HAYATIN İÇİNDEN – Siyasal Virüs

0
361

Neredeyse iki senedir pandemi ile yaşıyoruz.
Sanırım pandemi normlarına biraz biraz alıştık.
Artık tecrit altında iken bile alışveriş sırasında ürünleri yağmalamıyor, deli gibi temizlik yapmıyoruz.

Yeni normal tabirini ilk duyduğumuzda biraz ürkmüştük.
Ne demek yani? Artık hiçbir şey normal olmayacak mı? diye düşündük.
Ancak, şimdi tam olarak yeni normal diye adlandırılan yerdeyiz.

Dünya düzeni pandemi şartlarına göre tekrar şekillendi.
Eğitim, küçük işletmeler ve sağlık sektörü derinden yara aldı.
Covid-19 salgınının etkileri küresel çapta bir sağlık krizinin çok ötesine geçti.
Adeta bir yaşam krizine dönüştü.

Virüs salgını ve salgına karşı alınan karantina ve tecrit önlemleri nedeni ile uluslar arası tedarik zincirleri, otomotiv, ilaç ve kimya sanayi, turizm ve taşımacılık gibi alanlardaki küresel şirketlerin üretme sistemleri bir hayli etkilendi. Global ticarette mal akımı gerilemeye başladı.

Ülkeler pandeminin ilk senesini atlattıktan sonra diğer sorunları daha açık bir şekilde görmeye başladı.

Örneğin Avustralya’da inşaat sektörü neredeyse durmuş durumda. İnşaat malzemeleri için oluşan küresel rekabet kereste kıtlığına yol açtı.

2017 yılında, Avustralya’nın son otomobil üreticileri olan Ford, Holden ve Toyota da ülkeden çıktı. Şu an ithal edilen araçlarda da büyük bir düşüş gözlemlendiği için araba piyasası oldukça karışık. Yeni üretimin çok kısıtlı olması nedeniyle eski model araba fiyatları tavan yaptı.

Başta petrol olmak üzere diğer ithal ürünlerde de benzer bir durum söz konusu.

Covid-19 katkısıyla patlak veren petrol fiyatı savaşları, hem ekonomik dengeleri hem de jeopolitik dengeleri sadece etkilemekle kalmayıp ciddi bir değiştirme potansiyeline de sahip.

Özellikle son 10 yılda, teknolojinin gelişimi ile küresel ticaret arasında doğru orantılı bir artış gözlemleyebiliriz.
Ülkeler arası mesafe azalıp, ithalat ve ihracat insanlar için kolaylaştığından beri devletler yerli üretimden çok ithalata döndü.

Fakat, pandemi bize ülkelerin ticari bağımsızlığını koruyabilmesi adına yerel üretimin şart olduğunu gösterdi. Gerek tarımsal alanda gerekse sanayi üretiminde ülkeler kendi kaynaklarına yönelmeli, en azından stratejik ürünlerde dışa bağımlılıktan kurtulmalıdırlar.

Başka ülkelere gereğinden fazla bağımlı olma durumunda anlaşmazlık, sürtüşme ve çatışma kaçınılmaz.

Şu anda Avustralya ve Çin arasında yaşanan gerginlikler biraz da Avustralya’nın gereğinden fazla dışa bağımlı olmasından kaynaklanmaktadır.

Pandeminin sağlık alanındaki şoku atlatıldıktan sonra dikkatler ekonomik sıkıntılar üzerine yoğunlaşmıştı. Ancak, şimdilerde bu ekonomik sıkıntıların, ülkelerin jeopolitik ve siyasi istikrarları üzerinde de olumsuz etkiler oluşturacağı anlaşılmaktadır.

Çeşitli ülkelerde seçmenin ekonomik koşullara, yöneticilerin ekonomik ve sosyal sorunlar karşısındaki yetersizliklerine karşı tepkileri, popülizm olarak tanımlanan kitlesel hareketlere yol açarak siyasi dengeleri de zorlamakta.

Covid-19’un bir virüs, bir pandemi ve bir sağlık krizi olması dışında, hem bölgesel hem de küresel siyasi dengeleri etkileyen, uzun dönemli ve kalıcı izler bırakma olasılığı olan bir siyasal virüse dönüşmesi çok da uzak değildir.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here