Hayatın İçinden – Zaman Herkes İçin Farklı Mı?

0
137

Albert Einstein gençliğinde, dönemin en prestijli dergisi olan Annalen der Physik isimli dergiye üç makale gönderir.

İlki atomların gerçekten var olduğunu anlatır.
İkincisi kuantum mekaniğinin temelini atar.
Üçüncüsü de ilk görelilik kuramını (veya izafiyet teorisi) açıklar. Yani zamanın herkes için aynı şekilde geçmediğini açıklayan teori.

Einstein bu çalışmaları ile meşhur bir bilim adamı olmasına rağmen onu rahatsız eden birşeyler vardır.
Görelilik kuramı yer çekimi kanunu hakkında bildiklerimiz ile örtüşmez.

Dünyanın yuvarlak olduğunu ve bir topaç gibi hızla döndüğünü keşfettiğimizden beri gerçeklik göründüğü gibi değildir.

Isaac Newton iki maddenin çekim kuvveti ile yer çekimi kanununu açıklar. Fakat, birbirinden uzak, üstelik aralarında hiçbirşey olmayan iki maddenin arasındaki çekim kuvveti bir bilinmez olarak kalır.

Einstein’ın çocukluğundan beri elektromanyetik alanlara ilgisi vardır. Babasının inşa ettiği elektrik santrallerindeki rotorlar çevrildikçe yer çekiminin de elektrik gibi bir alan tarafından iletildiğini düşünür. Yani yer çekimi alanı.

Bu düşüncelerini araştırırken aklına dahiyane bir fikir gelir.
İlk makalesinden 10 yıl sonra, 1915 yılında, Genel Görelilik Teorisi isimli bir makale daha yayımlar.

Yer çekimi alanı uzaya yayılmıyordur. Uzay yer çekimi alanının ta kendisidir.
İşte genel görelilik kuramının ana fikri de budur.

Newton’un, cisimlerin hareket halinde olduğu uzay kavramı ile yer çekimi alanı aynı şeydir.
Uzay artık maddeden ayrı bir şey değildir. Dünyanın maddi bileşenlerinden biridir.
Dalgalanan, esneyen, bükülen bir varoluş.

Güneş kendi etrafındaki boşluğu büker ve dünya onun etrafında gizemli bir kuvvetten dolayı değil, doğrudan eğimli bir uzayda yarıştığı için döner.
Huni içinde yuvarlanan bir misket gibi.

Gezegenler güneşin etrafında döner ve nesneler (yer çekimi kanunu nedeni ile) düşer çünkü uzay eğrilir.

Ama eğrilen ve bükülen tek şey uzay değildir. Zaman da eğrilir.

Einstein buna istinaden zamanın (aşağıya kıyasen) yukarıda daha hızlı geçtiğini savunur.
Mesela dağlık alanda yaşayan biri deniz seviyesinde yaşayan ikizine göre biraz büyüktür.
Ve bununla da kalmıyor. Tüm uzay genişleyip daralabiliyor.

Hatta Einstein’ın çalışmaları uzayın, yani evrenin sürekli genişlediğini gösteriyor.

Buna göre zaman, mekan ve hareket birbirinden bağımsız değildir ve bunlar birbiriyle bağlantılı izafi bir bütündür. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hareketle, hareket mekanla yani hepsi birbiri ile bağlantılıdır.

Einstein’e göre kütleçekim ne kadar güçlüyse zaman o kadar yavaşlar. Örneğin karadelikler çok büyük kütleçekimine sahiptir. Karadeliğin kütleçekimine maruz kalan cisimler için zaman çok yavaş akar.

Yani zaman herkes için aynı şekilde geçmez denilebilir.

Ancak, bir kara deliğin içinde bile olsanız, kendi saatinizin sizin için normal bir şekilde işlediğini göreceksiniz. Saatinizin dışarıdaki saatlerden daha yavaş işlediğini görmek için saatinizi kara deliğin dışındaki bir saatle karşılaştırmanız gerekir.

Bu durumda olsak bize normal zamanda ilerliyormuşuz gibi gelir. Ancak dışardan bizi izleyen bir gözlemci için biz çok yavaş hareket ediyoruzdur.

Dünyada bu etki fark edemeyeceğimiz kadar küçüktür.

Dünyada yaşadığımız için de zamana dair farklılıklar bizim için yalnız algılardan ibarettir.

Örneğin, çoğumuza göre zaman çocukken yavaş, büyüdükçe de çok çabuk geçer.

Kuramlara göre böyle bir algıya kapılmak kısmen doğru bile olsa dünyada yaşayıp dünya saatini kullanan insanlar olarak yaş aldıkça zaman ile ilgili yalnız algımız değişmektedir.

Yavaş olarak algıladığımız bir an, o an geride kaldığında çok hızlı geçmiş gibi gelebilir.

Aslında hızlı geçen zaman yoktur. O zamanı hatırlayamayacağımız kadar önemsiz şeyler ile geçirdiğimiz vakit vardır.

Dolu dolu yaşadığımız bir an ise bize hızlı gelebilir. Fakat sonrasında bize o ânı yavaş geçirmişiz gibi düşündürecek birçok anı sığdırmışızdır.

Fizik kurallarına göre zaman herkes için aynı geçmiyor olabilir.

Fakat, dünyada bu etki ortalama bir insan ömründe fark edilemeyecek kadar küçüktür ve biz yalnız kendi vaktimizden mesulüz.

Zaman ile ilgili fizik kurallarını ve yaş ile ilgili algıları bir kenara bırakıp, biz elimizdeki 24 saate odaklanmalıyız.

Boş zaman yoktur. Boşa geçen zaman vardır.

Çok hızlı değişen dünyada elimizdeki zamanı yalnız kendi kolumuzdaki saat ile kıyaslayarak, en verimli şekilde kullanmamız dileğiyle.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here