Nihayetinde en çok da kendinden öğrenir insan. Dinlemeyi bilse…

Yazı büyük bir hazine. Bu kıvrımlı çizgiler nasıl da hayatımızın en vazgeçilmezlerinden. Toplumun yapıtaşı ve doğanın bir kanunu.

Nice bilgileri sığdırdığımız, nice duygular taşıttığımız bir mürekkep ahengi. Bilginin ve fikrin zaman ve mekan işlenmesi.

Yazmak belki de bundan kıymetli.

Beraber öğrenmek, içimizdeki çığlıkları dindirmeye çalışmak ve ruhlara bir soluk olmak emeli, ‘biri’ ‘biz’ yapıyor.

Kağıda özlem bir mürekkep misali  selamlıyorum sizleri. Beraber çıkacağımız serüvenlere niyetle…

Varmak değil, yol güzel derler.

Belki de varıp bitmemek güzel.

Her durak bir diğerine gebe.

Yol bitmiyor,

Biz bitiyoruz.

Ümit dolu bir Ademoğlu

20.05.20

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here