Hayatın İçinden: Kökten Çözüm

0

İnsanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık.
İnsan neyi anlatabilir?
İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir?
Bitkiler birbirleri ile konuşabilir, insan insanla konuşamaz.                                                                                                                       Ahmet Hamdi Tanpınar

İnsanın ya da insanlığın karşısında duran tek varlık yine insan.
Savaşlar çıkarken de
Küresel ısınma hız kazanırken de
Zenginlik ve açlık oranı arasında dağlar kadar fark oluşurken de
Irkçılığı apayrı bir boyuta taşırken de
Basit bir fikir alışverişi yaparken de
İnsanın karşısında duran yine insan.

Peki insanlık yeryüzünden yok olursa ne olur?
Bu soru daha önce birçok kez soruldu.
Üzerine kitaplar yazıldı, belgeseller çekildi. Filmler yapıldı.

                                                          ***
Fiziki olarak kent alanları yaban hayat içermeye, güneş gören her yerde bitki popülasyonu artmaya başlar. Doğal süreçler sonucu yangınlar ve seller olmaya başlar. Dolayısıyla insan ürünü olan her şey yanıp kül olur. Hayvanlar ve bitkiler elbirliği ile dünyayı temizlemeye başlar.

İnsan müdahelesi azaldığında doğanın kendini nasıl onardığını pandemi döneminde ve Çernobil gibi terkedilmiş kentlerde zaten gözlemledik.

Hani insanlar sözde düşünebildikleri ve konuşabildikleri için en gelişmiş varlıklardı?

O halde neden bitkilerin ve hayvanların dünyayı ve doğayı onarma kabiliyeti insanlarda yok?

Ariel Novoplansky, bir deneyinde kuraklığa maruz kalan bir bitkinin bir diğer bitki ile iletişime geçip geçmediğini öğrenmek için kollarını sıvar.

Deney, bir bitkinin kökünün ikiye ayrılması ve bir saksı da başka bir kökün yarısı ile beraber ekilmesi ile başlar. Böylece altı farklı bitki, on iki kök ve yedi farklı saksı ile tüm bitkiler kökten köke birleşmiş olur.

Bilim insanları, ilk saksıdaki bitkiyi kurak şartlara maruz bırakır. Kuraklık etkisi oluşturabilmek için de şeker alkolü diye geçen Mannitol isimli bir kimyasal eklerler.
Kuraklığa maruz kalan bir bitki, sıvı kaybını önlemek için, ilk olarak yapraklarında bulunan stoma isimli gözeneklerini kapar.

Novoplansky ve öğrencileri, toprağın yeterince nemli olmasına rağmen, ilk saksıya Mannitol eklendikten tam on beş dakika sonra stomaların kapandığını gözlemler.
Asıl ilginç olan, kurak şartlara maruz bırakılmayan iki numaralı bitki de on beş dakika içinde gözeneklerini kapar.

Bu yanıt, ilk saksıdan gelen kuraklık stresli köklerin, aynı bitkinin stresli kökünden stresli olmayan köklerine giden bir sinyal oluşturduğunu ve bu da komşu bitkinin bunu algılamasını sağlayan bir tür sinyal salarak, potansiyel bir kuraklığın haberini vermesinden ibarettir.

Novoplansky, bu deney sonucunda kökten köke iletişim olduğunu ıspat eder.

Muhattabın ile birebir iletişim kurmak ve mesajının karşındakinin uygulamasını sağlayacak nitelikte olması.

Bitkiler bunu çok rahat bir şekilde elde edebiliyor.

Yani meziyet konuşmakta değil, algılamakta ve sağlıklı bir biçimde iletişim kurmaktan geçiyor.

Algılamak ve uygulamak.

Asırlardır mücadele ettiğimiz sorunları düşünecek olursak, maddeler hala aynı.

Envai çeşit sorunlarla ilgili bir sürü direktif ve protokol olmasına rağmen hiçbir gelişme kaydedemiyoruz. Gerek devletler nezninde gerekse de halk nezninde oluşturduğumuz yönergeleri katiyen uygulayamıyoruz.

Gerekli verileri topluyor, gerekli planları yapıyor, tüm cevapları buluyor ama sınav kağıdımızı bir türlü dolduramıyoruz.

Bunun ana sebebi ise yine insanın insana olan hücumu, insanların insanları anlamama gayretinden kaynaklanıyor.

Bizi diğer canlılardan ayıran bu kabiliyetimiz bizi sırtımızdan hançerliyor.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here