İtirazım Var: NAZAR BONCUĞU ÇATLAMASIN!

0

Avustralyalı Türklerin kesin nüfusu bilinmemekle beraber 80 ila 130 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

1960’ların sonunda gelmeye başlamışız bu ülkeye, yarım asırdan fazladır buradayız.

Bir etnik grup olmanın dışında bu ülkeye entegre olmuş ve bu ülkenin unsurları olarak yaşıyoruz.

Avustralya artık bizim de vatanımız…

Mal mülk edinmişiz, mazi ve hatıralarımız oluşmuş.

Diğer milliyetlerle akrabalık bağları kurmuşuz.

Çocuklarımız ve torunlarımız belki de geldiğimiz ülkeye hiç gitmemişlerdir, gidenler de uyum sağlayamadan geri gelmişlerdir.

***

Avustralya’da herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Anayasada yer alan hükümler devlete ve vatandaşa birer tavsiye değil uyulması zorunlu, müeyyideye bağlanmış en üst hiyerarşik kurallar bütünüdür.

Anayasamız belli, ve yasalara uyduğumuz müddetçe barış içinde daha nice yıllar yaşanılacak.

Avustralyalı olmaktan şahsen gurur duyuyorum.

Gençliğim, ömrüm bu topraklarda geçti.

Dinimden, dilimden, kültürümden, ırkımdan dolayı ne bir baskıyla ne de başka bir olumsuzulukla karşılaştım.

Şahsımda olduğu gibi diğer milliyetler için de durum aynısı.

Ufak tefek münferit olaylar kayda değer bir yer teşkil etmiyor.

Avustralya çok kültürlülükte ve insan hakları açısından dünyanın nazar boncuğu ülkelerden birisidir.

Ara sıra gözüme takılan, -sizlerin de mutlaka takılmıştır- arabaların arka camlarında Atatürk portresi, Osmanlı turası, Türk bayrağı…

Herkes kendi dünyasında…

Kime ne zararı var ?

Hiçbir zararı yok.

Sadece Türkler mi dolaşıyor bu simgelerle?

Hayır her milliyet veya inanç grubu çok rahatlılıkla Avustralya sokaklarında dolaşıyor.

Hiçbir kimse veya polis durdurup sorgulamıyor…

Dünyanın nazar boncuklarından bitanesidir demekle hiç de mübalağa etmiyorum.

İşte bu ülke benim ülkem AVUSTRALYA…

Aynı şekilde, Atatürk portresi, Osmanlı tuğrası, Türk bayrağı ile Erivan sokaklarında dolaşmanız mümkün mü ?

Atina sokaklarında dolaşmanız mümkün mü ?

Ankara sokaklarında dolaşmanız mümkün mü ?

Osmanlı zamanında yüzyıllarca iç içe yaşamış, Ermeni, Türk, Yunan unsurları 400-500 sene aynı toprakları paylaşmış.

Şimdiki Avustralya’da beraber yaşadığımız gibi.

Avustralyalı hiçbir Ermeni’nin hiçbir Yunan’ın bana düşman olmasını istemiyorum, aynen benim de onlara düşman olmadığım gibi.

Hiç de değinmek istemediğim bir zaman dilimi: 1915, 24 Nisan, 106 senelik geçmiş bir tarih…

Ne olmuş o tarihlerde ?

Kan, gözyaşı, mahrumiyetler, sürgünler, yağmalamalar, çeteler, eşkiyalar, kinler, nefretler, ağıtlar, çığlıklar…

Kapkaranlık, soğuk, ayaz, fırtınalar, zelzeleler, ne kadar çirkinlikler varsa yaşanmış.

O tarihlerde işte bunlar olmuş…

106 sene sonra bile kim haklı, kim haksız kavgası düşmanlıkları kaşıyor; kaşıdıkça düşmanlıklar, kinler nefretler yeniden hortlatılıyor.

Avustralya Postası’nın da haberlerine dahil ettiği, Sky News’te bir bayan sunucu, bu yarayı kaşıyanlardan sadece biri.

Ümit ederim ki, Avustralya da, bu elim yarayı kaşıyıp, halklar arasında sürtüşmeye meydan vermez.

NAZAR BONCUĞU ÇATLAMASIN…

Çirkin EMPERYALLER’in siyaseti, politikası, doymazlığı, aymazlığı bizi bize bırakmıyor.

Dost olmak istemeyenler elbette düşman kalırlar.

Nasıl ki Anzaklarımız için bir araya gelip, bayrakları değişip hüzünle dostluk içinde geçmişimizi anıyoruz.

Türk-Ermeni-Yunan ve diğerleri ile ULURU dağının tepesinde el ele tutuşsak, düşmanlıklara karşı beraberce haykırsak…

O haykırışlardan beyaz güvercinler doğsa,

ATA diyarlarımıza kadar, kanat çırpıp uçup gitseler…

Acaba güçleri, kuvvetleri, ömürleri yeter mi?

Bilmem…

Benimki sadece bir dua.

Ara Dinkijan çalsa, biz ağladıkça Ahmet Kaya söylese…

Yoav İtzhak devam etse, Eleftharia Arvanitaki bitirse…

Sevgi ve dostluk adına..

İyi haftalar
Cengiz Kaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here