İtirazım Var: Covid-19 Nereli?

0

Covid-19’un köklerine yapılan yolculuk sonrası halen kesin bir rapor yayınlanmış değil.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Wuhan’a gönderdiği uzmanlarından oluşan 10 kişilik ekip,  Çin’in önceleri izin vermeyip, sonrasında evet demesiyle bu ülkeye gidip iki haftalık incelemelerini tamamladıktan sonra geri döndü.

Yapılan incelemeyle ilgili uzmanlardan farklı açıklamalar geldi.

Bazıları Çinli yetkililerin kendilerine yeterince yardımcı olduklarını, bazıları ise kısıtlandıklarını, ham bilgileri alamadıklarını söyledi.

Halen rapor bekliyoruz…

DSÖ, Covid-19 ile mücadelede sınıfta kaldı.

Virüsün başlangıcında yeterince değil, hiçbir etkili ve yönlendirici açıklama yapmadı, yapamadı.

Hatta Mart 2019’da, virüsün insandan insana bulaştığına dair kanıt yok dedi.

Maske ve mesafenin etkisinin olmadığını da söyledi.

Halbuki o tarihlerde Wuhan tutuşmuş yanıyordu.

Birçok dünya ülkesi acil tedbir almada DSÖ tarafından yanıltıldı da diyebiliriz.

Dünyanın hiçbir ülkesi aniden bastıran virüs yağmurundan kendini koruyamadı.

Birçok ülkenin ekonomisi sele kapıldı.

Ülkeler halen virüs şokunu üzerinden atabilmiş değil.

Tıp dünyası ilk söyledikleriyle hep çelişti çünkü düşmanı yeterince tanımıyordu.

Halen daha tam olarak tanımış sayılmazlar, deneme yanılma sistemiyle yola devam ediliyor.

Aslında herkes suçlu…

Birinci derecedeki suçlu Çin…

Virüsün başlangıç yeri olması sebebiyle değil, virüsü saklaması, şeffaf olmaması, demir perdeli ülke olması, dışa kapalı olması, hiç kimseyle paylaşmaması, hiç kimseye hesap verme gibi bir derdinin olmayışı ve ekonomik korkuları.

İkinci suçlu Dünya Sağlık Örgütü…

Çok geç kaldı.

Üçüncü suçlu ABD ve Avrupa.

Wuhan’daki yangını görüp bildikleri halde, kendi tarlalarına bu yangının sıçramayacağını, kuş gribi gibi lokal kalacağını düşündüler.

Hatta dışarıdan yangını seyretmek çok hoşlarına da gidiyordu.

O kadar da telaşlanmaya gerek yoktu.

DSÖ de kendini finanse edenler gibi ortadaki gerçeğe karşı uyuşuk ve lakayt kalıyordu.

ABD virüs öncesi, Çin’e karşı başlattığı ekonomik ambargo, sınırlamalar ve Çin mallarına karşı kotalar uygulamaya başlamıştı.

ABD ve Çin ekonomik savaşının tam hızlanma sürecinde ortaya çıkan Covid-19, ABD’nin devreye soktuğu, biyolojik savaş olabilir mi düşüncesi bile aklımdan geçmedi değil.

(Bugün daha farklı bir kanaat içindeyim, virüs Çin malı olabilir.)

Aslında haksız da sayılmazdım, Çin yanarken yangının İran’a sıçraması ve İran’ın tutuşması ve buna rağmen halen ABD ve Avrupa’nın sükunetini koruması şüphelerimi tamamen artırmıştı.

Yıllardır ambargo yiyen İran ve Çin cayır cayır alevlere teslim olmuştu.

ABD için tam bir lütuf anlamına geliyordu.

Yangın ne zaman İtalya ve İspanya’ya sıçradı, yani kendi tarlaları tutuştu o zaman ancak işin ciddiyetini anladılar.

Fakat geç kalınmıştı…

Avrupa ve Amerika halen dünya ile beraber yanıyor.

DSÖ finansörlerinin baskısıyla virüsün çıkış merkezine heyet gönderdi.

Buradaki asıl amaç virüsü tanımak köklerine inmekten çok, nasıl olur da Çin’i suçlu ilan edebilecek veri toplayabiliriz kurnazlığıydı.

Çin başından beri vakaların sayısı ve ölümler hakkında hiç gerçekleri yansıtmadı.

Bazı görüntülerde hastaların evlerinden çığlık çığlığa zorla götürüldüklerini gördük.

Ne pahasına olursa olsun Çin bu virüsü kontrol altına alır ve bu yangından kurtulabilir.

Aşı olmasa bile, enfekte olanları tek tek kurşuna dizer yine de kontrol altına alırdı.

Çok iddialı bir söz ettiğimin farkındayım..

Elbette bu bir varsayım, fakat yapmayacağı veya yapamayacağı anlamına da gelmesin.

Yaptıkları yapacaklarının teminatı babından bakıldığında, Uygurlara uyguladığı soykırım en iyi örneklerden biridir.

Çin’in ekonomik ve askeri yükselmesini engellemede, ABD ve batının elinde iki sihirsiz sopası var.

Biri Uygur soykırımı, diğeri virüs..

İkisi de Çin’in insan haklarını ihlal ettiği için değil, bahane edip Çin’e çelme takma siyasetidir.

Şimdilik bu ikisi dışında geçerli bir bahane yok, daha doğrusu dünya kamuoyunu ikna edici ellerinde geçerli bir argümanları yok.

Aşı uygulaması eşit ve adil olmayan şekliyle başladı, dünya nüfusunun en az yüzde kırkının aşılanmasıyla on basamaklı merdivenin birinci basamağının ancak çıkılacağı söyleniyor.

Normalde aşı geliştirme süreçlerinin beş ila on yıl olduğu düşünüldüğünde bir sene gibi kısa zamanda bulunması büyük başarı ve ilerlemedir.

Yalnız yan etkileri daha tam olarak saptanmış değil.

İyi haftalar
Cengiz Kaya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here