Hayatın İçinden: Etiket Algısı

0

Taksonomi, sınıflandırma bilimi ve pratiğidir. Bilim insanlarına daha organize ve kolay çalışma koşulları sunar. Farklı dillerde konuşuyor olsalar bile bilgilerin daha doğru ve düzgün bir şekilde aktarılması bu sınıflandırma yöntemiyle sağlanır.

Gündelik hayatta da düzen dürtüsüyle ister istemez sınıflandırma yöntemlerine yöneliriz. Fakat bu, insanlar üzerinden yapılırken daha karmaşık ve acımasız bir hal alır.

Beynin algısal sistemleri, insanların etrafındaki dünyayı, duyusal bilgileri eksik ya da değişken olsa bile, kararlı görmesini sağlar.

Biz de algılara dayalı bir yaşam süreriz. 

Çoğumuz insan sarrafı olduğumuzu düşünür, biriyle ilk karşılaştığımız an nasıl biri olduğuna hemen karar verir, tereddüt etmeden yaftalarız.

İnsanın doğasında vardır, belirli kalıplara göre insan etiketlemek. Giyimi, kilosu, dinlediği müzik tarzı, kullandığı markalar, oturduğu semt ve eğitim seviyesine göre kategorize etmek.

Birini tanıma zahmetine girmeden, ilk izlenim ve tanışıklık adı altında, onlara bir fırsat verdiğimizi düşünerek kendi oluşturduğumuz etiketler ile insanları zihnimizde sınıflandırırız.

Fütursuzca, giyim tarzına göre hak ettiğini düşündüğümüz saygı seviyesini, yaptığı işe göre ise itibarlı ve saygın olup olmadığını belirleriz.

Nasrettin Hoca boşuna “ye kürküm, ye!”* dememiş.

Yani, görünürde iddialı bir etiketi olmayanların hayatta da bir iddiası yoktur gibi algılanmaktadır.

Ancak, düşünmeyiz. Etiket dediğimiz şey bir algıdan ibarettir. Hepimizin bir diğeri ile ilgili bir algısı mutlaka vardır.

Algı kişi, olay ve zamana göre değişkenlik gösterir ve bazı durumlarda eksik aktarılabilir ya da çarpıtılabilir.

İki sene önce Payless isimli firma bir sosyal deney sonuçlarını paylaştı. Sosyal deney gereği marka ismini daha havalı olduğu düşünülen Palessi ismine değiştirip, şık kavramına sığan bir mağaza ve buna ilişkin bir internet sitesi ve sosyal medya hesabı açar. Markanın ayakkabılarının etiketleri değiştirilerek 19 dolar değerindeki ayakkabılar 400 dolar olarak satışa sunulur. Firma, mağaza açılışı kapsamında bir davet düzenleyerek sosyal medya fenomenlerini davet eder. Davete katılanların hemen hemen çoğu malzeme ve kaliteden ne kadar anladıklarından bahseder. Ayakkabıların yeni etiketi olan 400 doları hiç yadırgamazlar. Neticede kaliteli ve fiyatına değen bir marka olarak kategorize ederler.

Bu deney sonucunda insanların kaliteden ziyade beğeni eşiği, fiyatı, pazarlaması ve tabiri caizse etiketine tav olduklarını söyleyebiliriz.

Birbirimizi etiketlerken de aynı bir ürün gibi tanımadan, anlamadan değer biçiyoruz. Peşin hükümlü ve sığ davranarak, insanları yeterince değerlendirmeden onlara belirli özellikler atfedebiliyoruz.

İnsanlar, kendilerini istedikleri veya paylaşabildikleri kadar anlatırlar ve bu bize araları doldurma yetkisi vermez.

Algı yönetimi ve toplumları etiketleme günümüzde siyasetçilerin de en çok başvurduğu yöntemlerdendir. İnsanları etiketleyerek, ötekileştirerek kendi çıkarlarına uygun olarak toplumları kutuplaştırmak adeta günümüz siyasetçilerinin vazgeçilmez bir politikası olmuştur.

Bir insanı en iyi yolculukta, ticarette ya da komşuluk esnasında tanırız.

İnsanlarla belirli bir ortamda belirli bir süre geçirmeden, belirli ilişkiler içinde olmadan tanımamız mümkün değildir. Genelde bilinmeyenler herkesi tedirgin eder ve bilinmezliktense kendi fikirlerimize göre etiketlemek daha güvenli gelir.

Yalnız, varsayımlar üzerinden birilerini damgalamak ne kadar adil bir davranış olabilir ki? İnsanları değerlendirirken etiketten ziyade şahsiyetin önemli olduğunu unutur hep önyargı bataklığında boğuluruz.

Kast sisteminin kültürlerinin en derinine kadar sirayet ettiği topluluklarda etiketleme çok doğal bir eylem gibi algılanmaktadır.

Bu tür algıları olan toplumlarda bu döngü uğruna prangalanan insanların sayısı çok fazladır.

Önce kendi algılarımızdan başlayarak bu zincir kırılabilmelidir.

Zeynep
Melbourne

*Saygının kişiliğe karşı değil, zenginliğe, varlığa, giyim ve kuşama karşı gösterildiğini anlatmak için kullanılan bir deyim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here