İtirazım Var: İSRAF (2) KÖPEK SEVDAMIZ..

0

Bu yazımızla köpek sahiplerini ve sevenlerini kızdırmış olursak şimdiden özür dileriz..

Amacım köpeğe verilen değerle, soğuk yüzlü fakir, yoksul insanlara verdiğimiz değeri karşılaştırarak açlık çeken insanlığa karşı DUYARLILIK oluşturmaktır.

Köpek sahipleri, yoksulluğa karşı daha duyarsız olarak anlaşılmasın, böyle bir ithamda bulunmak zaten deli saçmalılığıdır.

Hatta, köpek sahipleri şunu da diyebilir:

Yahu kardeşim israfta köpeğin yeri, devede bir kulak gibidir. Sen asıl büyük israfçılara yüklen…

Haklısınız bence de öyledir.

Avamda “köpek” kelimesi değer verilmeyen, saldırgan, aşağılayıcı, basit manasında hakaret amaçlı da kullanılır.

Tersinde ise sadık dost olarak bilinir. Birine sen köpek gibisin denildiğinde sadık dost olarak anlamaz hakaret olarak algılar. Ben de avam dilindeki manayı kullanıp AÇLIĞA dikkat çekmek istiyorum. Umarım kastımız anlaşılır.

Köpek sahibi olmanın elbette birçok nedenleri var, zaruri haller içeren “köpek sahiplenme” durumları gayet anlaşılır ve kabul edilebilir.

Hiçkimsenin tabusunu incitecek ve küçümseyecek söze gerek yok. Herkesin kendi seçimine saygı duymalıyız.

Fakat algıların yönlendirdiği “köpek sahiplenmesine” müsadenizle saygı duyamam.

Batı medeniyetinde gayet normal olan evde köpek besleme gayet normal olsa da islam medeniyetinde ev içinde köpek beslemenin caiz olmadığına dair fetvalar verilmiş.

Doğrudur veya yanlıştır burada inançsal karşılaştırma yapacak değilim.

İslam medeniyetinde hille-i şerriye denilen, fetvacıların altını doldurmadıkları hususları kendi lehlerine işletenler hep var olmuştur.

Günümüzde moda haline gelmiş; evde aslan, kaplan, timsah besleyen petrol zengini krallıklar da, “fetva köpek diyor, aslan, kaplan, timsah” geçmiyor kaçamağını uyguluyorlar.

Magazin, moda, reklam, film görsellerinde içeriği doldurmak için köpekler bolca kullanılır. Genellikle varlıklılığın ve elit olmanın nişanesi yanında hayvan severliliğin rozeti olarak da sunulur.

Sarı saçlı narin, zarif kıyafetli bayanın önünde giden, tasması bile gümüş, lüle tüylü finonun, deniz kıyısındaki parkurda gezerken çekilmiş resimlerini kim sevmez ki…

Mutlu aile fotoğraflarının vazgeçilmez bireylerinden biridir. (Amerikan filmlerinin benim üzerimde bıraktığı algı en azından böyle.)

Köpekleri beş kategoriye ayırmak lazım..

-İhtiyaç köpekleri

-Saraylı köpekler

-Zenginlerin köpekleri

-Eziklerin köpekleri (özenti mağdurları)

-Fakirlerin köpekleri

-İhtiyaç köpekleri, hiçbir izahata gerek yok, adı üstünde ihtiyaç yani zaruri..

Şimdi bunları kısaca açalım…

-Saraylı köpeklerin isimleri bile herkes tarafından bilinir, sahiplerinin imajından yeterince nasiplenirler. Protokolde bile tabiatlarının gereğini yapar, soğuk havayı biraz da olsa dağıtıp muktedirlere neşe kaynağı olurlar.

Elysee Sarayı’ndaki Nemo, misafirleri Macron’la beraber karşılar.

Beyaz Saray’da yüz seneden beri, her başkanla beraber yer alan köpekler var, isimlerini hatırlamakta gittikçe zorlaşıyor. Trump hariç, yeni dönemde beyaz saraya yerleşen köpek, Biden’in Major beyi ve dünyadaki diğer sarayların köpekleri.

-Zenginlerin köpekleri…

Fakir ve yoksulların hakkını da en az köpekleri kadar görüp gözetiyorlarsa, zengin köpeklerine hiçbir sözüm yok.

-Eziklerin (özenti mağdurları) köpekleri…

İşte en uyuz olduğum kategori de bu. Hayvan hakları savunucularının en dikkat etmesi gereken grup. Maalesef çoğunluğu oluşturan da bu ezikler grupu. Köpek sahiplenmek istiyorlarsa, en az evlat edinme kanun ve kuralların uygulanmasını isterim.

Hadi bakim bana bi pati ver” sevgisinden öteye geçmeyen ilişki birliktelikleri, sokak köpeklerinin artmasına ve barınaklardaki sayının yükselmesine sebep oluyor.

-Fakirlerin köpekleri…

İzahata gerek yok, ikisinin de durumu ortada.

Bulurlarsa yerler Artıları da, eksileri de bir birine eşit.

2018 verilerine göre dünyada yaklaşık 400 ila 500 milyon köpeğin olduğu tahmin edilmektedir.

Meramımı, aşağıda vereceğim birkaç istatistikle sizlere sunuyorum.

Bütün ülkelerin köpekler için yaptığı masrafı tek tek elbette burada ele alamayacağız, G20 ülkelerinin verileriyle yetinelim ve gerisini tahmini hesaplamalara bırakalım.

Tahmini olmayan gerçek hesap ise köpek yiyeceği olarak dünyadaki üretim 1.1 milyar ton gıda.

2017 itibariyle Avustralyan’nın evde beslediği hayvanlar için harcadığı para 12.2 milyar dolar.. 26 milyoncuk bir ülke.

Her bir köpek için yaklaşık $1500 dolar para harcanıyor.

2020 itibariyle Amerika’nın harcadığı 99 milyar dolar.

Her bir köpek için yaklaşık $1380 dolar para harcanıyor.

Avrupa’da 150 milyar dolar para harcanıyor.

G20 dediğimiz ülkelerin harcadığı para toplamda yarım trilyon doları buluyor.

Amerikalı bir köpeğin masrafı, Kongo Cumhuriyeti’nin kişi başına düşen milli gelirinden 3 kat daha fazla.

Avustralyalı bir köpeğin masrafı, Mozambik devletinin kişi başına düşen milli gelirinden 4 kat daha fazla.

Yazımızı istatistiklere boğmadan, hülasa; zenginlerin köpekleri için harcadığı para, abartısız onlarca fakir ülkelerin bütçelerine denk.

Açlığı, insanların dünyadaki nüfus artışına bağlayan, önünde Prof yazan bazılarının diyemediği “rızkımızı köpekler yiyor” gerçeğidir.

İstatistiklerin ortaya koyduğu şu:

Bu dükkana zenciler ve köpekler giremez“ zihniyetinin devam ettiğidir.

Zenginliklerini 12 milyon siyah köleye borçlu olduklarını görmemezlikten geliyorlar.

Eğer kötü geçmişinizle yargılanmak istemiyorsanız, kölenlerinizin torunlarını açlık ve yoksulluk sefaletinden kurtarabilirsiniz. (Amerika ve Avrupa’nın tarihten günümüze uzanan köle ticareti) kitabı okumaya değer.

Yapmanızın gereken, bırakın sevgili köpeklerinizden üstün tutmayı, köpeklerinize verdiğiniz değer kadar, fakir ve aç insanlara değer verin FAZLASIYLA yeter.

Geneli ile taktir ettiğim batı medeniyetinin, tek eksikliği ve çirkinliği, kendi köpeklerine verdiği değer kadar, kendi medeniyetinin dışındakilere değer vermeyişidir.

Sevgili okurlar,

Gelecek yazımızda (İSRAF 3) sonradan görmüş “görgüsüzler medeniyeti” olarak günümüz Ortadoğu medeniyetinin israftaki yerini analiz etmeye çalışacağız.

İyi haftalar
Cengiz Kaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here