Hayatın İçinden: Birliğimiz Daim Olsun

0

Yine bir takım hesaplamalar ve tartışmalar sonrası Ramazan ayının başlangıç tarihi Avustralya müftüsü tarafından 13 Nisan 2021 olarak onaylandı.

Ramazan ayının habercisi olan camii mahyalarında görebileceğimiz ‘birliğimiz daim olsun’ yazısını ne yazık ki bu sene de tam anlamıyla yaşayamayacağız.

Bizler Avustralya’da geçtiğimiz sene, kısıtlamalar ve tecrit altında geçirdiğimiz ‘Kovid Ramazanından’ sonra nispeten normal bir Ramazan geçiriyor olabileceğiz. Fakat, Türkiye ve diğer ülkeler için durum böyle değil.

Bu sene de Ramazan ayı tüm Müslümanlar için farklı geçecek.

Mesela Türkiye’deki vatandaşlarımız teravih namazlarını camiilerde değil evlerinde kılacak. Toplu iftar ve sahur etkinlikleri olmayacak.

Hem dinimizin hem kültürümüzün bir parçası olan birlik ve beraberliğimiz ile sınanıyoruz.

Müslüman alemi olarak ne zaman birlik içindeydik ki diye sorabilirsiniz.

Belki de tam olarak bu nedenle fiziki birliğimiz de zedelenmiş olabilir.

Çok kültürlü bir ülkede yaşamanın bir avantajı da dünyadaki ülkelerin ilişkilerini ve dinamiklerini küçük çapta görebiliyor olmamız.

Arap, Türk, Iraklı, Bosnalı, Lübnanlı, Somalili, Mısırlı, Endonezyalı, Afganistanlı ve birçok farklı etnik kökene sahip olan Müslümanların bir arada yaşadığı bu ülkede, İslam aleminin günümüzdeki birliğinin İslami prensiplerin çok uzağında kaldığını gözlemleyebiliriz.

Avustralya’da neredeyse her sene Ramazan orucunun başlangıcı ve bayram tarihi Müslümanlar arasında karışıklılığa sebep oluyor.

Ramazan ayının ruhuna aykırı, birlik olmadan farklı tarihlerde oruç tutulmaya başlandığı yıllar dahi oldu.

Bu ne yazık ki sadece Ramazan ayı ile sınırlı bir sorun değil.

Devletler arası ilişkiler, ekonomi, siyaset ve kültürel kavramlarda da bir araya gelememek dengeleri bozan bir sorun.

153 ülkenin sıralandığı listede verilerine ulaşılabilen 40 Müslüman ülke var.

Bu dünyanın yaklaşık %26’sı Müslüman çoğunluğa sahip devletler demek.

Günümüzde, ithalat listelerinin zirvesinde olan petrol ve doğal gazın büyük bir kısmı Müslüman ülkelerinden çıkmakta.

Dünyanın en zengin ülkeleri arasında ilk sırada bir Müslüman devlet, bunun haricinde ilk onda ise üç İslam devleti yer almakta.

Dünyanın en fakir ülkeleri arasında ise ilk onda iki tane Müslüman devleti yer almakta.

Bu veriler bile aslında bu sorunların derinliğine ışık tutmakta.

Müslüman devleti derken, bu devletlerin İslami ahlaka göre yönetilmediği aşikar.
Müslümanların çoğunlukta olduğu devletlerden İslam devleti diye bahsedilmekte ve büyük sorumluluk yüklenmekte.

Haritayı bile bir Müslüman geliştirmişken yolumuzu ve birliğimizi kaybetmemiz neden?

Müslüman devletler birlik ve beraberlik içerisinde ortak bir paydada buluşsa, yalnızca Ramazan ve Kurban zamanında değil, tüm yıl boyunca Müslüman kardeşlerimize yardımcı olunabilir.

Bu ruhun yakalanamadığı ve folklorik Müslümanlığın ayyuka çıktığı günümüzde vicdanlarımızı ne yazık ki, ancak bayramdan bayrama rahatlatabiliyoruz.

Tüm Müslüman devletler İslamiyet’in temel prensibi olan birlik ve beraberliği benimsese, belki de başta açlık ve ekonomik kriz olmak üzere, sosyal sorunlar çok daha kolay bir şekilde çözümlenebilecek.

Fakat, menfaat uğruna gözler körelmiş ve birlikten kuvvet doğduğu unutulmuş.

O kadar unutulmuş ki, farklı din mensupları İslam’a ait birçok prensibi benimseyerek Müslüman aleminden daha fazla Müslüman gibi yaşamakta.

Cat Stevens’ın (Yusuf İslam), ‘İslamı Müslümanlardan öğrenseydim Müslüman olmazdım. İslamı Kur’an’dan öğrenerek Müslüman oldum’ demesi oldukça manidar olsa gerek.

Dilerim camii mahyalarında birliğimiz daim olsun gibi yazılar okuduğumuzda sorgulamadan amin diyebileceğimiz nice Ramazanlar geçirebiliriz.

Zeynep
Melbourne

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here