Hayatın İçinden: Farkında mısınız?

0
397

Carpe Diem.

Anı yakala.

Belki de öğrendiğimiz ilk Latince sözlerden biri.

Aslında bu sözü anı veya günü yakalamak, yani bir günü doyasıya yaşamak değil de anda kalmak, bir anda sadece o anı düşünebilmek olarak algılayabiliriz.

Bir başka deyişle farkında olmak.

Yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek.

Geçmişte veya gelecekte yaşamak, bu nedenle de yaşadığımız anı ıskalamak hepimizin yaptığı bir eylem.

Bazen düşüncelerimiz ve duygularımız bizi esir alır. Düşünceler biz istemesek bile zihnimizde dolanır. Daha fazla düşünürüz ama daha az farkında oluruz.

Bazen çevremizde olup biteni değil, kafamızda oluşturduğumuz yargılarımızla hareket ederiz. Her şeyi analiz ederiz, yorumlamaya çalışırız. Gözümüzle değil, beynimizle bakarız. Bakarız ama görmeyiz. Bu yoğun anlamlandırma çabası, aslında olan bitene hissizleşmemize yol açar.

Diğer yandan, meşguliyetlerimizin artmasıyla zamanın hızlandığı, tempolu hayatlar sürdürdüğümüz bu teknolojik çağda, zamana yetişebilmek adına anı yaşayamıyor, algılayamıyoruz.

Mevlana Celaleddin Rumi der ki: Geçmiş ve gelecek, Allah’ı bizim gözümüzden saklar. Her ikisini de ateşe atıp yakın.

Özellikle günümüz dünya düzeninde, kimsenin durup ince şeyleri anlamaya vakti yok.

Tempolu, zihin dağıtan, düşüncelerimiz ile başbaşa kalamadığımız bir düzen.

Düşüncelerimiz bile sürü psikolojisi dahilinde kendimizin değil, etrafımızdakilerin.

Manacılıktan çok şekilciliğe bürünüp yüzeysel varlıklar haline geliyoruz.

Peki farkındalık?

Melbourne’de Fitzroy semtinde bulunan bir lokantadan bahsetmek istiyorum. Sahibi aktivist bir kadın. Lokantayı konsept bir lokanta haline getirmiş. Mekanın farklı bölümlerini bir sosyal sorumluluk temasına uygun olarak düzenlemiş. Rezervasyon saatleri belirli saatler olduğu için müşteriler aynı saatte mekana varıyorlar. Lokanta sahibi müşterilerini bir konuşma ile selamlıyor. Bulunduğunuz bölümün sosyal sorun temasına göre sizleri düşünmeye teşvik ediyor. Ardından, isteyenlerin masasına giderek onlarla kısa, çoktan seçmeli bir test yapıyor, konu üzerinde tartışarak farkındalık adına büyük bir adım atmış oluyor.

O gün orada bulunan müşterilerin bir an da olsa düşünmelerini sağlıyor, kimine şekilcilikten sıyrılıp manacılığa dönmesini teşvik ediyor, kimine ise normalde aklına gelmeyecek bir konu hakkında farkında olması için bir girişimde bulunmuş oluyor.

Bu lokantayı sık sık ziyaret edenler zamanla, yalnız yemeğe değil, düşünmeye ve farkındalığa da aç olduklarını anlayabiliyorlar.

Bir çok yazar, bilim insanı, kaşif, filozof, mucit ve siyasetçi günümüzde dünyayı değiştiren insanlar olarak nitelendiriliyor. Kimi önemli bir buluşla, kimi eşsiz kalemiyle, kimi de ilmi ile bizlere hazine değerinde bilgiler ve buluşlar bırakmışlardır.

Fakat, yirmi birinci yüzyılda dünya değişime hala bu kadar açken bunu elde etmek için filozof, bilim insanı veya mucit olmaya hiç gerek yok.

Elimizdeki her hangi bir platformu doğru şekilde kullanarak (mesleğiniz, çocuklarınız, arkadaş grubunuz, komşularınız, sosyal medya hesabınız veya hobiniz gibi) farkındalık oluşturup, insanları bu kaotik düzenden bir an olsun sıyırıp, ince düşünmeye sevk ederek de aslında dünyayı değiştirme gücüne sahibiz.

Çevrem kısıtlı, söylediklerim kime ulaşır, uzman değilim diye düşünmeyelim.

Değişime, farkındalığa, öğrenmeye doğru atılan her adım değerlidir.

Beklemeyelim.

Küçük adımlarla da olsa birbirimize farkındalığı aşılayalım ki, kalplerimiz, zihinlerimiz, ruhlarımız yeniden umutla yeşersin.

Zeynep
Melbourne


Siz de Avustralya Postası yazarı olabilirsiniz. Gönüllü yazarlık hakkında daha detaylı bilgi ve online başvuru için lütfen buraya tıklayınız. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here