Hayatın İçinden: Dilsiz Şeytan

0
213

Dihidrojen monoksit.
Tadı ve kokusu olmayan kimyasal bir bileşen.
Özellikleri o kadar değişken ki, kimi zaman hiçbir tehlike arz etmiyor kimi zaman ise ölümcül bir madde.
Maddenin haline göre kimi zaman yakıyor, kimi zaman donduruyor.
Belirli organik moleküller eşliğinde heykellerin yüzlerini, ağaçların gövdelerini çürütecek asitler oluşturabiliyor.
Bu kimyasal bileşen, onun ile yaşamayı bilenler için bile potansiyel bir katil.

Biz ise kısaca ‘su’ diye isimlendiriyoruz.

Suyun özelliklerini hiç böyle okumuş muydunuz?
Size yanlış hiçbir bilgi aktarmadım, fakat değişik algılanabilecek, çok farklı bir açıdan anlattım.

Su çok tuhaf bir madde.
Şekilsiz ve saydam, fakat her girdiği kabın şeklini alır.
Tadı yok, fakat içmeye doyamayız.
Her yıl binlerce insanın suda boğulduğunu bilmemize rağmen her güneşi gördüğümüzde kendimizi suya atmak için sabırsızlanırız.

Su her yerde.
Patates 80%, bakteri 75%, inek 74%, insan ise 65% sudan oluşmaktadır.
Şiddeti zuhurunda gizli.
Su o kadar yaygın ve her yerde var olan bir madde ki ne kadar olağanüstü olduğunu göremiyoruz.

Özellikleri hiçbir kimyasala benzemiyor.

Eğer farklı kimyasallar ile karşılaştırarak, suyun özelliklerini tespit etmeye çalışsaydık -93 derece de kaynamasını ve oda sıcaklığında gaz olmasını beklerdik.

Sıvı olan her madde dondurulduğunda 10% oranda daralır. Su da daralıyor fakat belirli bir noktaya kadar.
Donmaya ramak kala son derece olanaksız bir şekilde genişlemeye başlıyor.
Bu nedenledir ki buz suyun üstünde yüzebiliyor.
Bu tamamen tuhaf özellik sayesinde buz batmıyor, suyun ısısı belirli noktada kalıyor ve tüm denizin donmasını engelliyor.
Kimya ve fizik kurallarına aykırı bu özellikleri ile bize yaşanılacak bir hayat sunuyor.

Su hepimizin hayatının çok önemli bir parçası olmasına rağmen, gözümüzün önünde, içimizde veya etrafımızda olmasına rağmen özelliklerini görmezden gelebiliyoruz.

Bize aktarılan su tarifi bile bize yabancı gelebiliyor.

Günümüzde süregelen olaylar da sürekli ve benzer şekillerde gözümüzün önünde meydana geldikçe bizler görmemeye başlıyoruz.

Bunun ile birlikte, bazı olaylar bizleri manipüle edebilmek adına farklı açıdan aktarıldığı için bildiğimizi dahi unutabiliyoruz.

Tıpkı son günlerde bir takım devletler eliyle aşırı yoğunlaşan şiddet, haksızlık ve adaletsizlikleri görmezden geldiğimiz gibi.

Birlik, beraberlik ve adaleti ne yazık ki devletler sağlayamasa da bizler, toplumu var eden halk olarak en azından at gözlüklerimizden kurtulup, kendimizi ve etrafımızdakileri bilinçlendirip, dünyadaki adaletsizlikleri tanıyıp, engel olmaya çabalayabiliriz.

Aslında başımıza gelen adaletsizlikleri, haksızlıkları yine biz seçiyoruz. Farkında olmadan biz onaylıyoruz.

Adaletin, sadece görünürde sağlandığı yerlerde, sömürülen halklara destek olarak zulmü duyurmamız gerekir.

Hz. Ali ‘Bir zulme engel olamıyorsanız onu herkese duyurun’ demiştir.

Herhangi bir yerdeki adaletsizlik başka bir yerde var olan adalete de keskin bir tehdittir.

Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır (Hz. Muhammed S.A.V).

Sömürülen, ezilen, tehdit edilen, işkence gören, soykırımın eşiğinde olan, çaresiz bırakılan toplumları görmezden geldikçe bizlerden de bir şeylerin eksildiğine emin olabilirsiniz.

Su olmadan yaşamamız imkansız peki ya adalet ve vicdan olmadan?

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here