İtirazım Var: Uygurlar (Doğu Türkistan)

0
İşkence,
İnfaz,
Tecavüz,
Taciz,
Aile bireylerini bir birinden ayırmak (sürgün),
Çocukların ailelerinden alınması,
Toplama kampları (zorunlu eğitim adı altında),
Zorla çalıştırılmak (ücretsiz),
Ana dil yasağı,
İnanç ve ibadet yasağı,
İbadet hanelerin kapatılması (terörist faliyet yapılanmaları),
Zorla alkol içirmek ve domuz yedirmek,
Şehirlerin yeniden imarı adı altında tarihi ve kültürel dokuların kökünden silinmesi,
Kadınların zorla Çinli erkeklerle tek oda paylaşımı (tuvalet banyo dahil),

Ve dahası var…

Çin kominist rejiminin Çinlileştirme adı altında Doğu Türkistan (Sincan) bölgesindeki müslüman azınlığa uyguladığı bu mezalimliği duymayan, bilmeyen kalmadı.

El elin kayıp malını türkü söyleyerek ararmış; ABD ve Batı da aynen böyle yapıyor, Uygur soykırımına karşı samimi değiller.

Amerika, Vatikan, Avrupa dil ucuyla, kınamadı demesinler babından kem küm dedi hepsi o kadar.

İslam dünyası ise en azından yapmacıktan da olsa, kem küm bile yapmadı..

Fransa’da ferdi olarak müptezel birinin Kur’an ve Peygamber’e hakareti neticesinde, İslam coğrafyası günlerce sokaklarda protesto yaptı, Fransa bayrağı yaktı, Fransa ürünlerine boykot çağrıları yapıldı.

Çin’deki zulme ise hiç kimse gıgını bile çıkarmıyor..

Çıkaramazlar…

Onların da ötesinde beni asıl şoke eden Türkiye.

Halbuki milliyetçi ve muhafazakar bir hükümet var. Cumhuriyet tarihinde, milliyetçi ve muhafazakarların aynı hükümette bu kadar güçlü olduğu dönem görülmedi diyebiliriz.

ABD ve NATO’nun ve de Rusya’nın Türkiye’ye karşı tutarsız yaklaşımları belli, Çin ile ekonomik bağlantılar ve stratejik yakınlaşmalar bir noktaya kadar anlaşılır.

Fakat Çin zulmünün ve soykırımının zirve yaptığı şu dönemde hiçbir geçerli bahane bile artık kabul edilemeyecek duruma geldi.

Türkiye’nin Uygurlara karşı duyarlılığı öteden beri bilinen bir gerçek.

Çin zamanlamasını çok iyi hesap ederek, bu dönemde zulmüne zirve yaptırdı. Daha da ileri gidererek Türkiye’den Uygurların iadesini talep etti, Türkiye açısından bir imkansızı talep edecek kadar cesaret gösterip sabır zorlaması yaptı.

Türkiye’nin iki seçenekten başka şimdilik elinde fazla kozu yok.

Birincisi, Uygurlar için Çin ile köprüleri yıkmak, ikincisi sessiz kalmak.

Doğu Akdeniz, Libya, Suriye ve Ege için Avrupa ve ABD’den hiç destek gelmedi, üstelik Türkiye yaptırımlarla tehdit edilmekte.

Türkiye’nin ne kadar sinir uçları varsa dokunuluyor..

Bu durum karşısında Türkiye ABD, Avrupa ve NATO’dan ayrılıp, Doğu bloku Rusya ve Çin ile her türlü ortaklığı yapmaya çoktan istekli gibi görünüyor.

Batıya çekilecek rest, Rusya ve Çin’in destek ve yardımıyla mümkündür.

Türkiye’nin Çin sessizliğinin arkasındaki en büyük etkenlerden birisi, batıya karşı yedekte tuttuğu Çin’in teknolojik, askeri ve ekonomik gücüdür. Dolayısıyla Çin ile köprülerin yakılması imkansız.

Farz edelim Çin büyükelçisi sınır dışı edildi. Büyük elçi çağrıldı.

Uygurlar için Türkiye’nin yapabileceği, uygulayabileceği etki edici hiçbir yaptırım gücü yok.

Sinirle kalkan zararla oturur. Olan yine Uygurlara fazlasıyla olur.

Diplomasi ve diyalog yine de korunmalı.

ABD ve Batının Uygurlar diye bir derdi yok, olmaz da…

Doğu Türkistan onlar için hiçbir özelliğe sahip değil. Hiçbir stratejik öneme sahip olmayan bir yer için ABD ve Batı kılını bile kıpırdatmaz.

ABD için insan hakları, çıkarları ile çelişmediği müddetçe geçerlidir.

Dolayısıyla Doğu Türkistan ve Uygurlar maalesef zulüm görmeye devam edecek.

Ne zamana kadar?..

Uygurlar tamamen Çinleşene kadar.

Çok değişkenli zaman diliminde bulunuyoruz, elbette başka olasılıklar da var, zaman ne gösterir kestirmek zor, Uygurlar için ne yapılırsa yapılsın kısa vadede bir sonuç beklemek hayalcilik olur.

Son günlerde Avrupa ve Amerika, Çin’in insan haklarını ihlal nedeniyle Çinli yöneticilere bir takım yaptırımlar uygulayacağı konuşuluyor.

Uygulasalar bile Uygurlar bahane edilecek, aslında daha öncede söylediğimiz gibi Çin’in Uygurlara uyguladığı soykırımın Batı için çok bir önemi yok. Amaç Çin’in ekonomik ve askeri yükselişini önlemek… Keşke Uygurlar bu dalaşmadan karlı çıkabilse, ama hiç ümidim yok..

Çin’in tam demokratik ve insan haklarını önceleyen bir ülke olmasını beklemek…

Bu olasılık çok zayıf.

Diğer olasılık, Türkiye’nin Batı blokundan ayrılıp, Doğu blokuyla tam entegreli bileşik sağlamak. Bu olsalık da çok zayıf olmakla birlikte, olabilir kategorisinde değerlendirilebilir.

Eğer olursa uzun zamana yayılan bir süreç olacaktır.

Başka olasılık, Türkiye’nin kendi bölgesinde, bağımsız çok güçlü bir ekonomik ve askeri güç olması.

Diğer Türk cumhuriyetleri ile her alanda bağlarını güçlendirmesi, Çin’e en yakın kuzey sınır hattına yakınlaşması, kendisiyle diyalog yapılması gereken bir ülke konumuna getirebilir.

Bu olasılık da yakın zamanda gerçekleşebileceği mümkün gözükmüyor.

Uzak vadede de olsa, yine ne yapılacaksa Türkiye üzerinden yapılabilir.

Bütün potansiyeller yine Türkiye’de var.

Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel hiçbir ülkede yok.

Bir benzetme yapacak olursak…

Yer altında atıl duran, varlığı bilinen fakat işletilmeyen çok stratejik bir maden gibi.

Türkiye’nin sahip olduğu fakat kullanılmayan başlıca potansiyellerin başında coğrafi olarak stratejik konumu…

300 milyona yakın Türkçe konuşan akraba topluluklar ve islam birliği.

Bu üç büyük potansiyel herkes tarafından bilinir, fakat hayata geçirilmesi bugünden yarına olacak şeyler değil.

Özetle, Uygurlara yapılan soykırım, maalesef istismar edilmeye devam edecek.

İyi haftalar…

Cengiz Kaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here