HAYATIN İÇİNDEN – Asrımızın Utanç Tablosu

0
273

Haddini aşan her duygu zıttına dönüşür.

Fazla gülersen sonunda gözünden yaş gelir.
Ya da fazla ağlarsan gülme krizine girersin.

Bu çoğu duygu için geçerlidir.

Özellikle feraset yoksunu, bilinçsiz insanlar duygu ve düşüncelerini yönetemedikleri zaman ortaya bir nevi aşırılık veya yobazlık çıkmaktadır.

Tıpkı son günlerde çok konuşulan Taliban gibi.

Afganistan’da faaliyet gösteren silahlı örgüt Taliban, Peştunlar’dan oluşan bir grup. Grup üyeleri kendilerini ‘Afganistan İslam Emirliği’ olarak tanımlıyor.

Taliban, 1994’te Afganistan’ın güneyindeki Kandahar kentinde ortaya çıkmıştır.

İki yıl içinde ülkenin büyük bölümünde kontrolü ele geçirdi. Katı bir şeriat rejimi kuruldu.

Şimdilerde, Taliban 2000’lerin başında kaybettiği gücünü geri kazanmak istiyor.

Örgüt ülkeye tekrar şeriatı getirmek ve parlamentoyu kaldırmayı hedefliyor.

Önceleri nispeten yumuşak bir görünüm veren örgüt Kabil’in ele geçirilmesinin ardından çok katı kurallar uygulamaya başladı.

Şeriata dayalı anayasal sistem yürürlüğe girdi.

Hayatın her alanından soyutlanan kadınların çalışması, kız çocuklarının okula gitmesi ve eğitim alması tamamen yasaklandı.

Kadınlara peçe zorunluluğu erkeklere ise takke ve sakal mecburiyeti getirildi.

Sakalını kesenler için 6 aydan başlamak üzere hapis cezası verildi.

Yüzü görülen kadınlar kırbaçlandı.

Fotoğraf dahil her türlü görsel yayın ve müzik yasaklandı.

‘İslam devletine karşı gelenler’ hain ilan edilerek doğrudan idam edildi.

Geçmiş dönemlerde İslam’ı yanlış yorumlayan ya da siyasi çıkar ve makam elde etmek için kullanan gruplar görülmüştür, ama hiçbir dönemde günümüzdeki kadar eğitimsiz, bilinçsiz ve cahil grupların elinde bu kadar garip bir İslam anlayışı olmamıştır.

Adeta islamofobiyi arttırmak için yapılmış bir hamle gibi.

İslam ile ilgili basit bir araştırma yapan biri bile bu örgütün İslam ile uzaktan yakından alakası olmadığını, dinin yanlış tasvir edilip, aşırılığa kaçıldığını anlar.

Burada aşırılıktan kastımız cahil ve bilinçsiz bir şekilde insanlığa zarar veren aşırılıktır.

Eğitimsiz, bilgisiz, cahil toplumlarda aşırılıklar kaçınılmazdır.

Cahil insanları yönlendirmek ve olur olmaz şeylere inandırmak oldukça kolaydır. Bundan korunmak için eğitim şarttır.

Ancak, yalnız dini eğitimin sonucu yobazlıktır. Fen ilimleri ise maneviyat ve dinsiz kalırsa, hile, şüphe ve inkarcılık doğar. Ahlaki değerler önemsiz hale gelir.

Fen ilimleri aklın ışığıdır. Dini ilimler ise maneviyatın temelidir. İkisinin birleşmesi ile hakikat doğar.

Yani fen ve dini ilimler bir arada okutulursa, değerlere dayalı bir eğitim ile insanlar çift kanatlı olur ve medeniyete, insanlığa doğru pervaz ederler.

Dikkat ederseniz az gelişmiş, eğitimsiz çoğu ülkede aşırılığa kaçan bir örgüt, bir grup mutlaka vardır.

Bu, ne yazık ki az gelişmiş veya sömürge ülkelerde çok sık görülen bir durumdur.

Bunun altında yatan neden ise sömürülen halkın daha rahat yönetilebilmesi için o toplumda eğitimin dengesini bozmaktır.

Bu aslında politik bir stratejidir.

Din sömürüsü altında adeta uyuşturulan insanlar etraflarındaki durumun muhakemesini yapamamamakta ve kendi halkına cehennemi yaşatmaktadır.

İslam’ın siyasallaşmasının ya da Siyasi İslam’ın son noktası budur.

Bu menfaat kargaşası içinde ise olan masum çocuklara ve yersiz yurtsuz kalan insanlara olmaktadır.

Vatanlarından koparılan, ülkeleri, kıtaları aşmaya çalışan, ve bu uğurda hayatlarını yitiren binlerce mültecinin yaşadıkları asrımızın utanç tablolarıdır.

Kendini talebe* gören bir zihniyetin cahillik ve eğitimsizlikten beslenerek bir güç haline gelmesi ve getirilmesi ise işin düşündürücü yanı.

Zeynep
Melbourne

*Talib (öğrenci) kelimesinin çoğulu Taliban, yani talebelerdir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here