Hayatın İçinden: Domino Etkisi Yaşamlar

0

Ateş düştüğü yeri yakar.

Bu yıl yeniden, yaşayarak öğrendiğimiz bir durum.

İnsanların ısrarla kavramayı reddettiği bir gerçek var. Bizler bu dünyada birlikte yaşıyoruz ve yaşanılabilir bir hayat sürdürmek için de birlikte hareket etmemiz gerekli.

Bencillik rüzgarına kapılmış, ipsiz bir uçurtma gibi savruluyoruz.

Halbuki, her birimizin kararları ve eylemleri bir diğerimizi de etkiliyor.

Bizler aslında dünyanın domino taşlarıyız.

Son zamanlarda, pandemi ile birlikte tekrar görmüş olduk ki insanlar maalesef bencil varlıklar. Kimse başına gelmeden empati yetisini kazanamıyor. Biraz daha diğergam ve duyarlı olabilsek bu domino etkisini de bir nebze olsun azaltabiliriz.

Domino etkisi, bir davranışta değişiklik yapıldığında zincirleme bir reaksiyonu etkinleştirmesi ve diğer davranışlarda da değişime neden olması olarak biliniyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde, bir düşünce olarak başlayan ve sonrasında eyleme geçen her davranış, dünyanın başka bir yerinde olan domino parçasını harekete geçirerek zincirleme reaksiyonu tetiklemiş oluyor.

Günlük yaşamlarımızı oluşturan birçok alışkanlık ve faaliyetlerimiz birbiriyle bağlantılıdır. Yaşam sistemleri ve insan davranışları arasındaki şaşırtıcı ilişki bu nedenle yeni bir kavram değildir.

Bu etki, yaşamın bir alanındaki seçimin diğer alanlarda ilginç sonuçlar doğurmasının temel sebebidir.

Bu günlerde de, kendi başına gelmediği için pandemiyi hala ciddiye almayan insanlar nedeni ile bulaşma oranı katlanarak artıyor.

Tek bir kişi bilinçsiz davranarak, üfürükçü adı altında 136 kişiye koronavirüs bulaştırabiliyor.

Başka bir grup insan düşünceli olduklarını zannederek, bağışıklığımızı geliştiririz diye turşu kurmayı akıl ediyor, fakat maske takmayarak, sosyal mesafe kurallarını ihlal ederek, birbirlerine virüsü bulaştırabiliyorlar.

Maske takıp mesafeye dikkat etmek bu kadar zahmetsiz ve kolayken halkımız adeta zoru severiz diyerek ne yapıp edip kurallara uymamanın bir yolunu buluyor.

Sorsanız, hepimizin hayali çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak. Fakat bunun zıttı için elimizden geleni yapıyoruz.

Bizden önceki nesiller de yapmış, aynı hatayı biz de sürdürüyoruz.

1800lerde fosil yakıt kullanımının artması ile birlikte başlatılan bir zincirleme reaksiyon sera etkisini tetikledi.

1920lerde ise kloroflorokarbon gazlarının icadı bu zincirleme reaksiyonunun hızını arttırdı, ozon tabakasının hasar görmesinin en büyük sebebi oldu.

Sera etkisi ve küresel ısınmanın etkilerini hala yaşıyoruz. 2019 yılında Brezilya ve Avustralya gibi ülkelerde meydana gelen orman yangınları da bu zincirlemenin çürük bir meyvesi.

Her ağaç kestiğimizde veya sebep olduğumuzda, fazla balık avladığımızda, otçuldan çok etçil beslendiğimizde, ya da basit olarak nitelendirebileceğimiz LED olmayan ampül kullandığımızda bu zincirlemeye bir domino parçası da bizler ekleyerek küresel ısınmaya katkıda bulunuyoruz.

Sonuç olarak, farklı bir dönemde, farklı bir zaman diliminde, farklı bir kıtada da olsak biz insanların bir eylemi bütün insanlığı etkileme potansiyeline sahip.

Basit bir eylemim neyi etkileyebilir ki diye düşünmeyin.

Böyle düşünen yaklaşık 8 milyar insan olduğu takdirde oluşabilecek etkiyi düşünün.

Her birey, vicdanını ve ferasetini pusula olarak belirleyip, başarılı eylemlere yol açan yeni davranışlar inşaa ederek, iyi alışkanlıkların zincirleme reaksiyonunu tetikleme gücüne sahiptir.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here