İtirazım Var: BROKEN HILL KUMPASI VE ANZAKLAR

0

Geçmişten günümüze tekrarlayarak devam eden zalimler zümresinin toprak, makam, dincilik, ırkçılık adına masumlara yaşattıkları derbeder hayat hikayelerinin çığlıkları, uzayın bir yerlerinde halen dolaşıp duruyordur.

Bu çığlıklar arasına Çanakkale’ye asker adı altında gönderilmiş (1915) gencecik 16-17’sindeki Avustralyalı yavruların sesleri de katılır.

Ve O canları geriye bekleyen annelerin sesleri…

Hep hüzün, hasret ve gözyaşı…

Feryat çığlıkları helezonlaşarak çıkar, yukarlarda bir yerlere.

Hiç kaybolmaz bu çığlıklar, uzayın boşluğunda sonsuzlaşır…

Kendilerinin yaşamaları için, başkalarının ölmesi gerektiğine odaklanmış, ona göre ölüm stratejileri geliştirip uygulamış ve bundan da hiç vicdan azabı duymamışlar yüzünden ne hazin, ne acı, ne dramatik hayatlar yaşandı geçmişte.

Yaşanmaya da devam ediliyor…

İstisnasız, bütün imparatorlukların ve diktatörlüklerin temeli kan ile atılmış, yıkılmaları da kan ile olmuştur…

Australian and New Zealand Army Corps (ANZAC)

1914-1918 arası birinci dünya savaşına sürüklenen Avustralya’da 62 bin tane canın acısı her sene 25 Nisan’da bütün eyaletlerde hüzünle anılır.

Binlerce Avustralyalı her yıl dedelerini yerinde anmak için Çanakkale-Gelibolu’ya akın eder.

1914’te Avustralya’nın toplam nüfusu 4.5 milyon, kaybedilen can sayısı ise ülke nüfusuna göre 62 bin gibi çok yüksek bir rakamdır.

Avustralya’ya geldiğim 80’li yıllarda, devamlı dikkatimi çeken ve beraberinde onlarca soru sorduran ANZAC tarihini çözmede hep zorlanmışımdır.

Kolonisi olduğumuz İngiltere’nin savaşa davet etmesi ve Avustralya’nın da, “hay hay efendim, emriniz olur “ la Çanakkale’ye gidildiği bana hiçbir zaman inandırıcı gelmemiştir.

Bu kadar büyük bir kıta ve bu kadar bereketli topraklar ve bu kadar dünyaya uzak yerin insanları, neden Çanakkale’ye savaşmaya gider ?

Siyasi yönetimi İngiliz ağırlıklı olsa da, Avustralya halkı İngiliz ırkçılığına çok uzak bir toplum harmonisine sahiptir.

Geçmişte olduğu gibi aynı durum bugün de geçerlidir.

1700’lerin ortasında, Avrupa’nın istenmeyen insanları, hırsızları, katilleri, hayat kadınları, çingeneleri, babasızları…

Dolup taşan mapushaneler boşaltılıp, suçlular gemilere doldurulup Avustralya denilen ve de kimsenin sahiplenmediği, dünyanın dibi bir kıtaya kaldırılıp atılmıştı.

Avustralyalı beyazların temelini işte bu Avrupa’dan dışlanmış insanlar topluluğu oluşturur.

İngilizlerin Avustralya’yı asıl kolonileştirmesi bu olaydan uzun yıllar sonra gerçekleşir.

İlk Avustralyalı beyazların nasıl ve kimlerden oluştuğu hususundaki tarih, başlı başına ayrı bir başlık konusu olduğu için bu konuyu tarihe ilgi duyanların özel tercihine bırakıyorum.

O halde nasıl oluyor da Avustralya, İngiltere’nin, “Almanlara savaş ilan ettik siz de acilen gelin” çağrısının yanında birinci dünya savaşına giriyor….?

ANZAK gerçeğini resmî söylenenlerin dışında, değişik bir zaviyeden ele almış ve konu hakkında araştırmalar yapmış, Dr Muğla Sıtkı Üniversitesi’den Sayın Sinan Kıyanç’ın “Propogandadan Gerçeğe Broken Hill Saldırısı” adlı makalesinin özellikle Avustralya’da yaşayan Türkler tarafından mutlaka okunulması gerektiğini düşünüyorum.

**********

Broken Hill, ANZAK ateşinin ilk tutuşturulduğu, NSW ve SA eyaletlerinin sınırında olan bir madenci kasabasıdır.

Burada çok değişik milliyetlerden insanlar, bugünlerde olduğu gibi yan yana barışçıl bir şekilde yaşarlar.

O tarihte Broken Hill’de ve Avustralya’nın genelinde olmayan tek millet Türklerdir.

Dünyada sendikal oluşumların başladığı, işçi hareketlerinin alevlendiği, sosyalizmin tartışıldığı, şavaş karşıtı ayaklanmaların olduğu çok karışık bir zaman dilimi yaşanır.

İngiltere’nin Almanya’ya başlatacağı savaş için, kolonisi olduğu Avustralya’dan asker talebi, zamanın Liberal partili Joseph Cook hükümetine bildirilir. 

Hükümet asker talebine olumlu cevap verir, fakat askere gitmeye hiç kimse istekli değildir ve askere gönderecek pek kimse bulamazlar.

Aynı dönemde seçimler de vardır ve Andrew Fisher (Labor) seçimleri kazanır.

Almanya İngiltere’ye saldırınca İngiltere’nin yeni hükümetten asker talebi tekrarlanır.

Andrew Fisher hükümeti asker göndermek için parlementodan onay alır, fakat yine askere gitmek için kimseyi bulamazlar; çünkü halk askere gitmek taraftarı değildir.

Halkı askere gönderebilmek için müthiş bir komplonun düğmesine basılır. 

“Halkı galyane getirmek…”

Broken Hill, kumpasın en iyi uygulanacağı, ses getireceği iyi hesap edilmiş, Hintli ve Afgan müslümanların da belirgin sayıda yaşadığı bir kasabadır.

Her sene geleneksel olarak yapılan piknik etkinlikleri için aralarında çocukların da olduğu 1200 sivil piknik trenine biner.

Hareketinden kısa bir süre sonra tren saldırıya uğrar, yüzü maskeli iki kişi trene ateş açmaktadır.

Aralarında bu pikniği ornanize eden rahibin de olduğu 4 kişi bu saldırıda hayatını kaybeder, 7 kişi ise yaralanır.

Güvenlik güçleri olay yerine gelmeden saldırganlar kaçar.

Olay mahalinde, Ay Yıldızlı Osmanlı bayrağıyla donatılmış bir dondurma arabası ve silahlar bulunur.

Savaşa gönderilecek asker bulmada zorluk çekilirken, bu müthiş kumpas sonrası sürdürülen etkili propaganda sayesinde binlerce kişi kısa zamanda askere gitmek için kayıt yaptırır.

**********

Sevgili okur,

Avustralyalıların geçilemeyecek olan Çanakkale’ye Broken Hill saldırısı propagandası ile nasıl çekilmek istendiğini çok genel hatlarıyla sizlere ifade etmeye çalıştım. O günlerde yaşananları kaynaklarıyla birlikte çok ince detaylarına varıncaya kadar ele alan akademisyen Sayın Sinan Kıyanç’ın makalesinden takip etmenizi önemle tavsiye ediyorum.

Aşağıya bıraktığım makalenin linkine tıklayarak benim gibi Avustralya’da yaşayan tüm Türklerin okuması gereken çok değerli bir çalışmaya ulaşmış olacaksınız.

Kaynak linki:

ANZAK GÜNÜ’nü bu sene de hüzün ve minnetle anıyor, bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.

Herkese iyi haftalar…

Cengiz Kaya
Melbourne
Yazar hakkında
Kendisi son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Avustralya’da yaşayan Türk toplumunun geçmişini ve bugünü çok yakından bilmekle beraber Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’ın uzun süre danışmanlık görevi de yapmıştır. Özellikle Avustralya’da yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip eden ve gördüğü yanlışlıkları veya hataları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here