POLİTİK DOĞRUCULUK NE KADAR DOĞRU?

0
134

Bayan değil kadın.

Bunu son zamanlarda çok duymuşsunuzdur.

Ağzınızdan çıkan her kelimeyi karşınızdaki kişi veya kişilere karşı ayrımcılık sergilememek için kırk kere düşünür müsünüz?

Sosyal toplum dediğimiz yapı artık bizden bunu bekliyor.

Politik doğruculuk uygulamayan bireyleri linç ediyor.

Peki nedir bu politik doğruculuk?

Politik doğruculuk farklı dil, din, kültür ve cinsiyetten kişileri incitmemek amacıyla, özenle kullanılan ifade, düşünce ve uygulamaları tanımlamak amacıyla kullanılan bir terim.

Bu kavram 2010’lu yıllardan beri tartışılan, son zamanlarda sık sık karşımıza çıkan, sürekli farkında olmamızı gerektiren bir konu.

Bilhassa iş yerlerinde.

Özellikle Avustralya gibi çok kültürlü bir ülkede bu daha da önemli hale geliyor.

Birkaç gün önce çıkan yerli bir haberde Avustralyalı öğretmenlerin, okullarda, özellikle sağlık ve beden eğitimi derslerinde sıklıkla kullanılan “ayrımcı” dili dikkate almaları teşvik edildi.

Haber, eril çağrışımı olan sportmenlik kelimesini sporculuk gibi genel bir kelime ile değiştirilmesi gerekildiğini vurguladı.

Bilim adamından bilim insanına değiştirilen birçok tabir gibi.

Kör değil görme engelli.

Fakir değil ekonomik olarak zorda.

Sakat değil, kimine göre özürlü kimine göre engelli.

İnsanlara üstten bakmaya devam ettikten sonra onlara ne dediğinizin çok da önemi yoktur.

Politik doğruculuğun en önemli sorunu da budur, var olan bir problemi çözmeden sadece vicdanları rahatlatmak için süslü bir kavram bulmak.

Politik doğruculuk sebebiyle, günlük yaşamımızda, ağzımızdan çıkan her kelimenin ofansif olup olmadığını özenle tartmak durumunda kalıyoruz. Üstelilk hangi kelime veya tabirin kimi rencide edip, kırabileceğine dair en ufak bir ipucumuz olmadan.

Bu tür durumlar, politik olarak doğru kültürlerde günlük olarak meydana gelir. Yani hiç konuşulmayan doğruluk kurallarının kültürler arası etkileşimlerindeki davranışlarına yön veren toplumlarda.

Bu durum farklı ırklardan, cinsiyetlerden, dinlerden ve diğer sosyal grupları barındıran insanlar arasındaki etkileşimlerde ortaya çıkmakta.

Kelimeler konusunda politik doğruculuk yapan fakat kafa yapılarını değiştirmeyen toplumlar, adeta kelimelerin ardına gizlenir durumda.

Politik doğruluğun altında yatan eşitlik taahhüdünü benimsemek ve bu yolda oluşturan sosyal normlardaki değişiklikleri takdir etmek her sorumlu bireyin düşüncesi olmalı.

Ancak, politik doğruluğun yapıcı ve sağlıklı ilişkiler geliştirmenin önünde oluşturabileceği engeller rahatsız edici.

Politik doğruluk tarafından düzenlenen kültürlerde, insanlar yargılanmaktan ve suçlanmaktan korkmakta ve en sıradan sorunları bile doğrudan ele almaktan çekinmekteler.

Bundan dolayı politik doğruluk, insanların günlük etkileşimlerinde nezaket ve saygı standartlarını aşağıya doğru çekmekte.

Üstelik, politik doğruculuklu davranışlar sergilemeden politik doğruculuklu sözcüklere o kadar odaklanıyoruz ki büyük bir çelişkiyi yaşıyoruz.

Elbette sözlerimiz davranışlarımızı, davranışlarımız sözlerimizi şekillendirir. Fakat, bu herkes tarafından aynı anlama gelen sözcükler için geçerlidir. Politik doğruculuklu sözcüklerde genel itibariyle bir tutarlılık veya bir kılavuz maalesef yoktur.

İki ucu keskin bir kılıç.

Bu durum o kadar ileriye gitti ki artık herkes sıkıştığı noktada politik doğruculuk kartını kullanıyor.

Edepli davranış sergileyen her insan zaten kendinden farklı olan sosyal gruplara saygılı bir şekilde yaklaşacaktır.

Bu sözcüklerden ziyade karakter ile sağlanan bir şeydir.

Kendimizi fazla kasıp her dediğimizin altında ofansif bir şeyler arayarak paranoya bir topluma dönüştük.

Politik doğruluk, ayrımcılığa karşı savunmasız insanları koruyan önemli bir fikirdir, ancak abartılmaması gerekir.

Neticede herkesi memnun etmek imkansızdır ve söylediklerimizin altında yanlış veya ofansif bir şey bulabilecek birileri elbette çıkacaktır.

Karşımızdaki insanları kendimizden farklı görme endişemizi bir kenara bırakıp, insanları sözler ile kırmama, incitmeme yolunda bu kadar kafa yorulacağına farklı sosyal grupları tanıyarak anlamaya ve böylece gerçek manada saygı duymaya çalışmak daha insancıl bir yaklaşım olacaktır.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here