HAYATIMA YÖN VEREN MEKTUPLARIM – Squid Game dizisine bizden bir bakış

0
194
Hüseyin Çoşgun

Netflix’in orijinal yapımı Squid Game adlı kapitalist tüketime dayalı sistemi eleştiren dizisi hakkında izleyenlerin ilk tepkileri ortaya çıkmaya başladı. Dizinin ilginç ve psikopatça kurgulanmış senaryosu ve şiddet sahnelerinin, son zamanlarda sıkıcılaşmaya başlayan Netflix’e de renk getirdiği aşikar.

Hemen belirteyim, ben Netflix’e karşı bir insanım. Oradaki dizi ve filmlerin toplumu, sermaye sahiplerinin amaçları doğrultusunda yönlendirdiğini düşünenlerdenim. Fakat bu dizi hakkında o kadar çok soru geldi ki, incelemek için diziyi izledim ve çıkardığım sonuçları sizlerle de paylaşayım istedim.

Öncelikle ifade etmeliyim ki, bu yazıda YÜKSEK DOZDA SPOILER UYARISI var. Dizi toplumda sahte yüzlerin sahte mutlulukların arkasında aslında kazandığından çok harcamanın zararlarını ve bizim kendi ellerimizle oluşturduğumuz sermaye sisteminin tüketim hırsıyla insanları nasıl felakete götürdüğünü, devam eden süreçte ise bu kısır döngüden kurtulmak için insani bütün değerleri terk edip para hırsıyla ölümü ve sevdiklerini bile öldürmeyi düşünen birey haline dönüşmüş insanları anlatıyor.

Yönetmen Hwang Dong-hyuk senaryoyu ilk 2008 yılında kaleme almış ve 2009 yılında tamamlamış fakat dizi 2019 yılında kabul edilmiş. Yönetmenin kendisi bile tıpkı yarışmada ki 456 numaralı oyuncu gibi bir haldeymiş. O zamanlar böyle bir oyun olsaydı ben de katılırdım diyor.

Dizideki yeşil eşofmanlar Güney Kore okullarında kullanılanlardan, maskeler ise karıncaların yüzlerinden yapılmış.

6. His adlı filmi izlediniz mi bilmiyorum ama ben o filmi izlediğimden beri bütün filmlerin cevabının aslında en başta olduğuna inanırım. Bu dizide de aslında bütün soruların cevabı ilk sahnelerde vardı. Mesela dizide yarışmacıların çoğu bir sonraki oyunu önceden öğrenebilmek için birbirine girmişti. Halbuki oyunlar dev yatakhanenin duvarına daha önceden resmedilmişdi. Korece’de Oh Il-nam “Bir numaralı adam” anlamına geliyor. Bu da Korece bilenler için dizinin sonuna dair ufak bir ipucu zaten ilk oyunda dedektörün kendisine ayrımcılık yaptığını görebilirsiniz.

Bu kadar detaydan sonra gelelim asıl konuya. Dizide kendi elleriyle yaptığı hatalar yüzünden başlarına gelen felaketlerden sonra kurtulmaya dair umutlarını kaybetmiş insan topluluğunu görüyorsunuz.

(Zümer Suresi, 53. ayet: (Benden onlara) De ki: “Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir.”)

Kardeşin kardeşe, eşlerin birbirine, patronun işçisine, işçinin patronuna olan güveninin kaybolduğu bir zamandayız. Sözüne sadık insanlar artık parmakla gösterilecek kadar az. Güvensizlik her yerde: İşi alana kadar her şeye evet diyen sahtekâr iş adamları, kazalı arabasının satılması için yalan üstüne yalan söyleyenler bunlardan sadece birkaçı. Oysa gerçek bir Müslüman vaat ettiğini yerine getirmek zorundadır. (Saff Suresi, 2. ayet: Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz?) Dizide 199 numaralı Müslüman oyuncu aklınıza gelmiştir. O karşısındaki Müslüman olmamasına rağmen sözüne sadık kaldı. Fakat karşısındaki oyuncu geçici bir zafer kazanmış gözükse de sonunda kaybedenlerden oldu. Yabancı bir dizide ilk defa Müslümanları iyi bir şekilde göstermeleri de taktire değerdi.

Olduğumuzdan daha farklı biri gibi görünme çabası, ileriyi düşünmeden kontrolsüz bir şekilde yapılan alışveriş ve israf bilincinin oturmaması yüzünden kredi kartların limitleri çoktan dolmuş ve felakete doğru giden yüzlerce insan var etrafımızda. Oysa nerede duracağımızı bilmek zorundayız. (İsra Suresi, 27. ayet: Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.

Furkan Suresi, 67. ayet: Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.)

Dizide yarışmayı kazanana 456 numaralı oyuncunun yüklü miktarda parayı içerde söz verdiği gibi bir çocuğun bakımı için yakın arkadaşının annesine verdiğini de görüyoruz. Peki biz etrafımızda ya da yakınlarımıza hakkını veriyor muyuz? Nice insanlar var ki ağızlarını açıp sizden bir şey istemezler gururludurlar. Oysa imkanımız varsa şeytanın sizi kandırmasına izin vermeden önce (Bakara Suresi, 268. ayet: Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. ) yakın akrabalarımıza, komşularımıza yardım etmeliyiz. (İsra Suresi, 26. ayet: Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.)

Sözün özü kanlı ve müstehcen sahneleri bir kenara koyacak olursak film de anlatılmak istenen mesaj gayet açık. İnsan kendi yaptığı sistemin hem oyuncusu hem de kurbanı.

Selam ve dua ile,

Hüseyin COŞGUN
Melbourne

1982 Ankara doğumlu. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Ankara’da tamamladı. 2000- 2011 yılları arasında devlet memurluğu yaptı, 2011’de ise sağlık sorunları sebebiyle görevi bırakmak zorunda kaldı. 2012 yılından bu yana eğitim ve iş imkanları için Avustralya’da yaşamakta. Kitap okumayı, sinemayı ve topluma faydalı sosyal projelere katılmayı çok seviyor. Halihazırda Medeniyet Tasavvuru okuluna devam ediyor ve gelecek adına insanlığa katkıda bulunmak istiyor. Evli ve 2 küçük kız babası.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here