Hayatın İçinden: Sosyal Adalet

0


Daha adil bir dünya tüm insanlığın hayali.

Birbirini ezerek, yok sayarak, birbirinin üstüne basarak yükselen insanların değil, birbirindeki farklılıklara, eksikliklere sahip çıkan, onları koruyan, seven, hep beraber yükseldiğimiz bir dünya kurmak.

Ancak, bunlar hep hayal olarak kalmakta.

Çünkü, insanın var olduğu her yerde güç yarışı da var. Dünya döndükçe, koca bir hiç uğruna bu hayale ihanet edenler tarafından, hep şansı daha az olanlar, fakirler ve güçsüzler kurban ediliyor.

Birkaç hafta önce meydana gelen, İzmir depreminde de durum böyle idi. Depremde yaşananlar ve insan ihmali olarak nitelendirilen sorunlar ve tedbirsizlik deprem gündemi boyunca tartışıldı. Aradan bir aydan fazla geçti ve bir sonraki deprem felaketine kadar bu konu rafa kaldırıldı.

Yıkılan binaların çoğu, birileri cebine daha fazla para dolduracak diye, malzemesinden çalınan, kolonları kesilen yapılar.

Son asır içinde en çok deprem nedenli ölümü olan ülkelerin arasında ilk onda Türkiye de var.

Bu listeye adını yazdıran ülkelerin çoğunda benzer durum söz konusu.

İnsan hayatının önemsizliği.

Albert Camus’un bir sözü var: “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın.”

Özellikle ihmal, tedbirsizlik, adalet eksikliği gibi konular sebebiyle ilişkilendirilen ölümler daha çok can yakıyor.

Avustralya’da yaşayanlar bilir. Burada hiçbir eve mühendis denetim raporu olmadan taşınılamaz, evde değişiklikler yapılamaz. Bir evde oluşabilecek her risk göz önünde bulundurularak olabilecek faciaları engellemeye odaklı çalışılır.

Genelleme yapacak olursak, diğer ülkelere nazaran, sosyal adalet sisteminin güçlü olduğu ülkelerde, insana daha çok sahip çıkılmaktadır.

Bunun aksine, sosyal adaletten yoksun, farklı güç odaklarına endeksli yönetilen devletlerde ise parayı veren düdüğü çalmaktadır.

Liyakat içi boş bir kavram haline gelmiştir. İş dünyasında bir tanıdığı olan değerlendirilmeden iş bulur,

Zenginler denetimi olan evlerde oturur, depremde ölenler genellikle fakirlerdir,

Villaların olduğu mahallelerde foseptik çukur kapağı açık kaldığı için biri düşmez,

Gelişmiş ülkelerde, şantiye çalışmaları sırasında ihmal ve tedbirsizlik nedeni ile sakat kalan olmaz.

Sosyal adaletin olmadığı her yerde güçsüz görünenler mağdur edilir.

Özellikle ezilmiş, baskılanmış, eğitimsiz toplumlarda sosyal adaletten bahsetmek sadece bir hamasettir.

Her yönden altın çağını yaşayan insanlık, ilkel dönemlerdeki adaletsizlikten kurtulamamış durumda.

Bizi yalnız düşünmek kurtarabilir.

Biz birbirimiz için yaşamayı, birbirimizin yanında olmayı, birbirimizden güç almayı öğrenmek zorundayız.

Ancak o zaman bu dünya hepimiz için daha yaşanır ve daha güzel bir yer olabilir.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here