Cengiz Kaya

İNSANOĞLU DÜNYADA DÜŞMANSIZ YAŞAYAMAZ

Devletler arasında bugünün düşmanı yarının dostu olabiliyor, veya tam tersi…

Dostluklar ve düşmanlıklar evrimleşerek geçmişten geleceğe akar gider.

Gel gör ki; dostlukları, düşmanlıkları halkların kendi seçenekleriyle değil, yönetimi ve idareyi elinde bulunduran muktedirler tarafından yapılır, ilan edilir.

İdareci azınlık, milyonlarca çoğunluğun ölmesine çok kolay karar verebiliyor.

Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombalarını ben atmadım, ABD attı.

Dünün azılı düşmanları, ABD-JAPONYA bugünün dostları olarak bir araya gelip Çin’e karşı ortak hareket edebiliyor.

Binlerce seneden bu tarafa başka örnekler de verilebilir.

İnsanın dünyadaki varlığı, sanki birbirinin kanını dökmek, canını almak üzere kurgulanmış.

İnsanoğlu dünyada düşmansız yaşayamaz.

Dış düşman bulamasa bile kendi içinde birbirine düşüyor.

Yer yüzüne barış dediğimiz mutlu yaşam hakim olsa bile, bu defa diğer gezegenlerden gelecek düşmanları beklemeye başlar.

Yani illa da bir düşman gerek insanoğlu için.

Bu neden böyle oluyor sorusunun izahatı, çok değişik açılardan ele alınarak cevaplandırıla bilir.

Benim izahatıma gelince…

Halkın kendi idarecilerini neden, niçin, nasıl diye sorgulama yetilerinin olmayışı veya çok az oluşu.

Halk idarecileri neden sorgulamaz veya sorgulayamaz?

Birincisi; korkudan…

Yani can ve mal güvenliğini sağlamak için.

İkincisi; din, dil, ırk, vatan, bayrak kavramlarının yaşamlarında çok etkin hale gelmesinden veya getirilmesinden.

Üçüncüsü; karınlarının tok tutulmasından.

Bu dünya gerçekten sinir bozucu bir gezegen.

Yani kendisine verilen bir tabak yemekten sonra, işkenceye devam edilen mahkum gibi.

*****

Korona kapalı cezaevinden, yarı açık mapushaneye geçtiğimiz şu tatil günlerinden biraz faydalanmak için, doğa ile baş başa kalabildiğim bir beldeye gittim. Merimbula (NSW)

Harika bir doğa parçası.

Irmak, deniz, sahil orman iç içe.

Tam bir huzur havası…

Hele de ormandan gelen o muhteşem çeşit çeşit kuş sesleri bir başka huzur ve dinlenme sağlıyor.

Keyfini çıkarmaya çalıştığım bu muhteşem manzaranın biraz derinliklerine doğru ilerleyip yakından baktığımda, oradaki hayatın da insanlar da olduğu gibi, düşmanca, vahşice bir yaşam üzerine bina edildiğini gördüm.

Hayatta kalmaları için, birbirlerinin kanlarına canlarına korkunç bir saldırı icra ediyorlar.

Yuvaları dağıtılan, yumurtaları kırılan, yavruları çalınan çeşit çeşit kuş türleri.

Keyfini çıkartmakta olduğum o muhteşem manzaranın arkasındaki kuş sesleri, feryat çığlıklarına dönüşüyor.

Ormandan sahile inip güneşin tadını çıkarmak üzere, kumların üzerine serdiğim havluya kuruldum.

Önümdeki masmavi okyanusun, kıyıya vuran dalgaların bir anne ninnisi gibi geldiği bir anda, Sir David Attenborough’un su altı yaşam belgeselleri, sinir bozucu sivri sinek sesi gibi yakaladığım anlık huzuru allak bullak ediyor.

Siyah beyaz katil balinaların (okra) param parça ettiği masum yüzlü, güzel gözlü fokların korkuları, yaşam mücadeleleri…

İzlerken beni alıp başka başka buğutlara taşıyan Sir David Attenborough belgeselleri , ruhumun bu küçücük yer küreye sığmadığını ve bu dünyalı olamayacağımı bana öğretmesinin huzursuzluğunu yaşıyorum.

Sözde huzur için doğaya yaptığım yolculuğun hazin durumu böyle.

Dostlar!

Bu pandemi psikolojimi mi bozdu acaba?

*****

Akdeniz’in kıyılarına onlarca mülteci cesetleri vuruyor.

Sınırlara beş metre yükseklikte dev duvarlar örülüyor, yetmezmiş gibi en üstüne de dikenli teller çekiliyor.

Hayvan pazarında, kabzımallar el sıkışarak pazarlık usulü ile mal pazarlıyor.

Hangi birini sayalım bilmiyorum, günümüz dünyasında o kadar çok kötü başlıklar var ki…

Köpeklerin alan belirlemesi gibi, süper güçlerin gözdağı korku adına, milyarlarca doları çöpe atar gibi sonik silahlanma yarışları hız kesmeden devam ediyor.

*****

Bütün bunlar devam ederken, kör olası korona da inadına üreyip yayılıyor.

Koca koca süper ekonomiler aşı stoku yapınca kendilerini koruyacaklarını zannettiler, fakirler daha bir aşıya ulaşamamışken, kendileri 4’üncü aşı kuyruğuna girdiler bile.

Aşısızlıktan Hindistan, cesetleri ana caddelerde yakarken, bön bön bakan süper ekonomiler, önce Delta varyantının istilasına uğradılar.

İstatistiklere bile girmesine lüzum görülmeyen Afrika’dan, Omicron yayılmaya başlayınca da -affedersiniz- çuvalladılar.

Aşılanma dünya ile beraber olmadıkça, daha tehlikeli ve süpriz varyantlar çıkar, bilim insanları bunu söylüyor.

Demek ki Korona, dünyada adaletli ve ortak paylaşım yapılması için uyarı veriyor, halen anlayan yok.

Aşı, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler’in sevk ve idaresine verilmelidir.

Süper babamız, bu seneki bütçelerinde, 700 milyar dolarlık savunma için silahlanmaya ayırdı.

*****

2022 için kehanette bulunmaya gerek yok, perşembenin gelişi çarşambadan belli olmuyor mu ?

Dünyada eşitlikten, barıştan, hakça paylaşımdan, kanın durmasından, adaletten, huzurdan ben hiç ümitli değilim.

Denilir ya, bu adam bugün tersinden kalmış…

Öyle de olabilir, veya üç maymunlar ormanına giremediğim için de olabilir.

Bu dünya, huzurun olmadığı ve de hiç olamayacağı bir gezeğen.

Evrende bir gaz molekülü kadar büyüklüğe sahip olmayan yer küre için, bu kadar adaletsizliğe, haksızlığa bu kadar kan dökmeye bu kadar huzur bozmaya değer mi ?

Yine de kıyamet tellalığı yapmama adına, 2022 yılı hepiniz için huzurlu bir yıl olsun.

Mutlu ve sağlıklı yarınlar dileğiyle…

Cengiz Kaya
Melbourne

En az son 40 yılını Avustralya’da geçirmiş, bu süre içerisinde çok farklı iş ve hayat tecrübeleri edinmiştir. Özellikle Avustralya Türk toplumunun geçmişini ve bugünkü durumunu çok iyi bilmektedir. Avustralya eski Dışişleri Bakanlarından Gareth Evans’a uzun süre danışmanlık görevi yapmıştır. Ülkede yaşanan güncel gelişmeleri yakından takip etmekle beraber gördüğü yanlışlık veya haksızlıkları yeri geldikçe dile getirmekten çekinmeyen bir yapıya sahiptir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu