Hayatın İçinden: Onuncu Köy

0
260


Bir toplumun birlik ve beraberliğini, dolayısıyla huzurunu sağlayan en önemli ilkelerin başında adalet, güven ve doğruluk yer alır. Birbirlerine inanmayıp güvenmeyen bireylerin sağlam bir sosyal yapı oluşturması düşünülemez. Günümüzde, menfaatler uğruna bu ilkelerden uzaklaşan toplumlarda huzursuzluk ve kaos kaçınılmaz gözükmektedir.

Hayatın daha yaşanılabilir olması için doğruluk ve dürüstlük bir insanlık vazifesidir. Birlik ve beraberlik ümidiyle bir toplum inşaa edilirken yerleştirilmesi gereken son ilkedir ve tüm taşları yerine kitleyerek ayakta tutacak olan, toplumun kilit taşıdır.

Çoğumuz düşünce yapımıza ters gelen ya da duymak istemediğimiz gerçekleri dikkate almayız. Açıkcası insanlar çoğu doğruları kabullenmek de bir hayli zorlanırlar. Hem dimağımızda hem de yaşamımızda oturtmuş olduğumuz düzene aykırı olabilecek her şeye tepki gösteririz. İnsanlar değişime karşı sürekli bir direniş halindedirler. Var olan düzenin bozulmasından ve içten içe hatalı olmaktan korkar, çekinirler.

Menfaatlerimize ters düşen her şey bizim için sıkıntı unsuru olur. Yenilmeyi, hatalı olmayı gururumuza yediremeyiz, buna istinaden de gerçekleri kabullenmek işimize gelmez. Ebeveynlerin çocuklarının başarısızlıklarını veya taraftarların takımlarının kötü oyunlarını kabul etmek istememeleri gibi. Doğru dahi olsa, yüzümüze vurulan yanlışlar hep halı altına süpürülür. Bu sebeple doğruları söyleyen dostumuz bile olsa ona karşı katı davranırız. Halbuki, gerçek dost sırtında akrep var diyebilendir.

“Her dediğin doğru olmalı, fakat, her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir”. Uygun şartları kollamanın ve konuşma tavrımızın da bir o kadar önem arz ettiğini unutmamalıyız. Aksi takdirde her girdiğimiz köyden kovulabiliriz. Her doğrunun yanı sıra bir de o doğruyu söylemenin zamanı, mekanı, usulü ve üslubu vardır. Söylediklerimiz eğer karşımızdakini rencide edecekse söylemek uygun olmayabilir.

Zaman, mekan, usul ve üslup düşünülmeksizin yaptığımız konuşmalar ters tepki yapabilir ve verilen bilgi ciddiye alınmayabilir. Bu esaslar dikkate alınarak yapılan konuşmalar ise en mağrur ve kibirli insanın bile aklında küçük de olsa bir yer edinebilir ve düşünmesine vesile olabilir.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. İnsanlık huzurlu bir yaşam için gerekirse onuncu köyü arayıp bulmalı fakat, dürüstlükten de asla ödün vermemelidir.

Onuncu köyde buluşmak ümidiyle.

Zeynep Feyza
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here