İtirazım Var: ŞIMARIK ÇOCUK AVUSTRALYA

0

Avustralya, Çin’in gözünde Batı ve Amerika’nın Pasifiklerdeki adeta şımarık çocuğu.

Pasifik coğrafyasında diğer çocuklara kötü örnek olan, onları ayartan akıllı fakat asi bir çocuk…

Bu mahalledeki bakkalın tonton çocuğu bir şekliyle terbiye edilmeli.

Çin, Avustralya’yı ekonomik sopayla yola getirip kendi yörüngesinde tutma gayesinde.

ABD ve Batı ile arasına mesafe koymasını, Pasifiklerdeki devletlerle Çin’e karşı ortak cephe oluşturmamasını istiyor.

Çin’in olmadığı “Pasifik Serbest Ticaret Birliği” oluşumuna şiddetle karşı çıkıyor.

Ayrıca İngilizleri, Hong Kong’un ana karaya bağlanmasına karşı çıkan ayrılıkçılara gizli destek vermekle de suçluyor.

Bu isteğini değişik zamanlarda üstü kapalı olarak devamlı zaten dile getiriyordu. Fakat Avustralya direk Çin’i hedef almadığı için ellerinde suçlayıcı bir argümanları da yoktu.

Ta ki Avustralya’nın Çin merkezli koronavirüsün köklerinin araştırılması için, Batı ile beraber ortak bildiriye imza atmasına kadar.

Bir anda…! Başka bir sebebi de olmamasına rağmen, Çin bize ticari ambargo uygulamaya başladı.

Siyasiler ve iş çevreleri başlangıçta bu durumu pandemi ile ilişkilendirdiler.

Bizden almadıkları malların boşluğunu Güney Amerika ülkelerinden tedarik etmeye başlayan Çin, çok geçmeden gerçek niyetini ortaya koydu.

Afganistan’da AU (Avustralya) askerlerinin çocukların kafasını kestiği propogandası ile sözde, AU’ya misilleme yaptılar.

Başta ticaret bakanı olmak üzere, birçok bakanımızın telefonlarına bile cevap vermiyorlar.

Çin’in diplomasi anlayışı da kendi rejimleri gibi zorbalık içeriyor.

Anlayacağınız bugünlerde Çin ile aramız buz gibi…

Avustralya Çin’den ithalatı yüzde yüz durdursa bile, Çin’e etkisi sivrisinek büyüklüğünde kalır, ve vereceği acı da sivrisinek acıtması kadar bir şey olur.

Fakat Çin’in Avustralya’dan ithalatı durdurması ise, Afrika savanasında aslanın antilobu pençelemesine benzer.

Zira ihracatımızın yüzde 38’i Çin’e yapılıyor.

Çin’den gelen turistler, yatırımcılar ve öğrenciler de dahil edildiğinde durum daha da vahimleşmekte. (Arzu eden takipçilerimiz istatistiklere göz atabilirler.)

Çin’e yaptığımız ihracat, ekonomimizin omurgasını oluşturuyor.

Kıtamızın diğer kıtalara uzaklığı mallarımızın cazibesini düşürüyor.

Çin’den başka pazar elbette var, fakat Çin gibi müşteri şu pandemi döneminde kayıp edilmemeli…

Çin’in bizi alıştırdığı lüksümüzden taviz vermemize toplum olarak hazır değiliz.

Bu pandemi, dünyadaki kutupların yeniden şekillenmesine sebeb olacağa benziyor.

Tek güvencemiz ve kazancımız demokratik bir yapıya sahip olmamızdır.

Olası bir depremde, Avustralya en az zayiatı yaşayacak ülkelerden biri.

Çin için sivrisinek ısırığı hükmündeki ithalatımız da, bizler için hayati önem taşıyor.

Bundan bir süre önce “Çin yok dese, dünya donsuz gezer” başlıklı yazım bugünlerde karşı karşıya kaldığımız manzarayı daha detaylı anlatıyor. (Avustralya Postası arşivinden söz konusu yazıyı okuyabilirsiniz.)

Yakın gelecekte Avustralya olarak hiç de hoşumuza gitmeyecek ve bizi ekonomik olarak zorlayacak durumlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Çin’in bu patavatsızca çıkışlarını Avustralya için erken uyarı olarak algılayıp ona göre tedbirimizi almak zorundayız.

Bütün bu yapılanlara rağmen, Avustralya yine de sükunetini koruyor, yine de diplomasiye ağırlık vermeye çalışıyor.

Gerçi argo deyimle zıvanadan çıksak ne yazar… Çin bir kere bizi iyice her yönden içeriye almış durumda.

Bu yazıyı kaleme almama sebep de, Çin büyük elçisinin 7 Nisan’da yaptığı, tiyatro gibi basın açıklaması oldu. Bürokrasi ve basın mensuplarının davet edildiği toplantıyı izleyen gazeteci birinin, yakından tanıdığım arkadaşı vasıtasıyla ikinci elden haberdar edilmiş oldum.

Merak ettiğim şu: Acaba neden Çin’in Avustralya Büyükelçisi, Uygurlarla ilgili bilgilendirme ve basın açıklaması yapma gereği duydu….!

Aktarılana göre, sayın elçi davet ettiklerine basın açıklamasından çok, 2 saat boyunca klasik Çin rejiminin propagandasını yapmış.

Büyük ekrandan sözde Uygurlara verdikleri değeri içeren, folkloründen mutfağına, kültürlerinden eğitimine, zenginleşmelerine varıncaya kadar, rejimin hazırladığı eskilerden alışık olduğumuz yoldaşlık propogandası görseli izletmiş.

Asıl komik olanı ise bir gazetecinin ilk sorusuyla beraber toplantının sonlandırılması…

Soru: Sincan özerk bölgesinde Uygur Müslümanlarına karşı Çin rejiminin soykırıma varan yaptıkları zulüm iddia ediliyor, ne dersiniz ?

Cevap: Yalan, Avustralya ile aramızdaki havanın buz tutmasına sebebiyet vermemenizi nazikçe bildirmek isterim..

Agresif tavırlarla toplantıyı sonlandırıyor. Onlarca cevaplanması gereken “ekonomik ambargo” soruları ve bakanların telefonlarına verilmeyen cevaplar havada kalıyor..

Çin Büyükelçisi’nin 7 Nisan’da yaptığı bu tiyatro gibi toplantı ve basın açıklamasından anladığım; demek ki, çamurda güneşleyen bufalo, artık sinek seslerinden bayağı rahatsız olmuşa benziyor…

Doğu Türkistan ve Uygur Türklerinin, tarihte olmadığı kadar dünya gündeminde yer bulması, Çin’in yavaş yavaş başını ağrıtıyor….

Büyükelçi de haklı…

Kendi rejiminde, rejimin sahiplerine böyle gelişigüzel fütursuzca soru sormak da neyin nesiymiş… Hiç de alışık olmadığı bir durum.

Büyükelçi olmuş ve Canberra’ya atanmış, fakat geldiği ülkeyi, o ülkenin kültürünü, sistemini, sınıfını, insan ilişkilerini, basınını yayınını tanıyamamış.

Avustralya’nın demokrasinin yerleştiği uç ülkelerden biri olduğunu bile görememiş, sıradan bir gazetecinin dahi, başbakanı karşısına alıp terlettiğine şahit olamamış.

Sayın büyükelçinin bu kadar agresif olmasına ne gerek vardı.

Madem her şey güllük gülistanlık, toplarsın gazetecileri, buyurun beraber gidelim, iddialarınızın asılsız olduğunu birinci elden sizlere yerinde gösterelim de diyebilirdi.

Yine argo bir deyimle hiç kimseyi enayi yerine koymaya gerek yoktu…

Dünyaya, sadece rejimin dediğine inanacaksınız dayatması, yine sadece Çin gibi kapalı rejimler için geçerlidir.

İyi haftalar…

Cengiz Kaya
Melbourne


Cengiz Kaya 
Kendisi son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Avustralya’da yaşayan Türk toplumunun geçmişini ve bugünü çok yakından bilmekle beraber Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’ın uzun süre danışmanlık görevi de yapmıştır. Özellikle Avustralya’da yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip eden ve gördüğü yanlışlıkları veya hataları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here