Kelebek Etkisi: Kuzu, Çakal ve Aslan

0

Hepimiz, birer kelebeğiz aslında. Tek kişilik kozamızdan dışarıya korkarak adımımızı atıyoruz. Güçlüyüz ama farkında değiliz. Fark et ve fark ettir. Küçüksün ama etkin büyük. Sadece senin bir kanat çırpmana bağlı. Gökyüzü seni bekliyor.
Ayda bir kez, adı “Kelebek Etkisi” konulan bu köşede birlikte etki yapmaya var mısın?


I. BÖLÜM

Ormanlar Kralı Aslan, kükrüyordu:

“Var mı bana yan bakan? Var mı ha, var mı?”

Ses yoktu. Sevinmişti. Bir gururlandı bir gururlandı. Çakasını, daha da belirgin hale getirmeliydi. Şöyle bir koşmalı, güçlü pençelerini havada bir savurmalıydı.

Bir atladı, atlamasıyla, ağaçtan yere çakılması bir oldu.

“Ne oluyoruz? Graaav” diye bir haykırdı.

Hemen dört ayak üstüne geldi. Anladı ki uykusunda sayıklamış, hava atayım derken de yere çakılmıştı.

Şöyle etrafa kolaçan etti. Kimseler yoktu. Bir “Oh” çekti. Bir gören olsaydı tacı elden giderdi. 

Emin olmalıydı etrafına iyice bakındı. Emindi, kimseler yok. Havayı kokladı. Bir koku alıyordu. Dur dur iki koku vardı. Bu kokuları çok iyi bilirdi. Birini çok sever, diğerinden ölesiye nefret eder.

İleri ki ırmaktan doğru geliyordu. Ya onu gördülerse, durumu hemen kurtarmalıydı.

Şöyle ağır ağır emin adımlarla, ırmağı doğru yürümeye başladı, bir taraftan:

“Var mı bana yan bakan” diye diye gürlüyor.

Irmağın yakınına geldiğinde yanındaki yeşillik arada bir oynuyor, sonra bir duruyordu. 

Aslan kral huylandı. Kim olduklarını bildiği için:

“Çıkın çabuk oradan” diye şöyle başını çevire çevire bağırdı. Çıt yok. 

Kral Aslan: “Beni yanınıza getirmeyin, fena olur” diyor, bir yandan pençelerini toprağa geçiriyordu. 

Cümlesi biter bitmez, çakal hemen yeşilliklerin arasında fırladı, Aslan kralın önünde yerlere kapandı. 

“Ekselansları, haşmetmeabları, ormanların tek hükümdarı, kulunuzda tam size geliyordu. Ben sizi gökte ararken karşımda buldum. Ben ne şanslı Çakalım. Ne şanslı” diye diye, sürünerek Aslan kralın ayaklarının dibine kadar geldi.

Aslanın çok hoşuna gitmişti. Bunu sürdürmesini sağlamalıydı.

“Diğeri nerde, onu getir. Eğer bir şey yaptıysan burada senin ümüğüne çökerim.”

Çakal: “Haşmetmeab, öyle şey olur mu? Ben de tam bu konu için size geliyordum.” 

“Fazla söylenme dedi Aslan kral, çabuk getir onu.” 

Çakal tekrar geri geri sürüne sürüne, geldiği yeşilliklere gitti. 

Kral kendinden geçti. Ben ne kadar kudretliyim, ormanlar alemi sanki önümde secde ediyor diye içinden geçirdi. Biraz önceki can sıkıntısı halinden eser kalmamıştı.

Çakal, sürüne sürüne gittiği gibi kendince aynı zerafetle geliyor, bir yandan elleri ayakları bağlı kuzucuğu, bir eliyle de çekerek getiriyordu.

Aslan kralın önünde durdu: “Çöz” dedi Aslan Kral. Çözdü Çakal.

Ama olayı da çözmüştü zaten. Kralı ağaçtan düşerken görmüştü, bunun üstünü örtmek istediğini anladı. Kendisinin, görmüyor, duymuyor, bilmiyor olması gerekirdi. Yani üç maymunu oynayacaktı. Hiç de sevmem şu maymunları diye hırladı. Kahpe felek işte. Bula bula maymunluğu mu oynayacağım. Anlı şanlı çakallık dururken diye söylendi. 

Yapacaktı, açtı çünkü, ama bir bedeli olmalıydı. Bunun bedeli kuzu, onu kendisine altın tepside sunan Aslan Kral olacak ve bunun zevkini o zaman çıkaracaktı.

Bunu çaktırmadan nasıl başarabilirim diye şöyle bir düşündü. Elindeki yemeğini kaçırmamalı bir, Ormanların Kralına da istediği gazı vermeliydi iki.

Hatta başarabilirse, Aslan Kral yemeğine yan gözle bile bakamamalıydı üç. 

Çakal, başka madde eklemeyi düşündü, ekleyemedi çünkü üçe kadar sayabiliyordu. 

Bu durumu çaktırmamalıydı. Tevazu göstermiş gibi sadece üç maddeyle yetinsem iyi olur dedi içinden.

Aslan Kral kükredi:”Bre gafil sen bilmez misin benden habersiz, onaysız hiçbir şeyin yapılmayacağını”

Çakal, kuzuyu çözer çözmez hemen tekrar yere kapandı:

“Aman haşmetmeab bilmez miyim. Elbette bilirim. Ben bunun için yollara düştüm. Size olan sevgimi ayaklarınıza sereyim diye”

Bu arada kuzucuk bulunduğu yerden kalkmaya yeltendi, korkudan ayaklarının bağı çözülmüştü, tutmuyordu. Az daha ölüyordu; ne annesini, ne babasını ne de kardeşlerini bir daha görebilecekti. Bir mucizeydi işte kurtulmuştu. Her şeyi anlatmalıydı Aslan Krala. Hemen atıldı…

(*II. BÖLÜM ile devam edecek.)

Ayşen Yılmaz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here