Kelebek Etkisi: Üçüncü Sayfa Haberleri (1)

0
163

Hepimiz, birer kelebeğiz aslında. Tek kişilik kozamızdan dışarıya korkarak adımımızı atıyoruz. Güçlüyüz ama farkında değiliz. Fark et ve fark ettir. Küçüksün ama etkin büyük. Sadece senin bir kanat çırpmana bağlı. Gökyüzü seni bekliyor.
Ayda bir kez, adı “Kelebek Etkisi” konulan bu köşede birlikte etki yapmaya var mısın?


I.BÖLÜM

Çiçekleri tek tek, bir çocuk başı okşar gibi okşadı. Menekşeler, kokusu, rengi, narinliği ile onu masumiyetlerin en tepesine çıkarıyor. Nedenini bilmediği bir duyguydu. Bu çiçek ona masumiyet yanında bir de hüzün getiriyor. Bir çözebilse sebebini. İçi sıkıldı. Of dedi kendi kendine.

Bu sırada karşı binanın önünde bir kamyon durdu. Baktı eşya yüklü. Yeni komşular galiba diye düşündü. Evet evet kesin, yeni komşular. Kamyonun önünde durmuş arabadan bir adam indi. Başka inen yok mu diye, şöyle arabanın içini görmeye çalıştı. Arkada, küçük iki baş put gibi duruyordu. “Bunlar çocuk, peki bunların anneleri yok mu?” Araba biraz ilerde olduğundan mıdır yoksa,  gözleri de uzağı göremediğinden midir arabayı yandan da olsa, önde başka birisi var mı yok mu kestiremedi. Meraklandı. Biraz balkonda oyalanayım bakayım dedi. Hiç yapmadığı şeydir aslında, yeni gelenler dikkatini çekti nedense. Belki çocukların, öylece kıpırtısız durmalarıdır onun ilgisini ilk anda çeken. Çocuk olur da durmaz mı. En azından arabanın koltuğunda kalkmaz mı? Kalkar. Peki bu çocuklar, büyümüş de küçülmüşler gibi neden öyle put gibi duruyorlar? Adam, kamyondan inen beş hamala eşyaları taşıttı. Üç saati aşkın bir zamanda kamyonu boşalttılar. Bu zaman zarfında, kendine çay yaptı, demledi, ağır yudumlayarak onları seyretti Leman hanım. Hayret etti. Arabadan hala kimsecikler inmedi. Kamyon işçileri de alıp gitti. Adam arabaya yaklaştı. Şoför koltuğunun yanındaki yerin kapısını açtı. Bir kadın dışarıya çıktı. Elinde bir menekşe saksısı. Biraz ürkek, etrafa göz ucuyla baktı. Sanki bir bakan var mı gibisinden.

Karşı balkondan onu meraklı gözle izleyen Leman hanımı gördü. Leman hanım, başıyla hafiften bir selam verdi. Kadının mimikleri, ne yapsam acaba der gibi bir tereddüt etti, alel acele yanına gelen adama çaktırmadan hafiften bir baş selamıyla karşılık verdi. Adam, kadının kolunu tuttu. Ama sanki karşıdan kolunu sıkıyor gibi geldi. O kol tarafına hafifçe eğildi kadın. Adam, kadını çekmeye başladı. Sonra arabanın arka kapısını açtı. Çocuklara çıkın der gibi işaret yaptı. 

“Aman Allah’ım, bu ne güzellik böyle” İki tane çocuk, aynı yaşta, herhalde ikiz diye düşündü. Anneleri hızla arabanın kapısına geldi. Çiçeği çocuğun birine verdi. Ve onu bir tarafına diğerini de diğer yanına alarak binaya yöneldiler. Adam hiç oralı değil. Çocukların birini de ben alayım falan ne gezer. Hatta arada bir kadının kolunu dürtüyor çabuk der gibi. Leman hanımın gözü adamı hiç tutmadı. Giyimi ilk başta itici. Ne o ayağında ki yumurta topuk ayakkabı. Üstelik üstüne de basmış. Elindeki tespihe ne demeli. Adam tam yontulmamış ayı. “Allah’ım gücüne gitmesin ama, bu adamla bu kadın oluyor mu ama” diye söylendi Leman hanım. Yan daireden komşusu Dilek çıktı birden balkona, “Leman ablam bakıyorum saatlerdir balkondasın”  “Evet, biraz güneşleneyim dedim.”

“İyi etmişin, fazla kalma ama, fazlası cildine zarar verir. Bakıyorum çayları götürüyorsun, bize yok mu”

 “Olmaz olur mu gel hadi, karşılıklı içelim.”

“Şaka ablam, sen iç ben daha yemek yapacağım, birkaç çeşit yapayım da hafta içi zorluk olmasın bana. Çalışınca zor yemekleri hafta içi yapamıyoruz işte.” 

“Dediğin doğru, ben de sen gibi ediyorum. Abin de sarmalara dolmalara bayılıyor. Hafta sonları hazırlayıp atıyoruz difrise.”

“Yeni gelenleri gördün mü, Leman ablam”

“Gördüm”

“Bir tuhaflar gibi geldi bana, arada bir baktım pencereden de.”

“Ne gibi?”

“Koskoca bir kamyon eşya boşaldı. Kadın hiç arabadan inmedi vallahi. Milletin canı ne kıymetliymiş.”

“Belki adam istememiştir.”

“Neden istemesin ki?”

“Bilmem, benim ki sadece bir yorum.”

“Olabilir mi ki? Aman bize ne canım. İnşallah iyi komşulardır da arada bir laflarız onlarla, ne dersin?”

“Bakalım, hadi yemeklerimizi yapalım, yetiştiremeyiz yoksa.”

“Tamam o zaman çaya ben de beklerim, görüşürüz” diyerek Dilek içeriye girdi.

“Gerçekten çok durmuşum bugün balkonda, kollarımın derisi kızarmış biraz. Zaten bir insanın başına ne geliyorsa, meraktan gelir dedikleri bu olsa gerek” diyerek oda içeriye girer. Günler geçiyordu. Yeni gelen komşusunu birkaç defa balkonda görmüş, hoş geldiniz diye bilmiş, kadın hoş bulduk deyip hemencecik içeriye kaçmıştı. Bu kısacak zamanda bile sanki gözünde bir morluk fark eder gibi olmuştu. Bana öyle geldi galiba dedi kendi kendine. Kendisi veya bir başkası balkonlarda oldu mu kadın hiç dışarıya çıkmıyor. Herkes içeriye girdikten sonra alel acele balkona çıkıyor, o da çamaşırları sermeye veya balkonu yıkamaya çıktığında görüyorlardı onu. Hele çocuklar, hiç görünmüyordu. Çocuk dediğin balkona çıkar, bağrışır, sokakta oynar. O balkonda genellikle, adam görünür. Elinde tespih balkona oturur, saatlerce dışarıyı seyreder. Yanında kimseler yok tabi ki. Haftalar sonra, Leman hanım komşuları bir gün oturmaya davet etti, bu fırsattan yeni gelen komşusunu da çağırdı. “Kızım bugün kabul günüm var, seni de davet ediyorum. Bugün arkadaşlarla toplanacağız da. Sen de gelirsen seviniriz” Kadın ürkek, “Bir bakayım, gelmek isterim aslında da beyime bir sorayım” dedi. Leman hanım: “Tabi kızım sor”  gelmen mutlu eder bizi diyerek onu çıkmazından kurtarmak için o karanlığa elini uzatmış oldu.

Oturmanın sonlarına doğru gelebildi yeni gelen bayan. İsminin Ayşe olduğunu öğrendiler. Konuşmaya, ağzından bir laf kaçırırım der gibi tedirgin oturuşuna şahit oldular. Hepsi, bakışlarıyla acıyor gibi baktı ona. O da bunu hissetti. En son o gelmişti. En erken o kalktı. 

“Ben gideyim, eşim erken gelebilir” diyerek hemen kalkıverdi. Sanki can çekişen bir güvercin. Leman hanım misafirini uğurlamaya çıktı. “Kızım, bak bir sıkıntın olursa her zaman gelebilir ve benimle konuşa bilirsin, çekinme olur mu?”

“Yok Leman hanım abla, Allah’a şükürler olsun. Çok iyiyiz biz. Benim duruşum biraz soğuktur. Soğuk yapılıyımdır ben. Hemen kaynaşamam insanlarla.”

“Görüyorum, gözündeki morluğun geçmekte olduğunu, kapatmaya çalışmışsın kremlerle ama ben buradayım diyor sen ne kadar onu kapatmaya çalışsan da” dedi.

 Yutkundu Ayşe, gözleri doldu “Çocuklar uyanmak üzeredir, gideyim ben.”

 “Git kızım, git” diyebildi. Koşar adım gitti Ayşe. Leman hanım, kardeşi gibi ısındı ona. O da Leman hanıma. Sonra anlattı, o karanlıkta ki her şeyi, tek tek.

(*II.BÖLÜM ile devam edecek.)

Ayşen Yılmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here