İtirazım Var: İSRAF (1)

0

Sevgili okurlar,

Magazinsel haberlerin revaçta olduğu günümüzde analiz içerikli yazılar hiç sevilmez.

Sosyal medyada o kadar mükemmel içerikli eğitici görsel sunumlar var ki, ama on dakikanın üzerindekilerin hemen hemen hiçbiri takip edilmiyor. Onun için de işin kolayını bulmuşlar, yarım saati dört parçaya bölüp öyle sunum yapıyorlar.

Ben de işin kolayına kaçıp, 2 bölüm olarak “İSRAF” başlıklı çalışmamızı sizlerle paylaşıyorum.

Avustralya Postası’nda ilk yazı olarak planladığım “İsraf” hakkındaki çalışmamız sarkarak bu haftaya kısmet oldu.

*******

 Tüketim çılgınlığının temelini bencillik oluşturur..

En bencil insana “bencil misiniz?“ diye sorsanız kesinlikle kabul etmez; çünkü bencilliğin tarifini bilmez.

Zaruri temel ihtiyaçlarıyla lüksü birbirine karıştırır.

Neyin lüzumlu neyin lüzumsuz olduğunu ayırt etmede zorlanır.

Sanayileşmiş zengin toplumların özelliği israfçı olmasıdır.

Fakir toplumların özelliği ise (mecburiyetten) tutumcu olmasıdır.

Bakmayın fakirlerin zenginlere “israfçı” lar dediklerine. Fakirler de zenginleşince ilk işleri israfçı olmaktır.

Binlerce örnekten sadece bir tanesi, dünyayı kasıp kavuran akıllı telefon fırtınası…

Geçen sene aldığı telefonu mutlaka yenisi ile değiştirecek..

Kendine göre eski, fakat yenisiyle yüzde 99 aynı özeliği taşıyor.

Yenisi piyasaya sürülmeden önce, firmalar yeni telefon alıcısını algıyla hazır hale getiriyor. Öyle ki ..!

Yastık-yorgan dükkan kapısında sıraya bile geçenleri görmüştük.

Ünlü bir telefon firmasının (anladınız siz onu) değeri 183 ülkenin yıllık milli gelirinden yüksek.

……….

Mahalle baskısı dediğimiz kavramı bilirsiniz. Ben denizde bu baskıya maruz kalanlardan biriyim. Hanım ve çocuklarımın baskısından dolayı özgürlük hakkımı kullanıp da, yahu hele bir durun bile diyemiyorum.

-Baba ya; şu arabanı, bir de telefonunu değiştir.

-Neden ?

-Eski.

-Kime göre eski ?

İşimi görüyor. Bozulunca değiştiririm.

-Elindeki telefon ilk çıkanlardan, üstelik camı da çatlak, arabanın dört tekerleği kalmış.

-Gerek yok, önceliklerim arasında değil, fazlasıyla işimi görüyor.

Algı yönlendirmesi kızımın, arkasına sığındığı en son sihirli söz…

-Gerçekten insan yaşlandıkça cimrileşirmiş baba ya…

Aile baskısına karşı ben de inatlaşma hakkımı kullandım, kendisi yeni telefon alınca, kızıma göre eski, bana göre yepyeni bir telefonum oldu.

Tüketim çılgınlığının toplumsal baskıya dönüştüğünü çok uzaklara gitmeden kendi yakınlarınızda bile gözlemleyebilirsiniz.

Harcasan israfçı, harcamasan cimri çıkmazının ortasını nasıl bulacağız.

“Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz” söylemini günümüz sanayileşmiş toplumlarına kabul ettirmenin ne kadar zor olduğu ortada.

………….

Avustralya Postası yazarlarımızdan sayın ZEYNEP FEYZA’nın Hayatın İçinden köşesinde işlediği “ETİKET ALGISI” çalışması, gerçekten okumaya değer.

……….

Tüketim illa da tüketim…

Gelecek nesillere hiçbir şey bırakmaksızcasına tüketmek isteği..

Tam ters bakışla, bu defa da biriktirme hastalığı..

Hem kendisinden, hemde bir başkalarından saklama..

Biriktirme de, aşırıya kaçan tüketim de, bence kliniksel vaka..

Değerli oluyucular, buraya kadar israfçılığı birey bazında değerlendirmeye çalıştık, amacım bireyciliğe girmeden devletlerin israfçılığını daha detaylıca işlemekti..

Madem her şey bireyden başlıyor, o zaman önce birey dedik…

****

Fertler bazından, devletler fazına geçtiğimizde, durum daha da kötü.

Katmerlenerek büyüyen bencillik hırsı her alanda kendini gösterir.

Yedikçe şişmanlar, bir yere sığmaz, şişmanladıkça ezmeye yok etmeye başlar.

Yeter ki sadece kendisi doysun. Sanayileşme devriminin toksinli yüzü maalesef budur.

……

Sanayileşmiş ülkeler ve ilk 20 arasına girme yarışına kendini kaptırmış “bencillik adayı” ülkeler.

Fosil kalıntıları, madenler, ormanlar, denizler, tatlı sular..

Sorumsuzca ve bilinçsizce, yarınsız tüketimler..

Tükettikçe ekonomi çarkı dönecek, pazar şenlenecek..!

Ekolojik sistem alt üst…

Kimin umrunda.

Bindiği dalı, düşeceğini bildiği halde, inadına kesmeye devam eden “bencil insan” ve devletler.

Samanyolu galaksisi içinde zehirli bir gezegen “Dünya”.

Kimileri buna kapitalizm der…

Diğer “izimler “ de hiç masum değil..

Hele de petrol zengini krallıkların israfı, merhamet ve vicdan duygularının silindiği boyuta gelmiş durumda.

Dünyadaki açlığın temeli, insan sayısının artması değil, israfın çok olmasındandır.

……….

Küresel ısınma, yoksulluk, israf ve eşitsiz paylaşımdan söz açıldığında, mangalda köz bırakmayan sözde duyarlılığın elebaşısı olan kesimler dahi, boğazına kadar israf bataklığına saplanmışlar.

O kadar çok deve kuşu var ki, kafaları kumda, popoları dışarıda..

Kafalarını görmediklerimiz, fakat etki alanları çok yüksek kesimlerin başında,

dünya yeşiller grubu, birleşmiş milletler çatısı altındaki kurumlar, sivil toplum kuruluşları, paranın zehirci baskısına dur diyemiyorlar.

Kiliseler, camiler ve diğer inanç grupları da maalesef başlarını görmediklerimiz sınıfına dahiller.

Halbuki etki alanları hiç de küçümsenecek gibi değil.

Dinsel öğretilerin en verimli kullanılacak alanlarından biri de, israfa dur deyip ekolojik sistem hakkında cemaatlarını bilinçlendirmeleridir.

İbadet hanelerin mimari şatafatları göz kamaştırıyor, fakat ısraf diz boyu.

Ne kadar şatafat o kadar sevab anlayışı mı,yoksa bir çeşit algı mı ?

Vaaz ve söylemlerinde ısrarla, usandırırcasına, ekolojik dengenin korunmasına, israfa, eşit paylaşıma, barışa yer verseler, yerküremizdeki canlılar ve gelecek nesiller adına sevaba girerler.

“bedavaya sevap yok

Sözümüz sadece bir inanç grubu için değil, dünyadaki bütün inanç grupları içindir.

*****

Bazılarımız boş laflar kategorisi olarak değerlendirse de, birkaç uçuk düşüncemi, yani gaf dağının arkasındaki gerçekleri burada sizlerle paylaşmak isterim…..

Önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi, dünyada bir senelik askeri harcamalar 2 trilyon ABD doları.

Sadece 12 aylığına bu harcamayı dondursak ne olur,

Dünya yok mu olur.

Dünya olimpiyatları için harcanan para, 2008 Çin. 43 milyar.

Sadece bir dönem dondursak ne olur.

Dünya yok mu olur.

Dünyada uzay çalışmaları için harcanan para 55 miyar.

Sadece bir seneliğine dondursak,

Dünya yok mu olur.

……..

Dünyamızı zehirli gaz küresi haline getiren, sözde sanayileşmiş süper güçlere, dünyamızı zehirlemede hiçbir etkisi olmayan fakir Afrika ve Asya ülkelerine “TAZMİNAT” ödemeleri için mahkemelerde dava açsam, ne dersiniz.

*Komedi stand-up gösteri: Burada gülünecekti…….

Gülmeden önce bir düşünün, ozon tabakasını kim deldi, küresel ısınmaya kim destek verdi, çok hassa bir denge olan ekolojik sistemi kim bozdu.

Fakir ülkeler mi ?

Sanayileşmemiş ülkelerin suçu ne.

Madem aynı atmosferi paylaşıyoruz, zehir saçan tazminatı da ödesin…

Parası olanın elinde kaldığı, züğürt destekli 4 senede bir yapılan, uğruna miyarlarca dolar harcanılan, “Dünya spor olimpiyatları“ yapılmasa da, o parayı dünyada açlığın ortadan kaldırılması için harcasak..

*Komedi stand-up gösteri: Burada tam kahkaha atılacaktı…

Dünya şarkı yarışmasını biraz ötelesek…

………..

İsrafın katmerlisi olanı,”uzay yolculuğu” meselesini başka yazımızda ele alalım.

2019 Çin gezisinde Pekin olimpiyat harabelerini gezerken küçük dilimin yerinde olmadığını fark ettim.

Kahrolası Korona 2021 Tokyo olimpiyatlarını yaptırmayacak gibi..

Önce insan diyebilen bir dünya özlemiyle..

İyi haftalar..
Cengiz Kaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here